20 Ağustos 2019 Salı

Ali Rıza Alçınkaya

Ali Rıza Alçınkaya

alirizaalcinkaya@gmail.com
08 Şubat 2019 Cuma 17:38

Vatanperverlik için verilen ödünler

Yerel seçimler için partiler çalışmalarını sürdürürken, haber bültenlerinden edinemediğimiz bilgilerin, belgelerin, haberlerin açığını sosyal medyadan takviye ile kapatıyoruz. Henüz dolaşıma girmiş bir video kaydı var, seçim çalışmalarından birine dair.

Kayıtta bir partili propaganda faaliyeti sırasında karşısına aldığı yurttaşlara konuşma yapmakta. Konuşmayı yapan Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Mersin Çamlıyayla İlçe Başkanı Mehmet Ali Yetiş, partilerinin belediye başkanı adayı için yapılan hırsızlık iddialarına dair savunma manasına gelebilecek cümleler kuruyor.

Yetiş, seçim faaliyeti kapsamında yapılan toplantıda şunları söylüyor:

“İki seçeneğimiz var, ya devletin hainlerinin yanında olacaksınız ya da mevcut başkanımıza ‘hırsız’ diyen de oldu, ‘yanlış yapıyor’ diyen de oldu. Ben de diyorum ki ‘vatan hainlerinin yanında yer almaktansa hırsız bizim hırsımız arkadaşlar, biz yanında yer alırız.’ Yarın bunun bedelini çok ağır öderiz. Yarın burayı Allah korusun kaybetme durumunda biz bunun hesabını veremeyiz”

Biz ve bizim olan hırsıza bile oy verdirecek kadar vatan haini olan kim? Ya da soruyu tersinden sorarsak, vatanperver kim?

Daha önce KHK ile üniversitesinden ihraç edilen akademisyen Bülent Şık’a açılan davanın mahkemesi vardı Çağlayan Adliyesi’nde. Açılan davanın gerekçesi ise Sağlık Bakanlığınca yürütülen projeye ilişkin bilgileri kamuoyuyla paylaşmak. Hakkındaki suçlamalar ise “Yasaklanan gizli bilgileri açıklama”, “Yasaklanan gizli bilgileri temin etme” ve “Göreve ilişkin sırrı açıklama” diye sıralanıyor.

Sağlık Bakanlığı, 2011 ile 2016 yılları arasında kanserden ölümlerin dünya ortalamasının üstünde olduğu Antalya, Dilovası ve Ergene’de bir araştırma yapıyor. Bakanlığın kamuoyuna halen açıklamadığı bu araştırmayı, Bülent Şık bir yazısı dizisi halinde Cumhuriyet Gazetesi’nde okurların dikkatine sunuyor.

Gazetede paylaşılan araştırmaya göre insan sağlığını tehdit eden pestisitin maddesi, çeşitli meyve ve sebze ürünlerinde maksimum limitleri hayli aşmış bulunmakta. Geçen yılın Nisan ayında paylaşılan yazı dizisinde birçok konu başlığı bulunmakta. Yukarıda bahsi geçen yörelerde halk sağlığını ilgilendiren birçok detay mevcut. Dileyen internet üzerinden konuya ilişkin bilgi edinebilir.

Bu yazının konusu vatan hainliği. Daha ziyade vatanperverlik. Bir cevap cümlesinden ziyade bir soru cümlesi. Kimdir vatanperver? Bu sorunun cevabını aldıktan sonra, bu sorunun cevabına göre yanıt vereceğimiz bir soru daha var çünkü. Bir vatanperverin yanında durmanın bedeli nedir? Çünkü parti temsilcisinin bir vatanperver yanında yer almak için verilmesi gereken ödün olarak yurttaşlara salık verdiği, gerekirse bir hırsızın yanında yer almak.

Ancak ilk soruya verdiğimiz yanıt başka olursa, verilecek ödün, çekilecek sıkıntı da başka olacak. İkinci sorunun yanıtı da başka olacak doğal olarak.

Mesela Bülent Şık gibi halk sağlığını ilgilendiren gizlenmiş bir bilgiyi halkla paylaşmak mıdır vatanperverlik? Yoksa gizlemek midir? Vatanperverlik yoksa, gerektiğinde hırsızın yanında yer almak kadar aynı zamanda içtiğimiz sudan zehirlendiğimizi bile bile, “olsun yine de vatan hainleri zehirlemiyor ya” deyip kana kana içmek midir? Ya da bir merdiven çıkarken soluksuz kaldığımız anda başımızın üzerindeki griliğe bakarak “Vatan haini değil ama nasıl da içine etti memleketimin havasına köftehor.” deyip tebessüm etmek midir?

Nedir?

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR