23 Ağustos 2019 Cuma

Türkkan: Bu girişimin tüm failleri yakalanmalı!

Türkkan: Bu girişimin tüm failleri yakalanmalı!

Kemal Kılıçdaroğlu’na yapılan saldırıyı İYİ Parti Grubu adına kınayan TBMM Grup Başkan Vekili Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, “Henüz arkası tespit edilemeyen bu girişimin tüm faillerinin bir an önce yakalanarak adalete teslim edilmelerini tüm Türk milletiyle beraber bizler de bekliyoruz” dedi

24 Nisan 2019 Çarşamba 13:31 Siyaset

TBMM Genel Kurulu, TBMM'nin açılışının 99. yıl dönümü nedeniyle Özel Birleşim ile toplandı. Meclis'te grubu bulunan siyasi partilerin genel başkanları ve temsilcileri özel oturumda konuşma yaptı. İYİ Parti Grubu adına TBMM Grup Başkan Vekili Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan konuştu. Konuşmasına, “Yüce Meclis’imizin ilk başkanı olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün bu anlamlı günü armağan ettiği başta çocuklarımız olmak üzere milletimizin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı kutluyorum. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Kurtuluş Savaşı'mızı idare eden ilk Meclis’in saygıdeğer üyelerini, aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum” diyerek başlayan Türkkan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yapılan saldırıyı kınadı.

TÜRK MİLLETİYLE BERABER

Türkkan şunları söyledi: “Geçtiğimiz günlerde Çubuk'ta linç girişiminde bulunulan Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'na yapılan bu alçak girişimi kınıyorum. Görünen ve henüz arkası tespit edilemeyen bu girişimin tüm faillerinin bir an önce yakalanarak adalete teslim edilmelerini tüm Türk milletiyle beraber bizler de bekliyoruz.”

MİLLİ EGEMENLİK VURGUSU YAPTI

Türkkan, 99 yıl önce gerçekleşen Meclis’in açılışının, kurtuluş mücadelesinin en önemli safhalarından biri olduğunu ifade etti: “Osmanlı İmparatorluğu'nun Birinci Dünya Savaşı'ndan yenik çıkmasının ardından, Mondros Mütarekesi'ne rağmen ülkenin işgal edilmesi üzerine, Mustafa Kemal Paşa, 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkmış, Amasya Tamimi ile Erzurum ve Sivas kongrelerinde alıñan kararlar ulusun egemenliğini yine ulusun sağlayacağını ortaya koymuştur. Bu amacı yerine getirmek için Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün 19 Mart 1920'de yayımladığı genelgeyle, Ankara'da olağanüstü yetkili bir Meclisin toplanacağı duyurulmuştur. Genelgede, ulusun bağımsızlığını ve devletin kurtarılmasını sağlayacak önlemleri düşünüp uygulamak üzere, ulusça olağanüstü yetki verilecek bir Meclisin Ankara'da toplantıya çağırılması ve dağıtılmış olan mebuslardan Ankara'ya gelebileceklerin de bu Meclise katılmaları istenmiştir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 22 Nisan 1920'de, Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılışını duyurduğu genelgesinde ise, bundan böyle bütün sivil ve askerî makamların ve bütün ulusun emir alacağı en yüksek katın bu Meclis olduğunu kaydetmiştir.”

TÜM DÜNYAYA İLAN ETTİ

İYİ Parti Grup Başkan Vekili Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, Milli Egemenlik vurgusu yaptı: “23 Nisan 1920'de Meclisimiz, tam bağımsızlık konusundaki azim ve kararlılığımızı tüm dünyaya ilan etti. O günün koşullarında, daha cumhuriyet ilan edilmeden Meclis, en üst makam ve merci olarak ilan edildi. Doksan dokuz yıllık süreçte, Türkiye Büyük Millet Meclisi, her türlü memleket meselesinin çözümü için en üst çatı oldu. Milletimiz, kendisinin temsil edildiği yüce Meclise her zaman güvendi ve saygı duydu. Millî egemenlik, Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında vücut buldu.”

YETKİLERİ ELİNDEN ALINMIŞ MECLİS

Genel Kurul Salonu’nda yazan Atatürk’ün "Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir.” sözünü hatırlatan Türkkan, bugünkü durumu eleştirdi:“Meclis Genel Kurulu’nda Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün güzel sözlerinden biri yazıyor: ‘Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir.’Yüce Meclis, bu sözün anlam kazandığı yerdir. Ancak üzülerek ifade etmek gerekirse, Kurtuluş Savaşı'mızı yöneten bu Meclis, bugünkü yetkileri büyük ölçüde elinden alınmış bir Meclis’tir.  Özel Oturum’da Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni eleştiren Türkkan, Meclis’in etkisizleştirildiğine vurgu yaptı:

TORBA YASA ELEŞTİRİSİ

“Ülkemiz 16 Nisan 2017 tarihinde Anayasa değişikliği halk oylaması için sandık başına gitmiş, "Parlamenter sisteme devam mı edelim, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine mi geçelim?" sorusunun cevabını bulmak için oy kullanmıştır; sonuç olarak, ülkemizde artık Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’ne geçilmiştir. Bu sistem birçok yeniliği de beraberinde getirmiş, yeni sistemle yürütmenin başı Başbakan değil, Cumhurbaşkanı olmuştur; Meclisin son Başbakanı da Sayın Binali Yıldırım olmuştur. Meclisin bütçe yapma yetkisi büyük oranda elinden alınmış, artık Cumhurbaşkanlığı tarafından hazırlanan bütçenin müzakere edildiği bir yer hâline getirilmiştir bu Meclis. Bunun yanında, bakanları denetleme için gensoru verme hakkı da tarihe karışmış, âdeta Meclisin denetim yetkisi tırpanlanmıştır; denetimden bu kadar kaçmak istemenin altındaki sebep de soruya matuf bir meseledir. Ayrıca, yeni sistemde hükûmetlerin Meclisten güvenoyu olmasına da gerek duyulmamıştır. Her şeyden önemlisi, bugün ülkeyi yönetenler, sayın bakanlarımız, bırakın millete hesap vermeyi, yasama organının asil unsuru olan milletvekillerinin soru önergelerine dahi cevap vermekten imtina etmektedir. bugün "torba yasa" denen, içinde zaman zaman sorunların çözümüne yönelik maddelerin de olduğu ama kaş ile göz arasında bazı maddeler de eklenerek torbadan çorbaya çevrilen yasa teklifleri çıkıyor artık Meclisten; tüm itirazlarımıza, uyarılarımıza rağmen böyle çalışmaya da devam ediliyor.

15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİNİ HATIRLATTI

Konuşmasında 15 Temmuz darbe girişimini de hatırlatan Türkkan, “Milletin önüne geçebilecek hiçbir kuvvet yoktur.” dedi:“Hiçbir güç, kaynağını nereden aldığını iddia ederse etsin, milletin üzerinde vesayet kuramaz, kurmaya çalıştığı vesayetin kaynağı olarak da bizzat milletin kendisini gösteremez. Milletin efendisi yine millettir. "Sandıktan çıktım, ne istersem yaparım." anlayışı "ulusal egemenlik" kavramıyla da bağdaşmaz. Milletin önüne geçebilecek hiçbir kuvvet yoktur. Bunun en yakın örneğini, 15 Temmuz gecesi yüce milletimiz göstermiş ve kanıtlamıştır. İnsanlarımız, elinde her türlü savaş yani ölüm makinesi olan tanklı, tüfekli, ağır silahlı hava ve kara araçları olan asker kılığına girmiş FETÖ'cü hainlere karşı kendi bedenlerini siper etmişler, vatan uğruna şehit olmuşlardır. Dünyada eşi benzeri olmayan bir cesaret örneği sergileyen milletimizin egemenlik hakkını elinden almaya kalkmak tam bir aptallık ve cahillik örneğidir. Türkiye Cumhuriyeti Türk milletinin egemenliğini kendi eliyle kullanmasından doğup gelişmiştir. Egemenliği milletin elinden almak artık düşünülemez.”

MÜZAKERE ÇAĞRISI YAPTI

“Bugün yargının bağımsızlığı, meclisin yasama ve denetim işlevini yerine getirmesi, erkler ayrılığı gibi konularda büyük sorunlar olduğu görülmektedir. Önemli hususlardan bir tanesi de adaletin ve hukukun üstünlüğü ilkesinden taviz verilmemesi, bunun millî egemenliğin perçinleşmesi için oldukça ehemmiyet taşımasıdır. Bu değerlendirmemize ek olarak Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle birlikte tecrübe ediyoruz ki her konuda Cumhurbaşkanının karar vermesi, her sorunun Cumhurbaşkanı tarafından çözülmesi gerekiyor. Devletin işleyişiyle ilgili en küçük sorumluluk bile Cumhurbaşkanının omuzlarında. Bir kişi devletin başı da olsa bu kadar sorumluluğun altından nasıl kalkabilir? Cumhurbaşkanı her kim olursa olsun, bütün kararları vererek, bütün işleri tek başına yaparak ülkeyi başarılı bir şekilde yönetebilir mi? Hatta daha önemlisi, bu kadar sorumluluğun bir kişide toplanması o kişinin sağlığını bile tehdit eder hâle gelebilir. Bu konular yeniden gözden geçirilmeli, sorumlulukların ve yetkilerin önemli bir kısmı dağıtılmalı, dikkat çektiğimiz bu noktaları Parlamento çatısı altında tekrar müzakere etmeliyiz.

BERABERLİĞİN DİLLENDİRİLDİĞİ BİR ZEMİN

İYİ Parti Grup Başkan Vekili Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, siyaset dilinin önemine vurgu yaptı: “İYİ Parti Grubu olarak milletvekillerinin etkin yasama faaliyetleri yapabildiği, kanun tekliflerini müzakere edebildiği, milletin vermiş olduğu denetleme yetkisini tam anlamıyla kullanabildiği bir Meclisin millî iradeyi tam olarak temsil edeceğine inanıyoruz. Bunlara ek olarak, parlamento milleti ayrıştıran, ötekileştiren sözlerin söylendiği bir mabet olma hâlinden çıkarılmalı, millî birlik ve beraberliğin her zaman dillendirildiği bir zemin olma özelliğini muhafaza etmelidir görüşündeyiz. Çünkü ayrıştırıcı söylemler ülkemizde hiçbir siyasetçinin işine yaramaz. Bu kötü siyaset dili, içinde bulunduğumuz dönemde sadece ve sadece birlik ve beraberliğimizi bozmak isteyenlerin ekmeğine yağ sürer. Bütün siyasetçilerin, devlet adamlarının bu kaygımıza ortak olduğunu düşünüyoruz.

KUTUPLAŞMANIN OLMADIĞI BİR TÜRKİYE

23 Nisan, aynı zamanda dünya çocuklarına armağan edilmiş ilk ve tek bayramdır. Bu anlamlı günde şu soruyu sormamız gerekiyor: Bugün biz siyasiler birbirimize kin ve öfke duymadan siyaset yapılan, kutuplaşmanın olmadığı bir Türkiye bırakabiliyor muyuz çocuklarımıza? Bunun cevabını vermek için lütfen herkesin bir kez daha kendileriyle yüzleşmesi gerekiyor. Çocuklarımızın ufkunu kin ve nefretle değil sevgi ve dürüstlükle şekillendirirsek iyi yetişirler; onlar kazanır, ülkemiz kazanır. Onları adaletli yaşamayı öğrendikleri, dünyayı sorguladıkları bireyler olarak yetiştirmeliyiz. Çocuklarımıza barış ve sevginin egemen olduğu bir Türkiye, bir dünya bırakmalıyız.

TÜRKİYE İTTİFAKI

“Çetin günlerden geçtiğimiz bu zaman diliminde Sayın Cumhurbaşkanı’nın bizlerce toplumsal mutabakat anlamına gelen "Türkiye ittifakı" sözlerine önem atfediyoruz. Bunun bir söylemden fiile geçmesi için gerekli adımların bizzat Cumhurbaşkanı tarafından da atılmasını bekliyoruz.

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

DİĞER HABERLER

ÇOK OKUNANLAR

SONRAKİ HABER

Sarıbay: Kürdistan bayrağı göndere çekildiğinde neden sustunuz!

Sarıbay: Kürdistan bayrağı göndere çekildiğinde neden sustunuz!