28 Kasım 2020 Cumartesi

İsterim ki Sarı’nın bu çığlığını herkes duysun!

İsterim ki Sarı’nın bu çığlığını herkes duysun!

İsterim ki, Alaaddin Sarı’nın bu sözlerini tüm işçiler, tüm sendikacılar bir kez daha duysun. Duysun da herkes şapkasını önüne koyup bir kez daha düşünsün

24 Ekim 2020 Cumartesi 16:49 Güncel

Lastik -İş Sendikası Genel Başkanı Alaaddin Sarı, “Başkan Diyor Ki” videolarının dördüncüsünde çok önemli açıklamalar yapmıştı.
Baştan sona izledim.
Sonra bir daha izledim.
Gerçekten çok önemli tespitler yapıyordu.
***


Ben bir basın emekçisi olarak çok etkilendim.
O uzun konuşmadan bazı bölümleri bir kez daha yayınlama ihtiyacı duydum.
Pandemi nedeniyle emek cephesindeki sıkıntılar, gelecekte neler olacağı, ne yapmak gerektiği konusunda önemli tespitler yaptı Sarı.
Başkan Sarı’nın o uzun konuşmasından bazı bölümleri tekrar yayınlamak istedim.
İsterim ki, tüm işçiler, tüm sendikacılar bu açıklamayı duysun.
Duysun da herkes şapkasını önüne koyup bir kez daha düşünsün.
***


İşte Sarı’nın açıklamasının bazı bölümleri:

‘’*İşçilerin gelir güvencesini sağlamak için atılması gereken adımlar, özellikle örgütsüz ve kayıt dışı çalışanlar için bir türlü yerine getirilemiyor.

*Dolayısıyla milyonlarca insan açlık ve yoksulluk ile boğuşuyor. Bütün dünyada işsiz sayısının geçen yıla göre ikiye katlanacağı yönündeki öngörüler artık iyimser sayılıyor. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün işsizlik tahmini yaklaşık 500 milyon kişiye ulaşmış durumda. Dolayısıyla iş güvencesinin önemi bir kat daha artmış bulunuyor. Tüm üyelerimizin sağlığını, işini ve gelirini koruyacak güvencelere sahip çıkmak temel sorumluluğumuzdur.

*Ama yaşananlar önümüze bir başka görevi daha acil olarak çıkardı. Yeniden ‘sosyal devleti’ oluşturmamız gerekiyor. Her salgında ölmemek için, her üretim daralmasında aç-açık- işsiz kalmamak için sosyal devlete yönelmeliyiz. Çocuklarımızın eğitimde ve sosyal hayatın içinde fırsat eşitliğinden tam olarak yararlanabilmesi için sosyal devleti yeniden oluşturmalıyız. Emeklilikte insanca yaşayabilmek için, hastalandığımızda ortada çaresiz kalmamak için sosyal devleti vazgeçilmez bir hedef olarak görmeliyiz.

*Ve elbette hedefimize ulaşabilmek için örgütlenme özgürlüğümüzü ve demokratik haklarımızı geliştirmeliyiz. Dolayısıyla ‘gerçek bir demokrasiye’ ulaşma mücadelesini yürütmeliyiz. Bilmeliyiz ki, sosyal devlet olmadan işçiler ve emekçiler için insanca yaşama koşulları oluşturulamaz. Ama yine bilmeliyiz ki, demokratik haklar ve özgürlükler olmadan da sosyal devlet kurulamaz ve sürdürülemez.

*Aslında size şimdi söylediklerim, Lastik-İş sendikasının 70 yıllık mücadele tarihinin kısa özetidir. Çünkü sendikamız Lastik-İş çetin bir demokrasi mücadelesi üzerinde yükselerek var olmuştur. 1949’dan günümüze uzanan 71 yıllık bu mücadele, büyük özverilerin, onurlu direnmelerin örnekleri ile doludur. Derby direnişi, Lastik grevleri, üstünü aratma kampanyası, 12 Eylül hapishanelerinde sürdürülen mücadele, son dönemde onlarca yıllık taşeron işçiliğinin sona erdirilmesi, güvencesiz çalışmaya ve kiralık işçiliğe karşı etkili mücadele!… Bütün bu saydıklarım onurlu tarihimizin ilk akla gelen önemli başlıklarıdır. Böylece Lastik-İş bugün Türkiye sendikal hareketinde kimsenin inkar edemeyeceği bir köşe taşı olmuştur.

*Ama tarih durmuyor ve egemen sınıflar işçi hareketini sınırlama hedefinden hiç vazgeçmiyorlar. 1970’de yapamadıklarını 12 Mart 1971 hareketi ile kısmen gerçekleştirdiler. Kamu çalışanlarının sendikalaşma hareketini engellediler ve başka bazı sınırlamalar getirdiler. Ancak asıl temel hak ve özgürlüklere karşı saldırılar 12 Eylül 1980 cuntası tarafından hayata geçirildi. 1983 yılında çıkarılan sendikalar ve toplu iş sözleşmesi yasaları ile bol yasaklı, yüksek barajlı, işçilerin temel hak ve özgürlüklerine büyük sınırlamalar getiren bir düzen kuruldu. Günümüzde, 2020 yılında bu düzen, güvencesizliği daha da arttıran düzenlemelerle varlığını sürdürüyor.

*Eski adı ile ‘Orta Vadeli Program’, yeni adı ile ‘Yeni Ekonomi Programı’ 29 Eylül 2020 tarihinde Resmi Gazetede yayınlandı. Programda, gelecek 3 yıla ilişkin temel ekonomik göstergeler yer alıyor. Ama bunun yanında çalışma yaşamı ve istihdam konularında önem taşıyan politikalar da programın bir parçasını oluşturuyor.

*Ne yazık ki, açıklanan programın biz işçiler ve tüm çalışanlar için ‘iyi bir gelecek’ ön görmediğini belirtmek zorundayım. Programa göre, önümüzdeki 3 yılda işsizlikte anlamlı bir düşme olmayacak; Enflasyon diğer ülkelere göre yine yüksek seyredecek. Ayrıca ulusal gelirin 3 yılın sonunda ancak 10 yıl öncesi düzeyine ulaşabileceği ifade ediliyor.

*Ama burada size asıl söylemek istediğim, Yeni Ekonomi Programının işçilerin çalışma düzenine ilişkin olarak öngördükleridir. Programda istihdam politikaları, işçilerin güvencelerini zayıflatan ve kazanılmış hakları ortadan kaldıran bir yaklaşım içinde oluşturulmaktadır. Program kısmi süreli çalışmayı teşvik etmekte ve özellikle 25 altı ve 50 yaş üstü çalışanlar için esnek çalışma ön görmektedir. Gençlerin istihdamını kolaylaştırmak adına 10 günden az çalışan 25 yaş altı gençlerin emeklilik hakkı yok sayılmaktadır. Böylece işverenlere ay içinde 25 yaş altı gençleri ‘dönerek çalıştırma’ yolu açılmakta ve sürekli işçilerin iş güvencesi de tehlikeye sokulmaktadır. Programda ‘esnek çalışma biçimlerinin uygulanabilirliğini arttırmaya yönelik mevzuat çalışmaları tamamlanacaktır’ ifadesi ile, var olan güvencesizliğin ve gelir düşüklüğünün sürekli hale getirilmesinin temelleri oluşturulmaktadır.

*Anlaşılacağı gibi burada ‘ekonomik bunalımı aşmak için çalışanların güvencelerini zayıflatan ve kazanılmış haklarımızı yok etmeye yönelik politikalar’ gündeme getirilmektedir. İçinde yaşadığımız zor koşullarda ve ekonomik kriz altında daha çok korunması gereken işçiler, adeta ‘kendi kaderleri ile baş başa’ bırakılmaktadır. Oysa bilinmelidir ki çalışanların iş güvencelerini, kıdem tazminatlarını ve emeklilik haklarını zayıflatıp yok ederek hiçbir krize çözüm bulunamaz. Bu nedenlerle, yaşadığımız ortamda, krizin yükünü işçilerin üzerine yıkmayı amaçlayan hiçbir adımı kabul etmiyoruz.

*Aynı şekilde, ekonomik sorunları aşabilmek adına, piyasanın ve devletin ihtiyacı olan taze para kaynağını işçi gelirlerinden sağlama çabalarını da reddediyoruz. Örneğin kıdem tazminatı fonunu da; bu fonda toplanan paraların bireysel emeklilik sistemi için değerlendirilmesini de kabul etmiyoruz. Ancak, ne yazık ki, kıdem tazminatı fonu oluşturma ve bu fonları piyasada kaynak olarak kullanma eğilimi devam ediyor. Biz, kıdem tazminatının, uzun yıllar boyunca sürdürdüğümüz mücadeleye bağlı olarak elde edilen temel bir hakkımız olduğunu biliyoruz. İş güvencemizi ortadan kaldıracak, aldığımız kıdem tazminatı tutarlarını düşürecek ve kıdem tazminatı miktarını, piyasa koşullarına bağlı hale getirecek hiçbir düzenlemeyi kabul etmeyeceğiz.

*Önümüzdeki dönem için herkesten beklediğimiz, ekonomik ve sosyal politikaların, tüm toplumun insanca yaşama koşullarını sağlayacak şekilde yeniden oluşturulmasına destek vermesidir.

*Kapitalizm ve serbest piyasa ‘güzellemesi’ yapanların ne kadar gerçek dışı yaklaşımlar içinde oldukları artık anlaşıldı. Kapitalizmin yarattığı iddia edilen sözde yeryüzü cennetinin, aslında nasıl bir ‘cehenneme’ dönüşmüş olduğu, bütün çıplaklığı ile ortaya çıktı. Bu durum, tüm dünyaya yayılan tepkileri de beraberinde getirdi. Dünya’nın her tarafı ayrımcılığa, ırkçılığa karşı gösterilerle ve sosyal devlet talepleriyle çınlıyor.

*Ben insanlığın geleceğinden umutluyum; ben ülkemizin geleceğinden de umutluyum. Çünkü, emeğe, emekçilere ve kendi gücümüze inanıyorum. Bu inanç ve güvenle, gelecek güzel günler adına, hepinizi saygıyla selamlıyorum."

Ergün DEMİR

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

YORUMLAR

  • Toplam 1 Yorum

İsmail

25 Ekim 2020 Pazar 00:02

Açıklamanın altına imzamı atarım sanki rahmetli Rıza kuas ama yazıkki kuruluşundan bu güne akp destek vermiş ve şu anki yönetimi dahi Cumhur ittifakına destek veriyor onun için bana samimi gelmiyor önce kafayı değiştirecekler.

DİĞER HABERLER

ÇOK OKUNANLAR

SONRAKİ HABER

AK partili yönetici ve ailesi koronaya yakalandı

AK partili yönetici ve ailesi koronaya yakalandı