01 Aralık 2020 Salı

Tahir Özcan

Tahir Özcan

tahirozzcan@gmail.com
28 Ekim 2020 Çarşamba 17:16

Cumhuriyet

Yıl 1789 Fransa krallığında ilkbahar. Kraliyet çevresi, aristokratlar ve hatta burjuvanın tabiriyle ‘’ayak takımı’’ çektiği sefaletten, eziyetten bıkıp ayaklandı. İşçiler, köylüler, işsizler, berduşlar, evsizler, askerlerin bir kısmı(pek bahsedilmez ama)paralı askerler ve lejyonerler, hapishane kaçkınları(ki çoğu yönetenlerin baskısı ve zulmü ile hapse atılmıştı) isyan ettiler. Üç kelimelik sloganları vardı ‘’Liberte’’(Özgürlük), ‘’Egalite’’(Eşitlik), ‘’Fraternite’’(Kardeşlik). Çığ gibi büyüdü isyan ve sonunda Dünya yeni bir rejim ile tanıştı ‘’Cumhuriyet’’. Bu üçlü mottoya bir de ‘’Justice’’(Adalet) eklendi.

***

Yaşadığımız topraklarda ise sanılanın aksine Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasından bir asır önce başlamıştır bu mücadele. Kimileri ‘’Sened-i İttifak’’, kimileri ise ‘’Tanzimat Fermanı’’ ile başlatır Cumhuriyet fikrinin dillendirilmeye başlamasını. Elli yıl öncesinde de başlar Demokrasinin filizlenmesi 1.Meşrutiyetle. 1. Dünya savaşı sonrası işgal edilen Osmanlı Devletinde  ‘’Milli Mücadele’’de kurulan T.B.M.M. zaferden sonra 29 Ekim 1923 de ilan etti Cumhuriyeti.

***

Nedir Cumhuriyet diye sorduklarında Süleyman Demirel ‘’Cumhuriyet benim. Isparta’nın köyünde çobanlık yapan çocuğun bu ülkeye Cumhur Başkanı olmasını sağlayan iradedir Cumhuriyet’’ demişti. Çoban Sülü’yü Cumhur Başkanı Yapan Sistem, boğazda yolcu taşıyan taka kaptanının oğlunu da Cumhur Başkanı yaptı. Robert kolej mezunu orta sınıf memur çocuğu bir başbakan Anayasa gereği aday olamadı. Ama o hiç zorlamadı, eğip bükmedi, bulunduğu konumu ve siyasi gücünü kullanmaya tevessül etmedi.

***

Cumhuriyetin İlk dönemleri için, “tek adamlık vardı” eleştirileri yapılır hep. Ne var ki o dönemin şartlarında Avrupa’daki tek adamların ülkelerini nasıl ateşe attıklarını, bunun nasıl 2. Dünya savaşına evrildiğini anlatmazlar pek. Dönemin Tek adamları Hitler’in, Mussolini’nin icraatları ve sonuçlarından ve savaş sonrası tek adamları Stalin ve De Gaulle gibilerinin yaptıklarından da bahsetmezler. Okuyan, dinleyen zanneder ki bir tek bizde vardı bu tek adamlık. Her şeye rağmen ülkemiz barışçıl kaldı. Cumhuriyetin temellerini sağlamlaştırıp Demokrasinin gelişmesi yolunda adımlar attı. Yavaş olduğunu kabul etsek bile ilerleme durmadı, devam etti. Bu Cumhuriyetin iradesiydi, ta ki son yıllara kadar.

***

Sadece ülkemizde değil bütün dünyada otoriterliğe kayan bir eğilim var. Örnekse çok. Putin, Esad, Sisi, Aliyev vs. bunlar tek adam sayılabilir. Trump, Macron, Orban gibileri de bu eğilimini gizlemeyen liderler. Ülkemizde süre gelen bu tek adamlığa kayan siyasi iklimin ise, darbe teşebbüsü sonrası FETÖ, PKK gibi örgütlerle mücadelenin hızlı ve kesin sonuç alınması için geçici olarak kurgulandığına inanmak isteyenlerdenim. Elbette emin değilim. Sadece ihtiyatlı iyimserim. Nehirler nasıl kaynağına geri akamıyorsa, bu Demokrasi ve Cumhuriyet süreci de geri döndürülemez.

***

Cumhuriyet ‘’Kimsesizlerin kimi’’ ve ’’Sessiz çoğunluğun sesi’’ olmaya devam edecek. Ne değerler çıkarmadı ki bu Cumhuriyet. Nobelli Profesörümüz Aziz Sancar’ı  Mardin Savur dan. Eserleri Dünyanın neredeyse bütün dillerine çevrilmiş Yaşar Kemal’i Osmaniye Kadirli’den. Ne Sanatçılar, sporcular, bilim insanları, erkekler ve bilhassa kadınlar. Bu yolculukta kaybolan değerlerimiz de yok mu? Var. Vefasızlıkla unutulan, hakkı yenen, ötekileştirilen, anlaşılamayan, değeri bilinmeyen veya hor görülen. Kısa süre önce yitirdiğimiz Bekir Coşkun mesela. Şanlıurfa’nın köyünden çıkıp kelimelerin efendisi olmuş bir gazeteci yazar. Kalemini satmamış, eğilip bükülmemiş, doğrularının peşinden gitmiş Cumhuriyet insanı. Dürüst, kibar, sevgi dolu, hümanist. Cenazesinde protokol yoktu muhalif olduğu için. Belki de böylesi daha iyi. Sadece sevenleri tarafından uğurlanmak son yolculuğa. Nur içinde yatsın. Son tahlilde artısı çok eksisi azdır bu örneklerin.

***

Nihayetinde Atatürk ve silah arkadaşlarının iradesi ve armağanıdır Cumhuriyet. Tanzimatla kuldan tebaa ya geçen halk, Cumhuriyetle vatandaş oldu. Hepsini minnet ve şükranla anmalı, asla unutmamalı, unutturmamalıyız. Geriye döndürmek isteyenlere rağmen yolculuk sürüyor. 17 yaşında atını alıp Kuvva-i Seyyareye katılan göçmen çocuğun babası bu topraklarda doğmamıştı. Tıpkı Mustafa Kemal gibi. 4 yıl süren İstiklal savaşında şehit düşse dedem, ne babam ne ben olmazdım. Böyle binlerce hikayeleri var bu ülkenin evlatlarının.

***

Cumhuriyeti emanet edeceğimiz nesilden şüphem yok. Sahip çıkacaklardır. Tek üzüntüm aldığımız emaneti bırakın üzerine koymayı, bulunduğu noktadan geride bırakıyoruz onlara. Kızsalar da küfretseler de haklılar. Yeni nesle bir umuttu Cumhuriyet. Rahmetli Aydın Boysan soru üzerine ‘’Yeniden dünyaya gelsem, yine aynı dönemde ben olmak isterdim. Üst baş yamalı, ayakkabılarımız delikti ama yeni Cumhuriyetin gururlu evlatlarıydık’’ demişti. Kıymetini bilenlerin Cumhuriyet Bayramı Kutlu olsun…

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR