07 Aralık 2019 Cumartesi

Ali Rıza Alçınkaya

Ali Rıza Alçınkaya

alirizaalcinkaya@gmail.com
10 Kasım 2019 Pazar 15:13

Gazete sayfaları

Bir pazar günü uykudan üşüyerek de uyanmış olabilir, bir vatandaş. Görür sebebini üşümesinin uyanır uyanmaz. Pencerelerden kırık olan cama koli bantla sundurularak rüzgarı sustursun diye kat kat gerilmiş gazete kağıtları geri atmış meğer.

Dolapta evvelden kalan gazetelerden birkaç yaprak ile yeni bir yamalamalar. Ardından el yüzü yıkayıp sofraya oturmalar. Oturacak sofra bulmak için önce o sofrayı kurmacalar. Sofrayı kurabilmek için daha önce ekmek almacalar. Ekmek alıp çıkarken gazete askısındaki futbol ile ilgili başlıklar. Akılda deli sorular. “Fener bu sene şampiyon olur mu?” sorusunun yalnız bırakmadığı ev yolunda bir yığın ‘acaba’lar.

Elbette ekmek ve çayın eşlik ettiği menemenli masa. Menemenli tavanın altında yine aynı dolaptan tarihi geçkin gazetelerden yapraklar. Gazete sayfasının üzerinde yumurtadan parçalar. Çataldan yağ, kaşıktan çay izi şimdi modası biraz geçmiş dizi yüzlerinin alınlarında, ceketinde, paçasında.

Ardından üç beş arkadaşla kır gezintisi. Israr ile seçeneksizliğin getirdiği mecburi istikamet, arabaya atlayıp plana dahil olmalar. Yakılan mangallar. Bagajda yine birkaç eski gazete sayısı. Şimdi ne manaya gelir bilinmez haber manşetleri avucunda mangalı yellemeler. Etlerin ateşine daha har, daha har…

Doyan karınlar. Karnın doyduğuna ikna olmalar. Oksijeni bol ağaç aralarından deniz gören manzaralı yamaçlara yollanmalar. Yollanırken yolda tekel bayiine uğramalar. İnsan sağlığını bozan bazı tüketim malzemelerini kara poşetlere doldurmalar. Doldururken yine unutulmuş günlere ait gazete yapraklarıyla sarmacalar.

Eve dönüp pazar gününü TV izleyerek doldurmacalar. Ardından iş gününe hazırlanmalar. Önce bir duş. Ardından yine bir gazete sayfasının üzerinde tırnak kesmeler. En son ayakkabılıktaki gazetede önünde eğilip ayakkabıyı boyamacalar. Şimdilik bu gün bu hayatta değiştirilebilecekler bu kadar.

Halbuki bütün gün eski-yeni gözün önünden geçen gazetelerin üzerinde bir şeylerin değiştiğini duyuran ne kadar çok haber. Ekonomi rakamları, reyting sıralaması, gişe rekorları, Suriye’deki cepheleşmeler, patates fiyatı, bir öncekiyle çelişse bile utanmadan verilen beyanatlar ve falan filanlar. Hatta değişenler değişmiyormuş gibi yapılsın diye değişenleri anlatan makamlarda oturanları değiştirmeceler.

Ve bir de intihar sayıları.

Ki o sayılar, enflasyon sepetine takla attırsan, bunu duymazlar. Bir gün içinde elimizden geçip giden gazete sayfaları misali kaybolup giderler. Halbuki o gazete sayfaları kadar yakınlar. Yakın olan onlar da değil aslında. Hayat, insanlığın meydanıysa sakındığımız bize ait bütün caddeler, sokaklar o meydana çıkar.

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR