15 Kasım 2018 Perşembe

  • 5,427 TL
  • 6,139 TL
  • 211,48 TL
  • 92.915
Tahir Özcan

Tahir Özcan

tahirozzcan@gmail.com
19 Ekim 2018 Cuma 16:48

Mış gibi...

Bir ülke varmış bir yerlerde. Etrafı denizlerle çevrili, ticaret yollarının geçiş noktasında. Dört mevsimin yaşandığı, zengin bitki ve hayvan çeşitliliğini barındıran, çok güzel bir ülke.  Halkı çok acılar çekmiş, çok savaşlar, işgaller, yıkımlar görmüş. Ama yeniden toparlanmasını bilmiş, yaralarını sarmış, devletler kurmuş. 

***

Savaşlar ve acılarla elinde tuttuğu toprağa sahip çıkan kadim bir millet. Eski imparatorlukların genç bakiyesiymiş. Bu son mücadelesinde Cumhuriyet denen en modern yönetim biçimini benimsemiş. Devrimlerle halkının kendi geleceğini kendisinin tayin etmesinin önünü açmış. Ancak halkının bir kısmını memnun edememiş. Edememiş ki zaman içinde kazanımlardan geri gidiş başlamış. Halkın seçtiği yöneticiler halkın bütününün temsilcisiymiş gibi yapmaya başlamışlar. 

***

Mış gibi diyorum çünkü sorduğunuzda hiç biri “Cumhuriyetin ve Devrimlerin karşıtıyım” demiyormuş. Aslında herkes Demokrasiden dem vurup, özgürlük havarisi kesiliyor ama iş uygulamaya geldi mi hemen kendi ‘’Demokrasisini’’ empoze etmenin peşine düşüyormuş.
Ülkedeki politikacılara bakılırsa, ‘’özellikle iktidardakilere’’; özgürlükler, demokrasi, ekonomi, gelişmişlik en üst düzeydeymiş.  Miş gibi diyorum… Neden mi “miş gibi”.

***

Mesela basın özgürlüğü. Her fikir ve düşünce, her eleştiri, haber değeri taşıyan her şey basılıp yayımlanabiliyor, medyada yer alabiliyormuş gibi. Gibi… Çünkü hapiste gazeteci bol, işsiz kalan gazeteci çok, öldürülenler, sindirilenler de cabası... Ülkede siyasi rekabet varmış gibibir sürü siyasi parti varmış. Etkili muhalefet de yapılıyormuş gibi. Yalnız iktidar aynı siyasi görüşe sahip parti ve politikacılarınmış hep.

***

O kadar ki parti adı değişse, biri kapanıp yeni biri kurulsa bile içerisindeki politikacılar pek değişmiyormuş. Hep onların mensubu olduğu parti iktidara geliyormuş. Nasıl yani seçim yapılmıyor muymuş? Hiç yapılmaz olur mu,yapılıyormuş gibi. İktidardaki parti; kendi denetiminde, bütün devlet kaynakları elinde, para, medya,ve bütün kurumlar emrinde olunca hep kazanıyormuş. Hatta oyların sayımı tamamlanmadan kazanan açıklanıyormuş.


***
İktidarlar o kadar başarılıymış ki bu ülkede, kişi başına düşen milli gelir sürekli yükseliyor gibiymiş. Mesela, son zamanlarda 10 bin dolar civarındaymış. Devalüasyon olup ülke para birimi dolar karşısında yarı yarıya değer kaybetmişse de kişi başı milli gelir hemen hemen aynı kalmış.  Asgari ücret de aynı kalmış. Ülke parası dolar karşısında erise de refah hala artıyor gibiymiş.

***

Ülkenin fabrikaları, bankaları, limanları yani varlıkları satılmış hep yabancılara. Yerli üretim yapan neredeyse kalmamış, ama ülke büyüyormuş gibi sunuluyormuş. Yönetenler öyle söylüyorlarmış, millet de inanıyormuş. Yada muş gibi yapıyormuş. Gelişmiş ülkelere yüksünürmüş bu ülke. O gelişmiş ülkeler aralarında bir birlik oluşturmuşlar. Bizim bu ülke de o birliğe girmek istiyormuş nicedir. 

***

Uzun bir süredir müzakere ederlermiş. Müzakereler devam ederken, sanki girmiş gibi, kutlamalar yapmışlar; havai fişeklerle, halaylarla, şenliklerle. Şimdi müzakereler askıya alınmış. Ama olsun görüşmeler tekrar başlayacakmış gibi umutlularmış. Dinine, inancına çok düşkün insanlarmış bu ülkenin halkı. Yeryüzünün en insancıl, en naif, en güzel dininin kendi dinleri olduğunu iddia ederlermiş. Yöneticilerini bu inançlı kişilerden seçerlermiş hep.

***

Yahut inançlıymış gibi yapanlardan. Sorulduğunda ise hepsi kendine göre tarif edermiş dinini. Sanki kişiye özel, herkesin kendine münhasır bir din varmış gibi. Bu ülkenin vatandaşları o kadar severlermiş ki ülkelerini, adeta örnek birer vatandaşmış gibi. Ama denizlerini, derelerini kirletmekten sakınmazlarmış suları çok bolmuş gibi. 

***

Ağaçlarını kesmekten geri durmazlarmış ormanları sonsuzmuş gibi. İnşaatı çok severlermiş bir de. Her buldukları yere bina dikerlermiş; tarla, mera, dağ, bayır düşünmeden. Kat üzerine de kat çıkarlarmış, kuralını kaidesini matematiğini, bilimini hiçe sayarak. Sanki yıkılmayacakmış gibi. Çalışmayı üretmeyi  pek sevmez, yan gelip yatmaya ve tüketmeye bayılırlarmış. Kazandığından çok harcar, ölçüsüz avlanır, bakabileceğinden fazla çocuk yapar, ihtiyacından fazla edinir, caka satmaya bayılırlarmış. 

***

Kredi kartını da çok sevmişler, hemen kullanmaya başlamışlar. Çatır çatır harcamışlar sanki ödemek zorunda değillermiş gibi. Faiz ödemekse çok zorlarına gitmiş. Bu zihniyetin dışında da bir kesim de varmış. Ülkeleri’nin gidişatına son derece üzülen, kırgın ve hatta yılgın. Tabi bir de ‘’mış’’ gibi yapanlar. Nedense en çok yaygarayı da bunlar yaparmış.  En çok rağbet görenlerde nedense onlarmış.

***

Neticede inşaatlar, yollar,arabalar, elektronik cihazlar filan çok gelişmiş ülke. Çağ atlamış gibi. Velhasıl herkes yiyip içiyormuş, gezip tozuyormuş,  çalışıp kazanıyormuş, mutlu mesut yaşıyormuş gibi. Her şey “mış gibiymiş” adeta bu ülkede. Sanki bu günlerin bir sonu yokmuş gibiymiş. 

***

Hani bir fıkra vardır yatam da bunu anlan; “Adamın biri fani ömründe günahkarmış. Yalancı, fırsatçı, hırsızın, gaspçının biriymiş. Ölünce cehenneme atmışlar bunu cezasını çeksin diye.  Karanlık, tabi göremiyor, ama pis kokuyu ve kalabalığın sesini duyuyor. Gözü alışmış zamanla bir bakmış gırtlağına kadar bokun içinde. Etrafında herkes de aynı  ve sohbet edip sigara içiyorlarmış. Ulan demiş, o kadar da korkulacak bir yer değilmiş be. Kokuya alışır cezamı çekerim, sonra cennete alırlar beni nasılsa. Derken zebanilerin sesi duyulmuş. Hadi bakalım sigara molası bitti, yemeye devam…

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR