22 Eylül 2019 Pazar

Dini ve piyasacı eğitim, büyük zarar verdi

Dini ve piyasacı eğitim, büyük zarar verdi

2018-2019 Eğitim Öğretim yılını değerlendiren Eğitim Sen Kocaeli Şube Başkanı Hicran Turan, “Okullarda yaşanan yoğun dinselleşme ve eğitimi ticarileştirme uygulamaları okullarımızı eğitim yuvası olmaktan uzaklaştırmıştır” dedi

20 Haziran 2019 Perşembe 17:14 Eğitim

Eğitim-Sen Kocaeli Şube Başkanı Hicran Turan, 2018-2019 Eğitim Öğretim yılının sonuna gelinmesi nedeniyle eğitimin durumunu değerlendirdi. Şube binasından bir basın açıklaması yapan Başkan Turan şunları söyledi: “2018-2019 eğitim-öğretim yılı 14 Haziran 2019 tarihinde sona erecek, resmi ve özel öğretim kurumlarında görev yapan 1 milyonu aşkın öğretmen ve 18 milyona yakın öğrenci yaz tatiline girecektir.

PİYASACI EĞİTİM

Siyasi iktidarın eğitim alanında, uzun süredir kendi siyasal-ideolojik hedefleri doğrultusunda attığı adımlar ve eğitim alanında hayata geçirilen ‘piyasacı’ ve ‘dini eğitim’ merkezli uygulamalar, 2018-2019 eğitim öğretim yılında başta öğrencilerimiz olmak üzere, öğretmenler, eğitim emekçileri ve velileri derinden etkilemiştir. Türkiye’de eğitim sistemi uzun süredir ciddi yapısal sorunlarla karşı karşıya bırakılırken, eğitimin temel sorunlarına yönelik çözümsüzlük politikaları 2018-2019 eğitim öğretim yılı boyunca yapılan düzenlemeler, sistem değişiklikleri ve fiili uygulamalarla sürdürülmüştür.

İMAM HATİP LİSESİ TEMELLİ

MEB’in mesleki eğitim ve imam hatip lisesi temelli olarak şekillendirilen okullaşma politikası, öğrencilerin çoğunluğunun bu okullara gideceği veya gitmesi gerektiği ön kabulü üzerinden şekillendirilmektedir. Böylece, bir taraftan sermayenin ihtiyaç duyduğu ara elemanlar ucuz işgücü olarak üretim sürecine dahil olması sağlanırken, diğer taraftan imam hatipleştirme politikaları üzerinden eğitimin dinselleştirilmesi ve siyasi iktidarın politik kitle tabanının genişletilmesi yönünde adımlar atılması hedeflenmiştir. 

AYRIMCILIK YAPILMAKTA

‘2023 Eğitim Vizyon Belgesi’ne paralel olarak MEB okul türleri arasında resmen ayrımcılık yapmakta ve ortaöğretim sistemini imam hatipler ve meslek liseleri merkezli olarak yeniden yapılandırmaya çalışmaktadır. Geçtiğimiz eğitim öğretim yılı başında ortaöğretime geçişte yerel yerleştirmede en çok tercih edilen okul türü olan Anadolu liselerindeki öğrenci sayısı imam hatip liselerini tercih etmek zorunda bırakılan öğrencilerin üç katı olmasına rağmen, imam hatip lisesi sayısı ısrarla arttırılmaktadır. 2018 LGS’de 297 olan Anadolu imam hatip lisesi sayısı, 2019 LGS’de okul sayısı 42 artışla 339’a çıkarılmıştır. İmam hatip liselerindeki öğretmen sayısının öğrenci sayısına oranla, Anadolu lisesinde görevli öğretmenlerin sayısının yarısına ulaşmış olması dikkat çekicidir.

TALEPLER İLE TERS ORANTILI

Anadolu liseleri ve meslek liselerinde okuyan öğrenci sayısı birbirine yakın olmasına rağmen, hem meslek lisesi sayısı hem de görevlendirilen öğretmen sayısı öğrencilerin talepleri ile ters orantıda arttırılmaya devam edilmektedir. Öğrencilerin ilgi, gereksinim ve tercihlerini dikkate almayan bir okullaşma politikasının, tüm öğrencilerin istediği okul türünde ve okulda eğitim alma hakkını ihlal ettiği açıktır.

ÖZEL ÖĞRETİMİ TEŞVİK

Gerek okul sayısı gerekse öğrenci sayısı açısından baktığımızda 4+4+4 ile birlikte eğitimde özelleştirmenin tarihte hiç olmadığı kadar hızlı gerçekleştiği görülmektedir. Bu durum, kamusal eğitimin hükümet ve MEB işbirliği ile çökertilerek, özel öğretimin devlet desteğiyle nasıl ihya edildiğinin kanıtıdır. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, göreve geldiği günden bu yana, özel okullarda öğrenim gören öğrencilere yapılan maddi desteğin sonlandırılacağını ifade etmektedir. Ancak MEB tarafından hazırlanan Stratejik Planın basına yansıyan bölümlerinde özel okullara dönük teşvik mekanizmasının devam edeceği anlaşılmaktadır. Bu durum kamusal bir hizmet olan eğitimin doğasına aykırıdır ve eşitsizlik yarattığı için reddedilmelidir.

EŞİT KOŞULLAR YOK

Çocukların eğitim hakkından eşit koşullarda yararlanması için hiçbir somut adım atılmazken, çocuk işçiler sorununun sürmesi, okullarda, cemaat yurtlarında ve kurslarda çocuklara yönelik cinsel istismar ve şiddet vakalarındaki artışı eğitim sisteminde yaşanan sorunlardan ayrı değerlendirmek mümkün değildir.

DİNİ VAKIF VE DERNEKLER KUŞATMIŞ

MEB uzun süredir eğitimin dinselleştirilmesi hedefiyle Diyanet İşleri Başkanlığı başta olmak üzere, çeşitli dini vakıf ve derneklerle ortak protokoller imzalanmakta, yerellerde il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerinin katılımıyla çeşitli adlar altında toplantılar yapılmaktadır. MEB’in kamusal sorumluluğu gereği sorumlu olduğu asli görevleri vardır ve tıpkı bir hizmetin taşerona devredilmesi gibi, yargı kararlarına rağmen çeşitli dini vakıf ve dernekler üzerinden kendi sorumluluğunu geri plana itmesi kabul edilemez. MEB okul kapılarını dini vakıf ve derneklere açmaktan derhal vazgeçmelidir. 17 yılı aşan AKP iktidarında görev alan 7 farklı bakan döneminde eğitim sisteminde bu kadar çok sistem değişikliği yapılmış olmasına rağmen sorunların çözülememesi, eğitim sisteminde sorununun sadece ‘model değiştirmek’ olmadığını göstermektedir.

KADROLU ÖĞRETMEN SORUNU

Öğretmen atamalarında mülakat uygulamasında ısrar, liyakatin adım adım terk edilerek, yerine sadakatin gelmesine neden olmuştur. 15 Temmuz 2016 sonrasında tek bir kadrolu öğretmen ataması yapılmazken, Nisan 2019 itibariyle MEB bünyesinde görev yapan sözleşmeli öğretmen sayısı 83 bin 366, ücretli öğretmen sayısı ise 92 bindir. Sözleşmeli olarak atanan çok sayıda öğretmenin sözleşmesi ‘güvenlik soruşturması’ gerekçe gösterilerek iptal edilmiştir. 

ŞİDDET TIRMANIYOR

Okullarda yaşanan şiddetin giderek artması, Türkiye’de eğitimin çok ciddi bir tehdit ile karşı karşıya olduğunu göstermiştir. Okullarda ve okul önlerinde yaşanan şiddet olaylarının tırmanışa geçmesi sonucunda yüzlerce şiddet olayı meydana geldi ve bu olaylarda çok sayıda öğrenci ve öğretmen arkadaşımız hayatını kaybetmiştir. Okullarda yaşanan yoğun dinselleşme ve eğitimi ticarileştirme uygulamaları okullarımızı eğitim yuvası olmaktan uzaklaştırmıştır. Her geçen gün daha fazla piyasa ilişkileri içine çekilen, okul öncesinden üniversiteye kadar bilimin değil, dini inanç sömürüsünün referans alındığı bir eğitim sisteminde eğitim ve bilim emekçilerinin, öğrenci ve velilerle birlikte kamusal, bilimsel, demokratik, laik ve anadilinde eğitim hakkı için mücadelemizi arttırarak sürdüreceğimiz bilinmelidir.”

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

DİĞER HABERLER

ÇOK OKUNANLAR

SONRAKİ HABER

Akmeşeliler, Posco Assan’a teşekkür etti

Akmeşeliler, Posco Assan’a teşekkür etti