27 Haziran 2019 Perşembe

Ali Rıza Alçınkaya

Ali Rıza Alçınkaya

alirizaalcinkaya@gmail.com
22 Mayıs 2019 Çarşamba 17:00

'Sordum sarı çiçeğe'

Yeşilliklerin ortasında, mavi tahta tabureye oturup düşünmemekteyim. Oturmak da değil; güneşten kaçıp gölgede sinmekteyim. 

Kaçmaktayım ve düşünmemekteyim. İkisi de aynı sayılır, dikkatini çekmekteyim. Güneşten kaçmak yetmez, eş zamanlı olarak gölgede, güneşi aklıma dahi getirmemekteyim.

Düşünmemek de yetmezse kaçmayı da bilmek gerekir bu yeşil duvarların ortasında, huzurunu bozmamak adına, idrakı içindeyim. Güneş tamam ama düşünmediklerimiz ne?

Biten seçimlerin usulsüzce tekrarlanması, bir karikatüristin tutuklanması, hak yiyenin çaldılar diye slogan atması, bir insanın iş bulamadığı için kendini yakarken bir başka ‘bulanların’ ihmal ve kar hırsıyla hayatından olması, betonların ortasında kalan son ağaç gölgesine avm için kıyılmasın diye eylem yapanların tutuklu yargılanması. 

Hazır kaçmışken düşüncelerimi, karşımda bilumum meyva çiçekleriyle iş gören arılar dikkatimi çekmekte. Bir çiçeğin ortasından ne zaman bir arının çıktığını görsem aheste, aheste; aklıma çocukluk yıllarındaki iftar saatleri gelir.

Televizyonlardaki o iftar saatlerinin hemen öncesinde, insana huzur verdiği düşünülen seslendirmeler eşliğinde çeşitli görüntüler izletilirdi vatandaşlara. Dala konan bir kuş, açan bir çiçek, yanan mahyalar, yükü ağır karıncalar, düşen yapraklar ve tabii ki çiçeklerin etrafında eyleşen arılar…

Tek başına iktidarı ne zaman sallansa, ülkeyi yönetmede beceriksizliği ne zaman ayyuka çıksa; son bir hamle olarak dine sarılan bir yönetici kadrosu hükümet ediyor bugün(17 yıldır kesintisiz).

İnsanları siyasetteki başarıları adına dini referanslarla yaftalama konusunda geri durmayan ve din hakkında söz söyleme konusunda tek mümessil gören bu insanların 17 yıllık zamanında, en akılda kalan dönemlerden biri de Gezi Parkı’nda başlayan eylemlerin yaşandığı aylardır herhalde.

Gezi Parkı’nın yanından ne zaman geçsem, güneşten kavrulmuş beton yığınlarının ortasındaki gölgenin kıymetini bir kere daha anlarım. Göz ucuyla bakarım, içim cız eder ve geçerim. Çünkü biraz dikkatli bakarsam yürürken, bir yerde bir sivil polisin dikkatini çekerim ve gbt kontrolüne girerim, söylemesi ayıp sakallıyım da biraz. Sakallıysan, umumi yerlerde kimliğini hep hazır etmelisin.

Yanından geçmeye de gerek yok. Telefonun harita uygulamasından gezi parkı yazıp bakmak yeterli. İnsan, o bölgedeki tek yeşillik alanın etrafında, bitmeyen griliğe şahit olunca, nasıl bir doymazlıktır diye sorguluyor, son kalan yeşil gölgeye de beton dökmeyi.

İşte tam burada kaçamıyorum düşünmekten. Dindarlığın ve dinin simgesi olagelmiş doğayı, tam yetkiyle yönetime geldikten sonra, limitsizce ve görgüsüzce para kazanmanın ve paylaşmanın nesnesi haline, nasıl getirebiliyor insan…

Birkaç gün önce gazeteler, bir araştırmayı haber sayfalarına taşıdı. ABD’deki varlığını sürdüren İslamilik Vakfı’nın 2015’ten beri her yıl yayınladığı İslamilik Endeksi’ndeki sonuçlar ilgi çekici.

Yayınlanan tablonun ilk 44 sırasında, nüfusunun çoğunluğunu müslümanların oluşturduğu ülkeler yer almıyor. 

Raporun baz aldığı islamilik, kimin ne kadar çok ibadet ettiği değil bu arada. Ekonomi, adalet ve yönetim, insan hakları ve siyasal haklar gibi başlıklar altında değerlendirmeye alınan ülke yönetimlerinin, etik açıdan islami değerlere uyup uymadığı incelemeye tabii tutuluyor.

Listenin ilk 5’inde Yeni Zelanda, İsveç, Hollanda, İzlanda ve  İsviçre yer alıyor. Türkiye, İslamilik Endeksi’nin 2018 yılını baz alan grafiğinde, kendisine 95. sırada yer bulabilmiş.

Bu vesileyle tüm müslümanların ramazanı mübarek olsun.

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR