23 Nisan 2017 Pazar

  • 3,640 TL
  • 3,904 TL
  • 150,58 TL
  • 92.424

Eğitim-Sen: Yeni müfredat bilimsellikten uzak, oldubittiye getiriliyor

Eğitim-Sen: Yeni müfredat bilimsellikten uzak, oldubittiye getiriliyor

Eğitim-Sen Kocaeli Şubesi bir basın açıklaması yaparak Milli Eğitim Bakanlığı’nın yeni müfredat çalışmasını eleştirdi. Şube Sekreteri Osman Ergün, ''Bilimsellikten uzak, 'dini' ve 'milli' öğelerle donatılmış bir müfredat oluşturulmak isteniyor. Oldubittiye getirilme çabası var'' dedi

19 Ocak 2017 Perşembe 14:55 Eğitim

Eğitim-Sen Kocaeli Şubesi bir basın açıklaması yaparak Milli Eğitim Bakanlığı’nın yeni müfredat çalışmasını eleştirdi. Basın açıklamasına Eğitim-Sen Kocaeli Şubesi Şube Sekreteri Osman Ergün, Mali Sekreter Metin Temel ve Örgütlenme Sekreteri Göksal Yılmaz katıldı. Milli Eğitim Bakanlığı’nın yeni müfredatla ilgili öneri alma sürecinin dar zaman içerisinde, göstermelik bir şekilde yapıldığını belirten Osman Ergün, konunun oldubittiye getirilmek istendiğini vurguladı. Yeni müfredat ile ilgili çok ciddi kaygılarının ve eleştirilerinin olduğunu belirten Ergün, “Taslak programlar pilot uygulama yapılmadan, bilimsel bir inceleme ve değerlendirmeye tabi tutulmadan önümüzdeki eğitim öğretim yılından itibaren uygulanacak” diye konuştu.  “Dini” ve “milli” öğeler ve referanslarla donatılmış bir müfredat oluşturulmak istendiğinin altını çizen Osman Ergün, özellikle tarih ders kitaplarında yeni Osmanlıcılık izlerinin belirginleştiğini hatırladı.

SEMBOLİK VE GÖSTERMELİK

Ergün açıklamasına şöyle devam etti: ‘’Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından, 2017-2018 eğitim öğretim yılından itibaren eğitim kademlerinin tamamında yeni müfredatın uygulanacağı ilan edilmiştir. Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, 13 Ocak Cuma günü yaptığı basın toplantısı ile 53 farklı dersin taslak programının bakanlık internet sitesinde askıya çıkarıldığını açıklamıştır. Ülkenin eğitim sistemi ve geleceği açısından böylesine önemli bir konuda taslak programlarla ilgili kurumsal önerilerin 6 Şubat, bireysel önerilerin 10 Şubat 2016 tarihleri ile sınırlandırılması, MEB’in müfredat taslakları ile “öneri alma” sürecini sadece sembolik olarak ele aldığını göstermektedir.

RAPOR HALİNE GETİRECEĞİZ

Eğitim Sen, MEB tarafından hazırlanan taslak eğitim programları ile ilgili olarak bir değerlendirme komisyonu oluşturmuştur. Aralarında alanlarında yetkin bilim insanları, müfettişler, öğretmenler ve uzmanların da yer aldığı komisyonumuz taslak programları incelemeye başlamıştır. Taslak programlarla ilgili olarak oluşturduğumuz komisyon tarafından yapılacak olan inceleme ve değerlendirmelerin sonuçları önümüzdeki günlerde rapor haline getirilecek, sendikamızın taslak öğretim programlarına ilişkin eleştiri, öneri ve değerlendirmeleri MEB ve kamuoyu ile paylaşılacaktır.

SON DERECE SAKINCALI

MEB’in askıya çıkardığı taslak programların pilot uygulama yapılmadan, bilimsel bir inceleme ve değerlendirmeye tabi tutulmadan önümüzdeki eğitim öğretim yılından itibaren uygulanacağının açıklanması son derece sakıncalıdır. Bakanlığın gelecek öneriler doğrultusunda ders kitapları yazım sürecinin 20 Şubat’tan itibaren başlayacağını açıklaması, tıpkı 4+4+4 düzenlemesinde olduğu gibi, müfredat gibi önemli bir konunun bir oldubittiye getirilmek istendiğini göstermektedir.

YANGINDAN MAL KAÇIRMA

Müfredat değişikliği ilkokulda, ortaokulda, lisede işlenecek derslerin içeriği ve bunlarla ilgili önemli ve tüm toplumu ilgilendiren düzenlemelerdir. Müfredat değişikliklerini içeriğinin ne olacağı, nasıl bir değişiklik önerildiğinin bütün yönleriyle, bilim insanları, eğitim bilimciler ve eğitim sendikalarının görüşleri alınarak, çeşitli yönleriyle tartışılarak belirlenmesi gerekir. Oysa bugün MEB’in yapmaya çalıştığı ülkenin bugünü ve geleceğini ilgilendiren böylesine önemli bir konuda “yangından mal kaçırır gibi” hareket etmekten başka bir şey değildir.

ÖNERİ ALMA GÖSTERMELİK

MEB’in, okullarda uygulanacak öğretim programları ile ilgili olarak, çeşitli bilim dallarını ilgilendiren konuların eğitim biliminin temel ilke ve kuralları çerçevesinde değerlendirilmesi için adım atmak yerine, göstermelik olarak halka ve “sivil toplum” kuruluşlarının görüşlerine başvurmayı tercih etmesi, içeriğinden bağımsız olarak halkın onayının da alınmak istendiğini göstermektedir. Daha önce benzer süreçlerde yapıldığı gibi, yeni müfredat programı oluşturulurken iktidarın siyasal-ideolojik çizgisi ile ters düşmeyen, aynı zamanda mevcut eğitim politikaları ile uyumlu bir müfredat programının hazırlandığı anlaşılmaktadır.

NEYİ KASTETTİĞİ ANLAŞILDI

Yeni müfredat hazırlıkları sürecinde “Eğitim müfredatının basitleştirilerek, hacminin daraltılacağı”, “Bilgiden çok analiz yeteneklerini geliştirecek bir müfredat oluşturulacağı” iddia edilmiştir. Ancak 13 Ocak’ta taslak programların açıklanmasının ardından programlardaki “sadeleştirme” ve “basitleştirme” kavramları ile neyin kastedildiği kısa sürede anlaşılmıştır. MEB’in sadeleştirmeden kastı, öğretim programlarında iktidarın siyasi-ideolojik söylemleri ile çelişen bilgi ve ifadelerin ayıklanması, buna karşın özellikle iktidar tarafından sürekli referans gösterilen kişi ve olayların öğretim programlarının içine yerleştirilmesidir.

BİLİMSEL EĞİTİM ORTADAN KALDIRILIYOR!

MEB tarafından açıklanan yeni müfredat program taslağı üzerinde bakanlığın iki yıldır süren çalışmalarının, iktidardan farklı düşünen akademisyenlerin, bilim insanlarının ve yandaş sendika dışındaki sendikaların görüşlerine neden başvurulmadığı anlaşılmıştır. Tüm ülkeyi ve gelecek nesilleri yakından ilgilendiren eğitim müfredatı gibi bir konuda, taslağın, siyasal ve ideolojik olarak iktidara yakın çevrelerin müdahalesiyle daha da geriye götürülmesi, bilime ve aydınlanma düşüncesine karşı adeta bayrak açılması söz konusudur. Ders kitaplarında bir süredir sürdürülen “sadeleştirme” ve “basitleştirme” uygulamalarının doğrudan bilim, felsefe, tarih ve sanat derslerini hedef alması, ünite ve kazanım sayılarının azaltılarak, “dini” ve “milli” öğeler ve referanslarla donatılmış bir müfredat oluşturulmak istenmektedir.

BİLİMLE BAĞI KOPMUŞ

MEB böylesine tehlikeli bir adım atarak, eğitim müfredatının bilimle, bilimsel bilgi ile gerçeklerle en somut bağını koparmış, eğitim sisteminde her türlü bilim dışı akım ve düşüncenin gelişmesi için geniş bir alan açmıştır. Evrim Teorisi sadece biyolojide değil, tüm doğa ve insan bilimlerinde, bilimi ve aklı yok sayan “yaradılışçı eğilimler”in akıl dışı safsatalarına karşı, bilimlerin bilimsel kalitelerini geliştirme ve ilerletmenin temel dayanak noktalarından birisi olan bir teoridir. Bugün dünyanın her yerinde bilimsel bir gerçeklik olarak kabul edilen Evrim Teorisi’nin biyoloji ders kitaplarından çıkarılması başlı başına bir skandaldır. Evrim Teorisi, iktidarın özellikle 4+4+4 sonrasında hayata geçirdiği “dindar ve kindar nesil yetiştirme” projesine kurban edilmiştir. Bu adımın arkasında, bütün okullarda okutulan müfredatı, imam hatip müfredatı ile benzer hale getirme çabaları yatmaktadır.

KATKISI TARTIŞMALIDIR

Müfredat değişiklikleri ile tarihin, darbeler ve cuntaların da tarih kitaplarında okutulacak olması,  dönem başında tüm okullarda bir hafta boyunca şiddet görüntüleri eşliğinde gelişme çağındaki ilkokul öğrencilerine sakıncalı olmasına rağmen zorla izlettirilen ve “15 Temmuz darbe girişimi”nin eğitim müfredatına girmesi, ulusal bayramlar arasında sayılması, hatta Felsefe dersi müfredatı içine yerleştirilerek anlatılmak istenmesinin eğitim bilimine ne kadar katkısı olacağı tartışmalıdır.

TEHLİKELİ YAKLAŞIMLAR

Özellikle Hayat Bilgisi ve Sosyal Bilgiler Derslerinde çok sayıda tartışmalı ve iktidarın siyasal-ideolojik söylemlerini çağrıştıran değişikliklerin yapılması, benzer bir şekilde geçtiğimiz yıl bütün okullarda kutlanması için resmi yazı yazılan “Irak Kut’ülAmare Zaferi” gibi bir olayın yer alması dikkat çekicidir.  Son dönemde laik/seküler eğitime yönelik olarak başlatılan düşmanca yaklaşımlar, Anayasanın ve toplumsal yaşamın temel ilkelerinden birisi olan laik eğitim ve laik yaşamı savunanların gözaltına alınması, tutuklanması ve hedef haline getirilmesine ilişkin tehlikeli yaklaşımları, yapılmak istenen müfredat değişikliklerinden ayrı ve bağımsız değerlendirmek mümkün değildir.

LAİK YAŞAMA KARŞI

Türkiye’deki bütün eğitim kurumları, iktidarın ırkçı, mezhepçi, ayrımcı ve otoriter uygulamaları nedeniyle gerçek işlevlerinden hızla uzaklaştırılmıştır. İktidarın eğitim başta olmak üzere, toplumsal yaşamın bütün alanlarında uyguladığı baskı, şiddet ve dayatmacı uygulamalar, laik eğitime, eşit, özgür ve demokratik yaşama karşı açık bir meydan okumanın yaşandığını göstermektedir. Müfredat değişiklikleri, bir anlamıyla “laik eğitim ve laik yaşama” karşı meydan okumanın somut bir yansımadır. Laik-bilimsel eğitim anlayışına açıkça meydan okuyan, din-toplum ilişkisini konu alan ve laikliği de içeren sekülerizmi “satanizm” ile aynı kefeye koyarak “sakıncalı düşünce” ilan eden çağ dışı zihniyete karşı eğitim ve bilim emekçilerinin örgütlü gücü Eğitim Sen olarak bütün imkanlarımızla mücadele edeceğimiz bilinmelidir.

YENİ OSMANLICILIK İZLERİ

Tarih Ders Kitaplarındaki “Yeni Osmanlıcılık” İzleri Belirginleşmiştir! Özellikle tarih ders kitaplarında Atatürk ve Cumhuriyetin ilk yılları ile ilgili bilgilerde ciddi bir ayıklanma yapılırken, Osmanlı İmparatorluğu ile ilgili son derece ayrıntılı eklemeler yapılmış olması dikkat çekicidir. Daha somut örnekler vermek gerekirse; “Ortaöğretim Türk Kültür ve Medeniyet Tarihi” dersi öğretim programında “Türklerde Eğitim ve Bilim” başlığı altındaki alt başlıklara bakmak yeterlidir.”

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

DİĞER HABERLER

ÇOK OKUNANLAR

SONRAKİ HABER

İşte İzmit Körfezi'ni katleden firmaya verilen para cezası!

İşte İzmit Körfezi'ni katleden firmaya verilen para cezası!