17 Temmuz 2019 Çarşamba

Ali Rıza Alçınkaya

Ali Rıza Alçınkaya

alirizaalcinkaya@gmail.com
19 Haziran 2019 Çarşamba 16:57

Suriyeliler: 'Ülkesini bırakıp gelenler'

Suriye’den gelen insanların ülkemizdeki misafirliği tak dedi artık canımıza noktasındadır sahiden belki. Bunca yıllık yurttaş sürünürken ‘onlara’ adil olmayan imtiyazlar sağlanıyor olabilir. Ya da bir insanlık dramı içinde çırpınan insanlardır çoğunluğu. Bunca nefret söyleminin arasında bir patronların sevgisini kazanmışlardır. Gözlerini parlatıyordur ucuz ve sigorta masrafsız iş gücü olmaları.

Sokakları tekinsiz hale getiren kalabalıklardır. Bir o kadar da sahipsiz olabilirler, canının kıymetini düşünebilmekten uzak düşmüşlerdir. Yorumlar muhtelif.

Bunca varsayım arasında değişmez tek bir gerçek var o da bu Suriyeler meselesinin hap gibi yutturulmak için bir cümlede ifade edilemeyeceği. Sıkıştırma şansımız yok gibi geliyor. Bir cümleye sıkıştırmaya kalkıp da hallettiğimizi düşünürsek muhakkak yakın gelecekte toplum olarak o sıkıştırılmış alan içinde kendimizi bulabiliriz.

Bir cümleye sıkıştıramayız fakat bir cümleye sıkıştırılmış yorum ve bakış açılarını ziplendiği yerden çıkarıp ele alabiliriz. Suriyeli vatandaşları anlamak için de değil kendimize ayna tutmak için.

Nedir o görüşlerden biri? Suriyeliler’in ülkesinde savaşta mücadele etmek yerine kaçması ve konforu için ülkemize göç edip keyif çatması. 

İnsanın, ülkesinde kendinden bağımsız olarak ortaya çıkmasına rağmen, kapısına kadar gelince muhatap olduğu bu durumla yüz yüze gelip bu yeni şarta reaksiyon göstermek zorunda kalması. İnsanın mücadelesi burada başlıyor sanırım. Savaşın içinde kalmak da bunlardan en önemlisi olabilir.

Yazıda bahsi geçen insanların, ülkelerinde savaş çıkınca, hayatlarının rutini bozuldu. Mevcut şartlarını bile yakalayamayacaklarını hissedince, yarınlarından şüphe duyunca; daha güvenli bir bölgede yaşamak adına göç ettiler. Kendileri gibi olan nice insanla ortaklık kurup, yeni durumu değiştirme becerisini gösteremeyeceklerini düşündüklerinden bireysel kurtuluşu aradılar, mücadele etmediler. Doğup büyüdükleri ülkelerinden kendilerini soyutladılar ve soluğu ülkemizde aldılar. Sonra daha batıyı, sonra daha da batıyı denediler.

Bu kadar kalabalık bir şekilde sorgusuz sualsiz geçiş yapmaları başka bir tartışmanın konusu. Ama kendilerini “daha iyi” bir coğrafyaya atmaya çalışmaları, ülkelerinden kendilerini soyutlamaları şaşılacak, yadırganacak bir durum mu?

Bizler bugün bu ihtimali düşünmüyor muyuz? İlk zoru gördüğümüzde yurt dışında yaşamanın şartlarını araştırmıyor muyuz? Hatta bırakalım bedenimizi ülke sınırlarının dışına çıkarmayı. Fiziki olarak ülkenin dışına çıkmadan da ülkenin şartlarından kendimizi soyutlamıyor muyuz?

Güvenlik sorunu hissederek, etrafı duvarlarla örülü, güvenlikli sitelere taşınma telaşı ne oluyor? Zaten bizim vergilerimizden maddi gücünü alan resmi teşkilatlar varken ülkedeki güvenlik problemini beraber masaya yatırıp çözmeye uğraşmayıp, memleket şartlarından soyutlayarak bireysel kurtuluşu aramanın bir örneği değil mi bu?

Bugün çocuklarımızın eğitimi için kaygılandığımızda, eğitim konusunda bir araya gelerek çözmekle uğraşmak yerine, ayağımızın ucuna kadar gelmiş sorunu bir telaşla, imkan da varsa, özel okulla çözmüyor muyuz? 

Rahatsızlanınca, devlet hastanesinin acili yerine bir özel hastane daha çözüm odaklı gelmiyor mu o hassas anımızda. Bürokrasisinden korkmuyor muyuz? 

Bütün bunlar, ülkenin minik açılarla değişen koşullarından kendimizi soyutlayarak mücadeleden kaçmak değil mi?

Yukarıda bahsi geçen geçmeyen hizmetleri alabilmek için ödediğimiz, ödemesek bile ödediğimiz vergilerin, nereye nasıl gittiği tartışması, geçmişte herhangi bir seçimin ana belirleyeni oldu mu? Buna göre oy isteyen parti, sorgulayıp buna göre oy veren vatandaş gördük mü?

Suriyeliler mücadele etmedi, görünüşe göre. Biz de biraz etsek iyiydi.

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR