20 Eylül 2018 Perşembe

  • 6,250 TL
  • 7,301 TL
  • 242,09 TL
  • 96.604
Ali Rıza Alçınkaya

Ali Rıza Alçınkaya

alirizaalcinkaya@gmail.com
07 Mart 2018 Çarşamba 16:33

Seda Sayan ve inşaat işçisi

Tekniğin sunduğu imkanlar sayesinde, binalar ve her türlü çimento bazlı yapılar her geçen gün daha geniş, daha uzun, daha daha'sını yapabiliyor insanoğlu. Toprağın dibine kazan karıncalar gibi çalışıp bir gökdeleni yükseltenler ise, yükseltmesine rağmen göğe doğru, güneşi görmeyen hep inşaat işçileri oluyor.

Kalıcı mutluluk vadeden reklamlarla duyurulan yapıların dibinde konar göçerliği bes belli prefabriklerde, derme çatma bir hayatı sürdürüyor. Muhakkak ki bu işler onlara kalıcı mutluluklar umut etmek için sus payı veriyor olmalı. Ortada tutunacak bir umut olmasa, yüksek yüksek binaların tepelerinde baş döndürücülüğüyle mücadele edemezlerdi. Yoksa hiç kahrını çekmezlerdi. 

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi, 2017 yılında en az 2006 işçinin iş cinayetinde hayatını kaybettiğini duyurmuş. Duyulmuş mu bilmiyorum. Bu 2006 rakamının 453'ü inşaat sektöründe. Söylemesi kolay. Mesele havuz probleminden derin. Derin olmalı ki sayı 3 ve 4 basamaklı, küsuratlı.

Az önce bahsi geçen rakamlara denk geldiğimizi sanmıyorum. Belki bir ilkokul öğrencisi bir alıştırma ödevini yaparken tesadüfen denk gelmiştir, o da bu sayılara bambaşka problemin sonunda varmıştır.

Öğrenci demişken, okul parasını çıkarmak için inşaatlarda çalışırken ölen öğrenciler de muhtemelen bu rakama dahil.

Rakamlara da bu rakamların karşılığındaki her bir işçiden birine de denk gelmiş olamayız. Bir inşaat işçisi, üstelik inşaatın kalkınma lokomotifi sektör olduğu bu ülkede, 453 kere ölmesine rağmen kendinden bahsettirememişken; bir Seda Sayan sayesinde bir gününü işgal etti, ne kadar sosyal medya sakini varsa.

Yakışıksızdı belki ama duyurdu. Barış Manço'nun şarkısında dediği gibi: Eğri eğri doğru doğru eğri büğrü ama yine de doğru...

Programına konuk olan manken Ece Gürsel'in sperm bankası yoluyla çocuk sahibi olmayı annesiyle müzakere ettiğini söylemesi üzerine "Kız yazık ne inşaat işçileri var. Onlar insan değil mi? Kız siz ne bekliyosunuz doğurmak için. Baktın adamın genleri güzel. Maşallah sırım gibi. Tuttuğunu koparıyor, kuvvetli! Yap çocuğu ne var?" cevabını verdi Sayan.

İnşaat işçisi, bir manken ile birliktelikte bile taşeronluktan kurtulamamıştı. Aşağı yukarı Seda Sayan'ın kafasındaki, inşaat işçisinden taşeron baba çıkarmaktı.

Çünkü zaten inşaat işçisinin her şeyden mahrum bir adam olduğu ortadaydı. Eğer bir manken ondan bir çocuk yapmayı düşünmüşse, bunu reddedebilecek kadar kendi hakkında imtiyaz sahibi olamazdı. Lazım olursa bir kafes hayvanı gibi çıkarılır, işi bitince yerine bırakılabilirdi. Ya da bir gladyatör gibi.

Gariban ablası Seda Sayan belki de sınıfsal çelişkinin farkındaydı. Derman olamasa da bu büyük yaraya, azıcık merhem oluyordu. Zenginden alıp fakire veriyor, bir denge unsuru oluyordu.

Aynı zaman dilimi içinde Hülya Avşar, program konuğu oyuncu Mehmet Aslantuğ'un bütün nazik itirazlarına rağmen "Erkek çalışsın, kadın evde çocuklarını kendi büyütsün, yemeğini yapsın, kocasını karşılasın"  benzeri cümleler kuruyordu.

Bir içler dışlar çarpımı yaparsak... Hülya Avşar'ın kast ettiğinin zaten epey varlıklı ve taşeron işçisi olmadığını anlıyoruz. Örneğin varlıklı bir kadın, mesela bir manken, yine varlıklı ve egemenliğine girebileceği kadar varlıklı adamlar arasından seçim yapamamışsa; sperm bankası olasılığını düşünmeye başlıyor. Burada başka bir TV programcısı Seda abla devreye giriyor ve ona taşeron işçiler arasından seçim yapmasını öneriyor.

Bitirebilecek şık bir cümle gelmedi aklıma. Zaten şık olmasa daha iyi gibi. 

Sıradan bir sinema izleyicisi vasfıyla, Babamın Kanatları filminde inşaat işçisi babayı oynayan Menderes Samancılar'a teşekkür ederek yazıyı sonlandırayım.

Yazı bitti.

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR