23 Mayıs 2019 Perşembe

Bu bölgede bir Astakos Kenti vardı...

Bu bölgede bir Astakos Kenti vardı...

İzmit ve İzmit Körfezi’ne kıyısı olan diğer yerleşim yerlerinde 1970’li yılların ortalarına kadar yaşamış insanların veya o dönemleri bilenlerin asla unutamayacağı efsanevi bir canlı vardı; Istakoz...

05 Mart 2017 Pazar 20:14 Kültür-Sanat

Kalın kabuğu ve koca kıskaçlarıyla körfez diplerine ürküler salan ve İzmit Körfezi’nde milyonlarca yıl yaşamayı başarmış, her türlü düşmana meydan okuyarak bu güzel körfezde bu kadar uzun süre yaşamayı başarmış olan bu canlı M.S. 1970’li yılların ikinci yarısından sonra vatanı olan İzmit Körfezi’ni terk ederek Marmara Denizi’nin derinliklerine veya (şimdi kaldıysa) temiz sığ sularına çekilmek zorunda kalacaktı.
Çünkü karşısında somut bir rakip değil, sözde sanayinin kirliliği ve zehri vardı...
Önce SEKA Kağıt Fabrikası'nın sıvı selüloz atıklarına, sonra da birbiri ardına kurulan fabrikaların zehirleri karşısında direnemeyen ıstakoz, İzmit Körfezi’ni terk etti. (Gerçek İzmitliler de kenti ne yazık ki terk etmekteler hep.)
Ancak İzmit Körfezi Istakozları, körfezi terk etmeden çok daha önceleri insanlık tarihine işlenen çok önemli bir olaya imza atmışlardı...
Bu benzersiz, çok az canlıya nasip olan efsanevi bir imza, İzmit Körfezi sonunda kurulan ilk antik kente adını vermek şekliyle gerçekleşmişti...
Günümüzde artık lüks içki sofraları dışında adının bile anılmadığı ıstakoz, M.Ö. 712 yılında körfezdeki hükümranlığını alabildiğine sürdürmekte idi.
Henüz insanlarla tanışması ve sanayi kirliliği çok uzaklardaydı. Istakozun huzurlusu o yıllarda yaşardı.
Istakoz, şimdi körfezde yaşamasa da 2726 yıl önce (şimdiki Başiskele-Seymen civarında) kurulan ilk körfez kentine, kendi adı olan Astakos adını verdirmeyi başarmıştı.

M.Ö. 712 YILINDA İZMİT KÖRFEZİ’NDE

M.Ö. 712 yılında körfezin bitiminin, güney-doğu bölgesinde bir insan hareketliliği dikkat çekici boyutlarda arttı. Bu bölgeye kara ve deniz yollarıyla oldukça fazla sayıda insan gelmekteydi...
Bir antik kent kuracak ve içini dolduracak sayıda insan...
Bu kadar insan nereden ve neden bu bölgeye gelmekteydi? M.Ö. 712 yılında geldikleri nasıl biliniyordu?
Skylaks, Memnon, Strabon ve Diodorus gibi antik çağlarda yaşamış olan çeşitli kişiler kısa da olsa Astakos kenti hakkında günümüze kadar ulaşabilen bilgiler vermişlerdir. Bu konudaki bütün bilgi birikimimiz bu kişilerin yazdıklarından ibarettir.
M.S. I-II. Yüzyılda Heraklea Pontika’da (Karadeniz Ereğli) yaşamış olan tarihçi Memnon’un şu çarpıcı cümlesi olayın özünü ortaya koymaktadır:

Orijinal antik metin:

Μεγαρέων ᾤκησαν ἄποικοι Ὀλυμπιάδος ἱσταμένης ῑζ̅ Ἀ στακὸν ἐπίκλησιν κατὰ χρησμὸν θέμενοι

Çevirisi:

“Megaralılar’ın kolonistleri, Astakos’u on yedinci Olimpiyat oyunlarının başlarında kurdular”

On yedinci Olimpiyatlar ise M.Ö. 712-11 yıllarına karşı gelmektedir ki, işte Memnon’un bu çarpıcı ve direkt hedef gösterici cümlesi sayesinde, Astakos kentinin M.Ö. 712'de kurulduğunu öğreniyoruz.
Günümüz Yunanistan yarımadasının antik dönemdeki Megara kenti insanları, Avrupa’dan üzerlerine gelen Dor baskısı nedeniyle Yunanistan yarımadasını terk ederek yeni koloniler oluşturmak üzere Akdeniz, Marmara Denizi ve Karadeniz’in çeşitli bölgelerine geldiler.
Geldikleri bölgede çeşitli koloniler, kentler ve hanedanlıklar kurdular.
Bu kolonilerden biri de İzmit Körfezi’nin bitiminde Başiskele-Seymen arasında kurulmuştur.
Ruge’ye göre, günümüz İzmit Körfezi’nin güney-doğusunda Başiskele Seymen arasında kurulmuş olan bu kent körfezdeki efsanevi canlı olan ıstakozun adına atfen Astakos adını almıştır.
Ayrıca günümüzde İzmit Körfezi olarak bilinen bölüm de Astakos kentine ve ona adını veren ıstakoz canlısına atfen Sinuum Astakenos (Istakozlar Körfezi) adını almıştır.
Astakos kenti kısa sürede büyük gelişim göstermiş, Karadeniz ve Marmara deniz ticaretinde aktif rol oynar hale gelmiştir.
Bu aktif rolün sonucunda Astakos kenti kısa sürede kendi adına sikke basarak bölgedeki etkinliğini ve gücünü göstermiştir. Bu sikkelerin üzerinde kentin adı ve sembolü olan ıstakoz deniz canlısı görülür. Bu sikkeler ileride incelenecektir.
Ancak Astakos kentinin tarih içindeki bu ilginç yolculuğunu incelemeye başlamadan önce, kentin konumu hakkındaki bilimsel bir tartışmadan söz etmek, konunun daha iyi değerlendirilmesi açısından bir zorunluluktur.
Ayrıca bunun dışında Astakos kentinin kuruluş efsanesinden söz edilmesi de gereklidir.
Deniz Tanrısı Poseidon’un Olbia isimli bir karısı vardır.
Olbia İzmit Körfezi’nin koruyucu perisidir ve bir süre sonra Poseidon’dan hamile kalır ve Astakos isimli bir kahraman doğurur. Bu kahraman bugünkü İzmit Körfezi'nin kıyısında, Başiskele'de Astakos adıyla bilinen yerleşim yeri kurarak ona kendi ismini verir...

Astakos Sikkesi: Gümüş sikkenin ön yüzündeki kadın portresi yukarıda sözünü ettiğimiz Olbia olmalıdır. Arka yüzde körfezin efsanevi canlısı ıstakoz görülür. Sağ tarafta ortada düşey olarak yazılmış AS harfleri sikkenin Astakos kentine ait olduğunu göstermektedir. Astakos sikkelerinden yayınlanmış olan yalnızca 8 örnek bulunmaktadır.

Skylaks, Memnon’dan önce M.Ö. 6. yüzyılda yaşamış olan Bodrumlu bir gemi kaptanıdır. İzmit Körfezi hakkındaki en eski bilgiye Skylaks sayesinde ulaşmaktayız. Skylaks “kaptanın seyir defteri” olarak adlandırılan bilgi notları tutmuştur. Bu notlar, kaptanın gezip gördüğü bölgelerdeki iklim, akıntı, rüzgar, kayalık bölge v.s gibi denizcilerin bilmesi gereken unsurları kayıt altına alması ile oluşmuştur.
Skylaks Astakos kenti ve Astakos körfezinden söz etmez ve onun yerine Olbia kenti ve Olbianos Körfezi'nden söz eder. Bu durumda Megaralı göçmenler sıfırdan, yani hiç yoktan bir kent kurmamışlar, bunun yerine M.Ö. 712 tarihinden daha önce kurulmuş ve adı Olbia olan bir minik kentçiği yeniden iskan etmişler ve adını da Astakos olarak değiştirmişlerdir. Bu tavır, antik dünyada çok görülmektedir.
Ancak yeni ad olan Astakos’un bilinir ve tanınır hale gelmesi için uzun bir sürenin geçmesi gerekmiştir. Bu durumda Olbia ile Astakos’un aynı yerler olduğu ama farklı dönemlerde farklı adlarla anıldığı düşünülmelidir.
Astakos kenti kısa zamanda bölge deniz ticaretine hakim olarak zengin bir bağımsız kent haline gelmiş ve kent adına para bastırmıştır. M.Ö. 435 yılına kadar kent ve bölge Pers hakimiyetinde iken 436'dan sonra kent üzerinde Atina hakimiyeti görülür ve kent Atinalılar tarafından yeniden iskan edilir. Perslere karşı kurulmuş deniz ittifak birliği olan Attika-Delos birliğine katılan Astakos kenti, birliğe vergi öder ve vergi listelerinde kentin adı görülür.
Astakos kentini Grekler kurduğu halde bölge M.Ö. 1200 yıllarından beri Trakyalılar tarafından iskan edilmişti ve Bithynialılar olarak anılırlardı. Bithynialılar kent ile sık sık savaşmışlar ve zaman zaman kenti ele geçirmeyi de başarmışlardır.
Astakos kenti Büyük İskender’in generallerinden biri olan Trakya Kralı Lysimachos tarafından işgal edilmiş ancak kenti elinde tutamayacağını anlayınca onarılamaz biçimde tahrip etmiştir. M.Ö. 283-282. Bu tarihten sonra ne acı ki Astakos diye bir kent kalmamıştır.
Bithinia Kralı I. Nikomedes korunaksız düz bir alan üzerinde kurulu Astakos yerine günümüzde İzmit adını alan Nikomedia kentini M.Ö. 262 yılında kurmuştur.
Astakos ve Nikomedia kahramanlarına selam olsun...

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

DİĞER HABERLER

ÇOK OKUNANLAR

SONRAKİ HABER

Birlikspor golü buldu, saha savaş alanına döndü

Birlikspor golü buldu, saha savaş alanına döndü