17 Haziran 2019 Pazartesi

Ali Rıza Alçınkaya

Ali Rıza Alçınkaya

alirizaalcinkaya@gmail.com
05 Haziran 2019 Çarşamba 17:00

Güzel günler görmeliyiz çocuklar

Bir yerde, bir insanın ya da bir insan topluluğunun başına bir iş geldiğinde, yaşadığı acıya dair birkaç kelam etmek; aslında insanın yapabileceği en kolay eylemlerden biri diye düşünüyorum.

Çünkü sen yazmak isterken, defterinin ya da klavyenin kenarına bir yere zaten hazır yazılmış bir ‘hikaye’yi alırsın. Hazır hikaye, içinde feryadını, figanını barındırdığı için bağırmana bile gerek kalmayabilir. Üzerine türkü söylesen, diyelim ki detone olsan kimse belki bunu sorgulamaz. Acının hatrına. Acı, barajı yıkan sel gibi kendini duyanın üzerine koy verebildiği için.

Bu sebeple yaşanmış bir olay üzerine türkü söylemek, hakkında hikaye karalamak, şiir dizelerini sıralamak en zoru olmalı, eğer bir insanın acısına dair başını eğecek kadar saygı duruşundaysan.

Ortada muhakkak bir samimiyet testi olmalı. Kim bir acıya dair türkü yakıyorsa. Bir acıyı işleyip insanlara duyurmak isteyen, ya tıp doktoru gibi olanı tamamıyla soğukkanlılık içinde anlatmalı ya da acıyı kendi içinde işletip hiçbir karşılık beklemeden bir biçime sokacak ozan olmalı.

Parmaklarının üzerinde yürüyeceksin. Yaşanmış bir hikayenin üzerinde dolaşırken.

Öyle olmadığında, etiket ve hashtag dünyası içinde; altında, üstünde isim ve imza, bir yerinde fotoğrafın olduğu, yaşanmışı anlatan bütün eserler, üzerinde tepinmek gibi gelir bana. Yaşanmışı anlatırken, yaşanmışın rüzgarından yelkenlerini doldurmak desem belki ağır olur ama takdir haklarımı demekten yana kullanıyorum.

Ben ise ne bir doktorum ne de içli bir ozan. Yazıp not düşeceğim neyse olan.

Bu uzun giriş bölümü bir haber için. Bugün yurdumuzun köşelerinden birinde ataması yapılamayan bir 21 yaşındaki matematik öğretmeni intihar etti. Habere göre arife gecesi gerçekleşmiş, elim hadise.

Sebebiyle ilgili net bir açıklama okumadım. Bu memlekette insanlar, 21 yaşındayken canına kıyacak kadar karamsarlığın dibinde gezmesin. İnsanlar bayram arifesinde bu ihtimali niye düşünsün?

Küçük hesapların peşinde, yalanların bini bir para; her akşam başka bir iftar organizasyonunda tehditler, ithamlar, hedef göstermeler. Kim neyi kazanıyor, kim neyi kaybedecek; kazanan bu yöntemle neyi kazanmış olacak? Aklımda bir sürü soru. 

Memleket asıl meselelerine sırt çevirip kaybetti kendini. Bu kızın sorumlusu kimdir peki? Bu kızın sorumluluğunu alacak yöneticiler kimler? Söyleyin o yöneticileri seçecek bir seçim daha yapalım. Seçtiklerimizin ilgilendiği konular başkaysa.

Bir seçim kaybedildi, kabullenilmeyince tekrar edildi: “İstanbul konstantin şehri olmasın”dan tut, “din elden gidiyor” klişesine kadar. Zihindeki son nefret tohumunu toprağa saçana kadar. Bu mücadelenin ortasında, üzerine titrenmesi gerekenler unutuldu. İşte bir genç kadın kendi canına kıymış.

Bir sade vatandaş olarak, bu ülkenin yöneticilerinden istediğim sahici konuları dert etmeleri. Kendi dertlerine düşmemeleri. Kariyer yapmak istedikleri alan politikaysa.

Ailesinden özür dileyerek soruyorum: Yenilenme, tekrar edilme şansı var mı?

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR