11 Ağustos 2020 Salı

Ergün Demir

Ergün Demir

ergundemir08@gmail.com
01 Temmuz 2020 Çarşamba 14:47

İşte kazanan o şapka oldu!

Lastik- İş Sendikası Onursal Genel Başkan Abdullah Karacan’ın tarzı farklıydı.
Kendi tarzıyla sendikal mücadelede birçok ilklere ve başarıla imza atmıştı.
Şu anki genel başkan Alaaddin Sarı’nın tarzı ise daha farklı.
Sayın Sarı 4 Nisan 2019’da genel başkan olarak basının karşısına çıktığı ilk toplantıda bunu söylemişti. 
***

Alaaddin Sarı o toplantıda, "Abdullah başkanın yaptıklarını Rıza Kuas’ın yaptıklarını süzerek Lastik İş’in markasını oluşturmak ile ilgili mücadele vereceğiz” demişti. 
Sarı, şunu söylemek istiyordu: "Biz kişileri, yönetimi değil, sendikayı öne çıkaracağız; daha fazla dipten gelen sese kulak vereceğiz, ekip olarak karar verip, ekip olarak çalışacağız.”
Gerçekten de öyle yaptı. 
***

Sayın Karacan’ın öldürülmesi sonrası Sarı ve onun yönetiminin önündeki en önemli sınav ise lastik fabrikalarındaki toplu iş sözleşmesi sınavı olacaktı.
Ve öyle oldu. 
Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim; bu sınavı başarıyla geçtiler. 
Ama öyle böyle bir sınav vermediler!
Düşünsenize; genel başkan öldürülmüş, siz yönetime gelmişsiniz, herkesin gözü sizin üstünüzde, önünüzde çok önemli bir toplu iş sözleşmesi var.
Başarılı olmanızı isteyenler kadar başarısız olmanızı isteyenler de var.
İşverenler bu olağanüstü dönemi çok iyi okuyorlar.
Üstelik Goodyear iş vereni Lastik Grup Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerinden ayrılıyor.
Ve ardından dünyayı kasıp kavuran bir korona virüs salgını başlıyor. 
***

Salgın nedeniyle neler yaşandığını ayrıntılarıyla anlatmama gerek yok sanıyorum. 
Bir yandan toplu iş sözleşmesi süreciyle uğraşan Lastik- İş Sendikası bir yandan da pandemi nedeniyle gelecekte yaşanabilecekleri öngörüp ona göre duruşlar belirlemeye çalıştı.
İşçi sınıfının artık daha sıkıntılı bir döneme gireceğini gördü.
Ve devletin bundan sonra mutlaka sosyal bir devlet olması gerektiğini vurguladı.
İşte böylesine zorlu dönemde lastik grup toplu iş sözleşmesini bağıtladı Sarı ve yönetimi. 
Ama Goodyear duruyordu. 
İşte dün de bu toplu sözleşme mutlu sonla bağıtlandı. 
***

Genel Başkan Sarı o mutlu haberi şöyle veriyordu: "Bugün Goodyear ile yaptığımız sözleşmemiz diğer lastik fabrikalarıyla aynı şartlar içerisinde bitmiştir. Bu sözleşme bizim için önemliydi ve bitmesi hepimizin adına iyi oldu. Daha önceki toplu sözleşmeler nasılsa bu sözleşmede aynı oldu. İlk altı ay yüzde 7, ikinci altı ay enflasyon, üçüncü altı ay yine enflasyon oranında zam alınacak, dördüncü altı ay enflasyon artı bir puan zam alınacak. Ayrıca 2021 başında işçiye 8 bin lira verilecek. Bunun 5 bin lirası borç, 3 bin lirası hibe olacak.’’
***

Esnek çalışma kabul edilmedi.
Kazanılmış haklardan taviz verilmedi.
Peki lastikte toplu iş sözleşmesi imzalandı da; iş bitti mi?
Bitmedi; bitmediğini yine Sarı’nın dünkü söylemlerinden anlıyoruz: "Önümüzde bir sürü sorunlarımız var. Önümüzde kıdem tazminatı durumu söz konusu.’’
Zaten de gerçek anlamda sınıf mücadelesi veren sendikaların işi hiç bitmeyecektir.
Ben buradan tekrar Genel Başkan Alaaddin Sarı konusuna dönmek istiyorum. 
O her ne kadar, “Yönetim, başkan değil, sendika önde olacak” dese de süreci izleyen bir gazeteci olarak onunla ilgili gözlemlerimi paylaşmak istiyorum. 
Çünkü bunu hak ediyor!
***

Öncelikle; mütevazi.
Halk adamı profili çiziyor.
Ekip olarak profesyonelce çalışıyor.
Bilimsel çalışıyor.
Sadece Türkiye’yi değil dünyayı okuyor. 
Mücadelesine duyguyla bağlı.
Bana kalırsa en karakteristik özelliği de bu!
***

Günü kurtarmaya yönelik değil, daha uzun soluklu düşünüyor.
Gelecek öngörüsü var; gelecekte olacakları hesaplıyor ve ona göre önlem almaya çalışıyor.
Pandemi döneminde de böyle oldu. 
Endüstri 4.0 konusuna ilk ciddi ciddi kafa yoran kişiydi.
Demin de söyledim; Sarı’nın en önemli özelliği mücadelesine duyguyla bağlı olması.
Bunu kendisinin anlattığı o meşhur şapka hikayesinde de hissetmiştim. 
***

O şapka hikayesini Brisa işçisini ziyareti sırasında şöyle anlatıyordu Sarı: "Bu şapkanın başımın üstünde yeri var. Bu şapka o şapka. Geçen hafta Adapazarı'na gitmiştik. Orada yoğun yağmur altında işçi kardeşlerimiz bizleri karşıladı. İşçi kardeşlerimi hemen sundurmanın altına aldık ve biz yönetim ve temsilciler olarak yağmurun altında kaldık, konuşmamızı da yine yağmurun altında yaptık. Konuşma bitince bir işçi söz aldı. ‘Başkanım bu şapkayı size hediye ediyorum.” dedi. Ben de 'Şapkanın başımın üstünde yeri var' dedim, işçinin başımın üstünde yeri var dedim ve şapkayı kabul ettim. Bugün burada taktığım bu şapka işte o şapkadır. Bu şapka toplu sözleşme sürecinin sembolüdür.
***

Belli ki o şapka çok ağır bir şapkaydı. 
Ancak ve ancak mücadelesine duyguyla bağlı olan kişilerin taşıyabileceği bir şapkaydı. 
İşte bugün kazanan o şapka oldu.
Tekrar hayırlı olsun.

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR