01 Aralık 2020 Salı

Ergün Demir

Ergün Demir

ergundemir08@gmail.com
19 Ekim 2020 Pazartesi 14:09

Zerre kadar değişmemiş!

20 Eylül 2019’da bir köşe yazmıştım.
O isminin her türlü anılmasından zevk alır, oradan beslenir; onu da biliyorum.
Adını anmak istemem…
Ama bu son yaşanan olaydan ötürü mecburen yazmak durumundayım ismini…
(Bu da ona bir kıyak daha olsun)
Bu kişi o zaman bir kadın meslektaşımıza hakaret etmişti…
Birini de aklınca kriminalize etmişti...
Bu kişi İsmet Çiğit.
Gelelim 20 Eylül 2019’da yazdığım köşe yazısına.
Yazının başlığı “Terbiyesizliğin dik alası’’ydı.
***

Önce bu yazımdan bir bölümü aktarmak isterim sizlere;
“Dün bir köşe yazdı.
Verdi veriştirdi.
Bir kadın gazeteci için ağza alınmayacak hakaretlerde bulundu. 
Pişman olmuş mudur, ya da olmamış mıdır bilmiyorum.
Hangi duyguları yaşıyor zerrece beni ilgilendirmiyor.
Ama o kadın gazeteciye yaptığı cinsiyetçi, rezil hakaret ve yine başka bir kadın gazeteci için ihbarcı, şantajcı ve yalancı bir şekilde, düşük düzeyli yazdığı yazı beni ilgilendiriyor.
Hem de çok ilgilendiriyor. 
***

Bardağı taşırması bir yana bardağı kırdı kendisi.
Sen, insanlarla yaptığın en özel muhabbetlerini bile ortalığa saçan adamsın.
Güvenilmezsin. 
Bir yere savruluyorsun ama nereye savrulduğunu kendin bile bilmiyorsun. 
Sen ki bir zamanlar CHP’nin kayığında gezip, kayığını gemi yapan şahsiyetsin.
***

Sonrasında AKP’nin güdümünde gemilerini yüzdüren zatsın.
Senin neren muhalif!
Kimseyi kandırmaya kalkma.
Kabak gibi ortadasın.
Yeteneksizliğin yüzünden kendi kurduğun gazeteden bile kovulmayı başaran ilk kişiliksin.
Erzak, erzak diye dileneceğine, git bu büyük “başarı”nla övün!
***

Yerlerde değil; yerin altındasın. 
Dünyanın en ucuz, en adi gazetesi bile genel yayın yönetmenini seçim döneminde bir ay izne çıkarmaz.
Sen seçim döneminde gönüllü bir şekilde ortadan kaybolan bir şahsiyetsin. 
Bu anlamda tarihe geçmişsin.
Senin neren gazeteci!
Çok şey söylenebilir seninle ilgili ama kelimelere yazık.
Türkçe’ye hakaret. 
***

Azıcık aklın varsa çek git bu camiadan.
Daha fazla kirletme.
Yıllarca faşizmle “İzmit milliyetçiliği” arasında gidip geldin. 
Utanmasan il dışından gelen insanları bu kentten kovmaya kalkacaktın.
Yeter artık.
Belki ölünce insanlar, içine sinmese de İzmit’in bir sokağına ismini yazarlar.
Bunun da önüne geçme.
Bırak bu işleri.
***

Bırak; inan aç kalmazsın.
Birçok gazeteci arkadaşımız aç kalıyor, işsiz kalıyor ama sen kalmazsın.
İnan ara sıra Kıbrıs’a da gidersin.
Hem kendine yazık etme, hem de seni sevenlere.”
***

İşte o zamanlar bunları yazmışım. 
Bugün gelinen noktada adamda zerre kadar değişiklik yok.
Diyorum ya başka şeylerden besleniyor.
Hoş değişmesini de beklemiyordum ya.
Her neyse niye böyle bir hatırlatma yaptım.
Malum, bu şahsı geçtiğimiz günlerde CHP İl Başkanı Harun Yıldızlı ziyaret etmiş.
Bu şahıs da bu ziyaretle ilgili yazısının bir bölümünde şunları yazmış:
***

“Yıldızlı, yerel basını çok iyi süzdüklerini, kimlerin ne haltlar çevirdiğini bildiklerini anlattı. ‘Dostunuzu, düşmanınızı iyi tanıyın’ dedim, ‘Sen merak etme abi, her şeyin farkındayım’ diye yanıt verdi… Güngör kendisine yerel medyanın hali konusunda kısa bir brifing verdi. CHP İl Başkanı Yıldızlı, ‘Abi en kısa zamanda şöyle baş başa oturup, uzun uzun görüşelim. Benim sizden almam gereken çok ders var’ dedi.”
***

Öncelikle şunu söyleyeyim, ben CHP İl Başkanı olsam bu adama gitmezdim.
Ama Sayın Yıldızlı’ya da niye bu adamı ziyaret ettin diyemem; kendi bileceği iştir.
Zaten; şu anda da son gelinen nokta itibariyle eminim ki ziyaret ettiği şahıs ellerini ovuşturuyordur. 

***


Konuşmaların içeriğine gelince; tamamen bunlar mı konuşuldu, çarpıtıldı mı, abartıldı mı, o anki duygu, atmosfer neydi, genel bir söylem miydi…
Bunların cevabı Harun Yıldızlı’da…
Ama Yıldızlı’ya şunu söyleyebilirim; yukarıda saydığım özellikleri taşıyan, hayatı başarısızlık öyküsüyle dolu bir adam sana akıl verirse, sen de onu dinlersen bu sana başarı getirmez. 
Kendine faydası olmayan kişinin kimseye faydası olmaz.
Bir de şunu söyleyeyim, adam demiş ya; “Dostunuzu, düşmanınızı iyi tanıyın.” 
***

Kendi adıma, kimsenin dostu veya düşmanı değilim…
Ne kimseyi imha etmeye kurdum kendimi, ne de göklere çıkarmaya.
Konjonktüre göre de hareket etmem.
Mesleğim gereği olarak bu felsefeyle hareket etmeye çalışıyorum.
Birçok meslektaşım da aynı şekilde.
Bin bir zorlukla mesleğini yapmaya çalışıyor herkes…
“Dostunuzu, düşmanınızı iyi tanıyın” diyen zata gelince; o kişinin tek dostu olabilir; onu da siz tahmin edebilirsiniz.
Onun için her türlü mikserliği yapar…
Adamın uzmanlık alanı bu…
Başka da bir şey söylemem…

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR