25 Mayıs 2018 Cuma

  • 4,757 TL
  • 5,576 TL
  • 199,47 TL
  • 101.138
Ali Rıza Alçınkaya

Ali Rıza Alçınkaya

alirizaalcinkaya@gmail.com
12 Mayıs 2018 Cumartesi 19:12

Yok böyle özgürlük!

Takvimler 90'lı yılları gösteriyor. İrice ve kır beyaz bıyıklaryla Ali Kırca'nın sunduğu Siyaset Meydanı'nda tartışma konusu türküler. O zamanlar, her katılımcıya söz düşemeyebilecek düzeyde kalabalık, bir üniversite amfisinde toplanıp bir şeyler tartışıyor bu programda.

Çocuktum ve uykuyla uyanıklık arasında izliyorum. Siyaset Meydanı ve benzeri programlar sabahlatırdı. Hayal meyal hatırlıyorum konuşulanları. Üzerinden yirmi yıl geçince, internetin yardımıyla bazı sahneler kafamda beliriyor.

Konuşmaların arasında türküler söyleniyor, türkülerin tartışıldığı programda. O zamanın en popüler türkülerinden "ormancı" ve "çökertme" de söyleniyor. Sümer Ezgü kalkıp zeybek figürleriyle eşlik ediyor türkülere. Kendisi bu konuda usta.

O da ne yanında biri daha var. Adeta ekranda beliren biri, Sümer Ezgü'den daha azimli. Oynarken ondan rol çalmakta. Geçen bu yirmi yılın ardından Siyaset Meydanı da yok ekranlarda, suncusu Ali Kırca da. Hatta Sümer Ezgü'ye de denk geliyoruz es kaza.

Az önce rol çalıyor dediğim Yavuz Bingöl ise diğer saydığım isimlerin aksine: O her yerdeydi. Salkım Hanımın Taneleri'nde  Sarı Gelin türküsünü söylerken filme kattığı nefesle başladı. Az önce mecazen kullandığım rol çalma işini iyi başardı ve hep bizimleydi.

Sinemada değilse televizyon ekranlarında, orada yoksa güzel sesiyle muhakkak kulaklarımızda. Saydıklarımda da yoksa Ankara'da direniş için kurulan çadırlarda, TEKEL eylemlerinde.

Gündemde olmaktan vazgeçmedi. TEKEL veyahut başka direnişler bitince, bitirenle önce tokalaşma azmine şahit olduk. Aynı bitirenin, ölen çocuk annesini meydanlarda yuhalatmasına ilişkin engin yüreğiyle yaptığı empatiyi de okuduk. Şaşırdık. Gözlerimizi ovuşturup, aynı satırları bir daha, bir daha okuduk.

Kendisine son olarak Hülya Koçyiğit'in "Ülkede baskı yok, gereğinden fazla özgürüz" lafı hatırlatılınca, hak vermiş usta sinemacıya. Hızını alamayıp "Halkın vergilerinden toplanan paralarla alınan silahları, bu ülkenin insanına doğrultacak ve onları öldürecek kadar özgürüz. Onlarca darbe yapıp bu ülkenin gençlerini asacak kadar özgürüz." demiş.

Solculuk günlerini yad etmiş diye düşünürken okuyucu, o konuşmasına "Bu ülkenin içine girerek, hendek siyaseti yaparak kamu düzenini bozacak kadar özgürüz. Böyle özgürlük olur mu!" şeklinde anlatmaya devam etmiş. Bingöl, beyanat çorbasında tat veren hiçbir baharatı atlamamış.

"Özgürlüğü, demokrasiyi; birbirimizi hoyratça harcayarak, birbirimizi kolayca yıpratarak, ülke içindeki birlik beraberliğimizi korumayarak kullanıyoruz. İleri demokrasi dediğin şey, kurallar silsilesidir üstadım. Siz buna uyarsanız, özgür bir ülke oluyorsunuz" diyerek özgürlüğün sınırlarını da çizmiş.

Kenan Evren de takvimler 12 Eylül 1980 tarihini gösterirken, radyoda okuduğu metinde  silahlı kuvvetlerin ülke yönetimine el koymasını "ülkenin ve milletin bütünlüğünü, milletin hak, hukuk ve hürriyetini korumak, can ve mal güvenliğini sağlayarak korkudan kurtarmak, refah ve mutluluğunu sağlamak, kanun ve nizam hakimiyetini, diğer bir deyimle devlet otoritesini tarafsız olarak yeniden tesis ve idame etmek gayesiyle devlet yönetimine el koymak zorunda kalmıştır." cümleleriyle gerekçelendirmiş.

İki resim arasındaki 7(yedi) farkı bulunuz. Ya da  darbe karşıtı gibi de gözükeyim derken benzer dili kullanan bir türkücünün resmini yeniden yapabilir misiniz?

Son olarak türkücü "New York Times’ta bir gazeteci, ‘Başkan Kennedy’i devlet öldürmüştür’ diye yazabilir mi? Sıkıysa yazsın." ile "Orada yere tüküremezseniz, burada tükürüyorsunuz, kırmızı da geçemezsiniz, burada geçiyorsunuz." beyanatını da lehimlemiş. Bir gazetecinin yapacağı habere dair konuşurken, yere tükürme örneğini verebilmek ilginç. 

Ancak Amerikalı "Başkan Kennedy’i devlet öldürmüştür" diyemiyorken, kendisi bu gençlerin bu ülkede darbelerle asıldığını söyleyebiliyor. Yavuz Bingöl'ün söylemleri, çökertme oynarken sergilediği figürler kadar bile uyumlu değil kendi içinde. Bu ülkede özgürlüğün bir sınırı olmalı derken, yine o kişinin, kendi çizdiği bu sınırı, aynı esnada aşabiliyor olması.

Kanımca yok böyle özgürlük!

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR

ANKET