23 Eylül 2019 Pazartesi

Ali Rıza Alçınkaya

Ali Rıza Alçınkaya

alirizaalcinkaya@gmail.com
02 Eylül 2019 Pazartesi 16:56

Bazı Uçaklar

Sorumlu bakanın çıkan yangınlarda kullanmadığı, kullandırtmadığı, kullanmak istemediği ya da kullanmaya tenezzül etmediği uçaklardı geçen haftanın konusu. Yurdun birkaç noktasında, turistik tesise müsait arazilerinde büyüyen ateşi söndürecek uçaklardı konu.


Konu bültenlerden, manşetlerden ve gündemden bir uçak gibi burnunu eğip iniş yapmaya hazırlanırken Cumhurbaşkanı, Rusya’da Putin’in davetlisi olarak Uluslararası Havacılık ve Uzay Fuarı’nın misafiri oldu. Rus uçaklarını inceledi. Konu yine uçaktı ama bu uçaklar ateşi söndüren değil de bizzat ateş eden makinalardı.


O fuardan akıllarda kalan kare ise Putin ve Erdoğan’ın dondurma tezgahı başındaki fotoğrafları oldu. Putin, Cumhurbaşkanımız’a dondurma ısmarlamıştı. Ki ateş demişken, dondurma da harareti alır.


Putin ve Rusya mevzusunun olduğu yerde havacılık ve gökyüzünün muhakkak bahsi geçmekte. Aynı fuar esnasında Ruslar, Türkiye’ye Cumhuriyet’in 100. yılında yörüngeye bir Türk astronotun gönderilmesini teklif etti. 


Tüm bu sıcak ilişkilerin bu noktaya gelmesine vesile olan, birkaç yıl önce Rus uçağının düşürülmesi olayıydı. Yine uçak, yine gökyüzü. Düşürülen uçakla ilgili  “Talimatlar bizzat tarafımca verilmiştir” şeklinde konuşup olayı sahiplenenlerden biri de dönemin başbakanı olmuştu. Bugün ise o yıllarda her ne olduysa, olanları unutacak kadar zaman geçtiğini düşünüyor ki “çare” intibahı yaratmak adına ülkeyi dolaşıp konuşmalar yapıyor.


Yukarıda saydığım, sayamadığım uçaklar bir yana, öyle bir uçak indi ki haftasonu, ülkeyi yangın yerine çevirdi.


Ekonomik kriz, hayat pahalılığı, Kaz Dağları, Otobüs yangınları, kadın cinayetleri, çocuk tacizleri, geçmiş döneme ait açığa çıkan belediye ihaleleri, Suriye sınırımıza dayanan cihatçı teröristler, atanan kayyumlar, akaryakıta-doğalgaza yapılan zamlar, memura yapılar ‘zam’lar… 


Buna benzer konuları içeren haberleri, pazar günü evinde okurken koltukta sızıp kalan biri kendine geldiğinde, TV de açık kalmışsa ne olduğunu anlamak için epey zorlanmış olmalı. “Son dakika”lar eşliğinde canlı yayın bağlantıları, kendinden geçmiş, kurtarıcısını bekleyen büyük kalabalık…


İnsan ilkini okuyup ikincisiyle uyanınca bütün dertlerin dermanı inecek zanneder o uçağın  merdivenlerinden. 


Belki de kurtarıyordur, ama kimi? 


En tatlı birisini diye devam ederek malum maniyi yazmadan yazıyı bitiriyorum. 


Bitirdim.

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR