19 Temmuz 2018 Perşembe

  • 4,828 TL
  • 5,610 TL
  • 189,32 TL
  • 93.126

Kürekci: Demokrasi güçleriyle daha fazla omuz omuza olacağız

Kürekci: Demokrasi güçleriyle daha fazla omuz omuza olacağız

MMO Kocaeli Şubesi’nin Olağan Genel Kurulu’nda konuşan Başkan Adayı Murat Kürekci, ‘’Bizlere düşen görev; dünden daha fazla emeğimizin hakkını, ait olduğumuz yerden, aynı durumdan muzdarip kitlelerle bir araya gelerek omuz omuza mücadeleyi yükseltmektir” dedi

13 Ocak 2018 Cumartesi 17:41 Güncel

TMMOB Makina Mühendisleri Odası (MMO) Kocaeli Şubesi’nin 14. Olağan Genel Kurulu bugün İzmit Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Konferans Salonu’nda başladı. Bugünkü toplantıda çalışma raporu sunumunun yanı sıra konuşmalar yapıldı. Yarın ise günü ise 09.00-17.00 saatleri arasında oy kullanılacak. Bilindiği üzere bundan önce iki dönem oda başkanlığını Demokrat Makina Mühendisleri grubundan Ünal Özmural üstlenmişti. Özmural, MMO Kocaeli Şube’nin geleneği gereği üçüncü kere aday olmadı. Kongrede yine Demokrat Makina Mühendisleri grubundan Murat Kürekci dışında başka bir aday çıkmadı. Genel kurula siyasi parti ve sendikaların temsilcilileri ve üyeler büyük ilgi gösterdi. Genel kurulun divan başkanlığını Emin Oktay, yardımcılığını Mustafa Nasuh Mistili üstlenirken saymanlık görevinde ise Bayram Ulaş Yaşamış ile Özge Deniz Aydemir hazır bulundu.

YAPIMIZIN YENİLENDİĞİ DÖNEM

İlk olarak konuşan mevcut Başkan Ünal Özmural şunları söyledi: ‘’TMMOB örgütlülüğü açısından genel kurullar süreci basit anlamıyla yönetim organlarının belirlendiği birer seçim süreci değildir. Bizler için genel kurullar süreci, Odalarımızın ve TMMOB örgütlülüğünün iki yıllık çalışma döneminin demokratik ve katılımcı şekilde tartışıldığı, çalışma programımızın ve mesleki-politik yönelimlerimizin belirlendiği, örgütsel yapımızın yenilendiği dönemdir. Bizlerde  7 bin üyesi bulunan MMO Kocaeli Şubesi 13.genel kurulunu bu maksatla toplamış bulunuyoruz. Hepinize tekrar hoş geldiniz diyorum.

KAOSUN İÇİNDEYİZ

Geride bıraktığımız iki yıllık çalışma dönemi boyunca, Türkiye tarihinin en çalkantılı siyasal ve toplumsal anlarına tanıklık ettik. Toplumu bütünüyle kuşatan şiddet ortamı, muhaliflere yönelik baskılar, darbe girişimi, olağanüstü hal rejimi, kanun hükmünde kararnameler, belediyelere atanan kayyumlar, antidemokratik Anayasa değişikliği ve ekonomik krizin birbirini izlediği büyük bir kaosun içinden geçiyoruz.

ANAYASAYI ÇİĞNEYEREK…

Yaşadığımız bu derin krizin tek sorumlusu, ülkeyi tek adam rejimiyle yönetmek isteyen AKP iktidarıdır. Anayasayı çiğneyerek, kanunları yok sayarak, parlamentoyu askıya alarak, yargı organlarını kendine bağlayarak, medyayı teslim alarak, gündelik yaşamı kriminalize ederek, toplumu saflaştırarak, ülkenin tüm zenginlikleri kendi ihtiyaçları için kullanarak yarattıkları bu ortam ülkenin huzurunu ve geleceğini tehdit etmektedir.

UMUT KAYNAĞI OLDU

Geçtiğimiz iki yıllık çalışma dönemimiz, tek adam rejimine karşı mücadele etmek ve AKP’nin yıkım politikalarına karşı ülkemizi, mesleğimizi ve meslektaşlarımızı savunmakla geçti. Hukuki, mesleki ve toplumsal alanda bütünlüklü olarak yürüttüğümüz bu mücadele, siyasal iktidarın topyekûn saldırısı karşısında hem kendi örgütlülüğümüze hem de emek ve demokrasi güçlerine büyük bir umut kaynağı oldu.

KAMPANYALAR GERÇEKLEŞTİRDİK

İçinden geçtiğimiz bu zor dönemde MMO ve TMMOB örgütlülüğü olarak demokrasiye, özgürlüklere, bağımsızlığa, laikliğe ve toplumculuğa olan bağlılığımızdan asla taviz vermedik. 15 Temmuz Darbe girişimine nasıl karşı çıktıysak, AKP’nin darbe bahanesiyle yürürlüğe koyduğu sivil darbesine de aynı kararlılıkla karşı çıktık. Güçler ayrılığına ortadan kaldırarak tek adam rejimini fiilen uygulamaya geçiren OHAL Rejimine karşı emek ve demokrasi güçleriyle birlikte ortak basın açıklamaları, eylemler ve kampanyalar gerçekleştirdik.

COŞKUYA ULAŞMIŞTIR

Kanun Hükmünde Kararnamelerle haksız ve hukuksuz biçimde işlerinden atılan mühendis, mimar ve şehir plancılarının işlerine geri dönmeleri için girişimlerde bulunduk. Güçler ayrılığını ortadan kaldıran, hukuk devleti anlayışını yok eden, halk iradesini yok sayan KHK’ların iptal edilmesi için mücadele ettik. OHAL Rejimi boyunca fiilen uygulamaya konan tek adam rejimini hukuki zeminini sağlamaya yönelik Anayasa Değişikliği Referandumu sırasında TMMOB Örgütlülüğünün yürüttüğü çalışma, bundan sonraki mücadelelerimize örnek oluşturacak bir kitlesellik ve coşkuya ulaşmıştır.

ÖRGÜTLÜLÜĞÜMÜZE SALDIRI

Geçtiğimiz dönemde örgütlülüğümüze yönelik saldırıların belki de en ciddisi, 2014 yılından bu yana devam eden ve “Denetleme” adı altında kurumsal özerkliğimizi ortadan kaldırmaya yönelik girişimdir. MMO ve TMMOB’ye anayasa ve yasalarla tanına kamusal görev ve yetkileri sınırlandırmak amacıyla yürütülen bu girişim geçtiğimiz aylarda yeni bir boyut kazanmıştır. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın Birliğimize bağlı Kimya Mühendisleri Odası’na karşı açtığı davada mahkeme, Kimya Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu üyelerinin görevden alınmasına karar vermiştir.

HUKUK AYAKLAR ALTINDA

Hukukun tümüyle ayaklar altına alındığı, yüksek mahkeme başkanlarının Saray salonlarında el pençe divan durduğu bu dönemde mahkemenin verdiği bu karar bizleri şaşırtmamıştır. Hukukla ilgili değil, tamamıyla AKP’nin siyasal çıkarlarıyla ilgili bu karara karşı daima Kimya Mühendisleri Odası yönetim Kurulumuzun yanında olduk ve Odamızın seçim süreçlerini olağan haliyle tamamlaması kararlılığımızı koruduk. Birliğimize ve odalarımıza yönelik sistematik biçimde yürütülen tüm bu saldırılara karşı mücadelemizi tüm meşru zeminlerde yürütmeye devam ediyoruz.”

EMEKLERİNİZE SAĞLIK

Olağan genel kurulda konuşan Başkan Adayı Murat Kürekci ise katılımcıları selamlayarak şunları söyledi: ‘’Öncelikle yaklaşık 550 bin üyeye sahip TMMOB, 115 bin üyeye sahip Makina Mühendisleri Odası ve yine yaklaşık 7 bin üyeye sahip Kocaeli Şubesi’nin bu döneminde benimle birlikte yönetim kurulu üyeliği gibi onurlu bir göreve talip olan tüm aday arkadaşlarımı kutluyor,  bizden önce bu görevi yürüten 13. dönem yönetim kurulu üyelerine Başkan Ünal Özmural şahsında teşekkür ediyorum. Emeklerinize, yüreğinize sağlık sevgili Ünal Başkanım.

ÖZGÜRLÜKLER KUŞATILMIŞ

Değerli konuklar, sevgili meslektaşlarım; hepinizin fark ettiğini düşündüğüm bir durum tespitiyle başlamak istiyorum. Her genel kurul sürecinde, önümüzdeki dönemin daha da zorlu olacağı dillendirilir. Bu durum tespiti gerçekten de doğrudur. Son süreçte, insana dair, hak-hukuk-adalet-düşünce ve ifade, örgütlenme, grev yapabilme vs tüm özgürlüklerimizin çepeçevre kuşatılmışlığını; ülkemizin ekonomik-sosyal ve siyasal bağımsızlığımızın kuşatılmışlığından ya da Ortadoğu'da insanlığın birbirine kırdırılmasından ayrı göremeyiz.

İNSANLIĞI YOK EDEREREK…

Uluslararası büyük sermayenin serbest ve hızlı dolaşımının önündeki tüm engeller; insanlığa zulmederek, insanlığı yok ederek kaldırılmaktadır. Savaşlarla kendilerine yeni sömürü alanları açmakta, silah, ilaç, inşaat, enerji vs neredeyse tüm sektörlerde kartellerin-tröstlerin karları katlanarak artmaktadır.  Adeta bölgemizdeki tüm ülkeler yeniden dizayn edilmektedir.  Yeniden dizayn edilen bölgede, emperyalist anlayış, ülkemizin de siyasal-sosyal-ekonomik yapısını değiştirmekte, özellikle yapılan referandumlarla demokrasi ve cumhuriyet kazanımları hızla yok edilmektedir. Bu durumda,  Cumhuriyeti ve demokrasiyi yeniden kazanmanın mücadelesini vermek, elzem ve ortak paydamız haline gelmektedir.

PARLAMENTO İŞLEVSİZLEŞTİRİLDİ

15 seneyi aşkın süredir ülkemizi tek başına yöneten tek parti iktidarı, halka her gün daha fazla vergi yansıtmakta, zam ve zulüm yapmaktadır. Referandumlar ve meşhur 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrası 20 Temmuz 2016 günü ilan edilen ve artık olağan bir durum haline gelen OHAL'in antidemokratik uygulamaları tüm hızıyla devam etmektedir. Kamu yönetimi diye bir kavramdan, yerellerde halkın seçtiği belediye başkanlarından, ilçe-il meclislerinden, parlamentodan bahsetmek artık abesle iştigal haline gelmiştir. Halkın seçtiği parti genel başkanlarının, milletvekillerinin, belediye başkanlarının cezaevlerinde bulunduğu, parlamentonun tümden işlevsizleştirildiği, artık kanun dahi yapılmasına gerek duyulmadığı, ülkenin KHK'larla yönetildiği, vergi oranlarından TEOG Sınavı’na, Üniversite Yerleştirme Sınavlarına ve hatta araçların cam filmlerine kadar karar tek kişinin karar verebildiği bu sistem artık kurumsal hale gelmiştir.

DAHA SERTİYLE KARŞILAŞACAĞIZ

Öyleyse bugün duyarlı her vatandaşın, kendisine demokratik bir kurum nitelemesi yapan her kurumun birinci derecede görevi demokrasinin kazanılması için mücadele etmektir. Bu tespitten hareketle, OHAL'de bugüne kadar TMMOB'ye yapılan her tür saldırı ve yok etmeye yönelik adımlardan daha fazlası ve daha sertiyle karşılaşacağımızı söylemek kehanet değildir. Mühendis-mimar-şehir plancısı demeden, sayıları yüzbinlerle ifade edilen kamu emekçisi işlerinden edilmiştir. Maalesef sendikalı olmak, sadece iktidarın tarafındaki sendikaya üye olmak anlamına gelmektedir. Greve gitmek ise mümkün değildir. Esnek çalıştırma, güvencesizleştirme iyiden iyiye ete kemiğe bürünmüştür.

MÜHENDİSLER ZARAR GÖRÜYOR

Esnek çalışma sisteminden en çok zarar görenler arasında yine maalesef bizim meslektaşlarımız da yer almaktadır. Düşünün ki TMMOB'ye üye 550 bin meslektaş varken, sayısı bilinmeyen odalara üye olmamış olmayan meslektaşlarımızı da göz önüne aldığımızda neredeyse 1 milyona yakın mühendis-mimar-şehir plancısının bulunduğu bir ülkeyiz. Adeta 100-145 vatandaştan birisi meslektaşımız. Bu sonuç, bir taraftan plansızlığı, kaynak israfını ve umut tacirliğini gösterirken, diğer taraftan sermayenin önüne ucuz teknik iş gücü sunmayı ve gizli işsizlik yaratarak işsizlik istatistiklerinin düşük görünmesini sağlamaktadır. Şube üyelerimizin yaklaşık yüzde 90-92'si ya işsiz ya da ücretli çalışan meslektaşlarımızdan oluşmaktadır.  Düşük ücret ve yetersiz zamlar, yasal çalışma saatlerinden çok daha fazla çalıştırılmaları gibi durumlara; özetle ekonomik-demokratik-özlük haklarındaki meslektaşlarımızın aleyhine durumlara karşı, sürekli ve daha güçlü ses verilecektir. Kıdem tazminatlarına el atılması, geçici-kiralık işçilik girişimleri vs. hepsi bir bütün olarak düşünüldüğünde, aslında bizlerin de kol emekçilerinden farklı bir durumda olmadığımız görünür hale gelmektedir.

OMUZ OMUZA MÜCADELE

O halde, bu durum durum değildir. Bizlere düşen görev; dünden daha fazla emeğimizin hakkını, ait olduğumuz yerden, aynı durumdan muzdarip kitlelerle bir araya gelerek omuz omuza mücadeleyi yükseltmektir. Sunduğumuz bu çok kısa değerlendirme sonrası odamıza, şubemize ait yine kısa bir değerlendirmeye de gereksinim vardır. MMO Kocaeli Şubesi’nin yaptıkları, yapacakları MMO Genel Merkezi ve TMMOB'nin yaptıkları, yapacaklarından kopuk olmayacaktır. Şubemiz, odamız, ülkemizde ve kentlerimizde, emek ve demokrasi güçleriyle dünden daha fazla birlikte, yan yana, omuz omuza duracaktır.  Şubemiz, odamız, kafa-kol emeği demeden emekten yana tavrını geliştirerek, görünür ve etkin hale getirecektir. Önemli önemsiz, küçük büyük demeden yapılacak her mesleki faaliyet ülkemizin, halkımızın çıkarına olacak; bilimin-teknolojinin gelişmesine hizmet edilecektir.

GÜÇLERİMİZİ BİRLEŞTİRMELİYİZ

Şubemizin attığı adımlar elbette meslektaşlarımızın lehine olacaktır.  Meslektaşlarımızın meslek bilgisinin sürekli gelişimi için çalışılacaktır. Meslektaş dayanışmasına her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulmaktadır. Gelişen sanayi ile birlikte mesleklerimize dair eğitim programlarının yetersizliği akademi tarafından da ifade edilmektedir. Mesleğimiz çoktan multi-disipliner bir hal almış ve mühendislik bilgi ömrü çok kısalmıştır. Bu durum öğrencilik sonrası meslek hayatımızdaki gelişmelerin takibi için odalarımıza daha fazla iş yüklemeyi, eğitim yapmayı zorunlu kılmaktadır. Özetle tüm alanlarda yoğun bir faaliyet dönemi birliğimiz, odamız ve şubemizi beklemektedir. Temel sorumluluğumuzun her zamankinden daha fazla güçlerimizi birleştirmek olduğu aşikardır.

ENERJİSİZ BİR YAŞAM OLASI DEĞİL

Makina Mühendisleri Odamızın enerji politikalarına yönelik hazırladığı oda görüşünün yer aldığı "Türkiye'nin Enerji Görünümü" adlı MMO/558 yayın nolu raporundaki tespiti bir kez de buradan paylaşmak istiyorum. Keza enerji meselesi ülkemiz sanayileşmesinin ve çağdaş bir toplum olabilmenin önündeki en büyük meselelerdendir. Enerjinin üretim ve kullanımının toplumsal yarar doğrultusunda olması, ekonomik ve sosyal gelişmiş- liğin bir göstergesidir. Aynı zamanda enerji, temel insani gereksinimler arasında yer almaktadır. Özellikle elektrik enerjisi, insan yaşamında tartışmasız bir önceliğe sahiptir. Günlük yaşamın birçok alanında vazgeçilmez, sınai üretim, ticari ve evsel kullanımda ikame edilemezdir. Refah seviyesinin sürdürülebilmesi için de günlük yaşamda geri dönülemezdir. Enerjisiz bir yaşam, günümüz koşullarında neredeyse olası değildir.

DIŞA BAĞIMLILIK SORUNU

Gelişen teknoloji ve artan enerji açığı bütün ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de, yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarına ağırlık verilmesini, yeni enerji kaynakları üzerinde daha fazla düşünülmesini ve hızlı bir şekilde alternatiflerin üretilmesini gerekli hale getirmiştir. Birincil enerji tüketiminde yüzde 70’leri aşan, elektrik üretiminde yüzde 60’lara yaklaşan dışa bağımlılık sorununu yaşanmaktadır. Onlarca Milyar doları aşan söz konusu olan faturalarını düşürmek, enerjiye ucuz, sürekli, güvenilir ve sürdürülebilir bir şekilde erişmek, enerji yatırımlarının çevreye zararlarını asgariye indirmek, enerji ekipmanlarının yerli üretimini sağlamak için ulusal ve kamusal çıkarlara dayalı enerji strateji, politika ve programlarını tasarlamak ve uygulamak gerekir. Oysa ülkemizde yıllardır izlenen özelleştirmeci politikalarla enerjide dışa bağımlılık daha da fazlalaşmış ve kamunun etkinlik alanı daraltılmış enerji fiyatları artmış, düşük gelirli ailelerin çağdaş yaşamın gereklerine uygun şartlarda enerji kullanım imkanları sınırlanmıştır.

ENERJİ BAĞIMSIZLIĞI EN ÖNEMLİ GÖREV

Yenilenebilir enerji, bir zamanlar petrolde olduğu gibi ekonomiler için çok yönlü olarak yarattığı etkilerle enerji sektöründe önemli bir bileşen haline gelmiştir. Potansiyelinin oldukça önemli bir bölümü hala değerlendirilmeyi bekleyen yenilenebilir enerji kaynaklarının, Türkiye’nin enerji bağımsızlığında önemli bir rol üstlenebileceği kesindir. Enerji bağımsızlığı savaşını kazanmak Türkiye’nin önündeki önemli bir görevdir. Enerji ithalatı ve ithal teknoloji bağımlılığı, Türkiye'nin dış ticaret dengesi üzerinde olumsuz etki yaratan en önemli faktörlerdir.

İŞÇİ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ SORUNU

Yine işçi sağlığı ve güvenliği ile ilgili de birkaç şey paylaşmak zorunludur. Makina Mühendisleri Odamızın enerji politikalarına yönelik hazırladığı oda görüşünün yer aldığı MMO/617 yayın nolu raporundaki tespitinde, ‘İşçi sağlığı ve güvenliği bütün çalışanları ilgilendiren, çalışma yaşamının en temel unsurlarından biridir. İşçi sağlığı ve iş güvenliğine ilişkin göstergeler, temel insan hakları, çalışma yaşamı ve ülkelerin gelişmişliklerine ilişkin önemli göstergeler sunmaktadır. Ancak SGK ve diğer resmi istatistikler göstermektedir ki ülkemizde işçi sağlığı ve iş güvenliğine gereken önem verilmemekte; yasa, yönetmelik ve uygulamalarda yetersiz kalınmaktadır. Gerek işveren kesimi gerekse kamu işvereni konumundaki devlet, neo liberal ekonomik politikaların da etkisiyle konuya gereken özeni göstermemektedir.

ÖLÜMLÜ İŞ KAZALARI

Ülkemiz iş kazalarında Avrupa ve dünyada ilk sıralarda; ölümlü iş kazalarında ise Avrupa’da birinci, dünyada üçüncü sırada yer almaktadır. Küreselleşme ve neo liberal ekonomi politikaları sonucunda iş güvencesinin azalması, esnek çalışma biçimleri, çalışma koşullarının ağırlaşması; özelleştirme, sendikasızlaştırma ve taşeronlaştırmanın yaygınlaşması; sosyal güvenlik ve güvenceden yoksun kayıt dışı işçilik ve çocuk işçi çalıştırma, iş kazalarını arttıran nedenler arasındadır.’

MESLEK HASTALIKLARI SORUNU

2017 yılında toplam 2006 işçi iş kazalarında yaşamını yitirmiştir. ILO verileri her ölümlü yılında kazaya karşılık 6 meslek hastalığına bağlı ölüm beklendiğini göstermektedir. Bu durumda 2017 yılında ülkemizde 12 bin kişinin meslek hastalıkları sonucu yaşamını yitirdiği tahmin edilebilir. Ancak SGK verilerine göre neredeyse hiç kimse meslek hastalıkları sonucu ölmemiştir.  Bu sayılar ülke tarihinde bu alanda yeni bir rekordur. Türk Ceza Kanununda kendiliğinden ölümlerin dışındaki her ölüm hali ile ilgili bir hukuki tanım mevcuttur: Kanunun "Hayata Karşı Suçlar" Bölümünün 85. maddesi "Taksirle öldürme" suçunu ve 81. maddesi ise "Kasten öldürme" suçunu tanımlamaktadır. İş kazalarındaki ölümler doğal ölümler olmadığına ve bunlarla ilgili çeşitli düzeylerde işveren kusurluluğu da tanımlanabildiğine göre iş cinayeti demek yerli yerinde olacaktır.

MESLEKTAŞLARIMIZ  SUÇLANIYOR

Ancak bu kimi zaman meslektaşlarımızın da ölümüne sebep olan bu cinayetlerde önlem alma yükümlülüğünü taşıyan, işyerini idari ve mali yönden yöneten kişiler yerine yine meslektaşlarımız suçlanmaktadır. Bu durum kabul edilemez bir hukuksuzluk halidir. Etkinlik alanımızda bulunan tüm il-ilçelerde, yerel yönetimlerin izlenmeleri için “izleme grupları” oluşturulacak ve özellikle mesleğimizi ilgilendiren konular başta olmak üzere süreçlere müdahil olunacaktır. Şubemizin tek başına ya da TMMOB İKK bileşenleriyle birlikte yerellerimize dönük proje (enerji, ulaşım vs konularında) çalışmaları yapılacaktır. Yerellerimizi ilgilendiren şube raporu/raporları hazırlayacağız. 14. Dönemde (2018-2019) Yerel ve Başkanlık seçimleri yapılacaktır. Bunlara ek ya da birlikte genel seçimler yapılabilir.  Bütün seçimler için “Nasıl bir kent, nasıl yerel yönetim?”, “Nasıl bir ülke?” istediğimizi kamuoyuna sunacağız; etkinlikler düzenleyeceğiz ve görüşlerimizi paylaşacağız. Öncelikle, İnsana ve Doğamıza sahip çıkacağız. Yerel kaynakların kullanılmasında halkın çıkarlarını koruyan bir anlayışı daha güçlü ve görünür kılacağız.

GELENEĞİMİZ SÜRECEK

Buradan son söz yerine ‘Demokrat geleneğimizi sürdüreceğimizi’ ve ‘demokrat mühendislerin ilkelerini, programlarını’  14. Dönem Yönetim Kurulu’na özgü anlayışıyla devam ettireceğimizi ifade ediyorum.  Adaylığımızın, şubemize, odamıza, birliğimize, kentimize ve ülkemize yarar getirmesini umuyor saygılarımı sunuyorum.”

Ergün DEMİR

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

DİĞER HABERLER

ÇOK OKUNANLAR

SONRAKİ HABER

Kocaeli Demokrasi Girişimi’nden 'OHAL’siz Türkiye' eylemi

Kocaeli Demokrasi Girişimi’nden 'OHAL’siz Türkiye' eylemi