30 Mayıs 2020 Cumartesi

Taylan Katak

Taylan Katak

m.taylankatak1986@hotmail.com
21 Mayıs 2020 Perşembe 18:31

Ateş çemberi

Türkiye, coğrafi açıdan çok önemli bir konumda. Üç kıtanın kesiştiği yerdeyiz. Bu durumun jeopolitik ve jeostratejik sonuçları olduğu gibi sosyokültürel etkileri de var. 
Anadolu toprakları kadim bir tarihe sahip. Tarih boyunca sürekli olarak büyük medeniyetle ev sahipliği yapmış bir coğrafyada yaşıyoruz. Çok köklü ve zengin bir kültürel mirasımız var.
***

Coğrafi konumumuzun bize çok şey katan olumlu tarafları olduğu gibi büyük zorlukları da var şüphesiz. Üç kıtanın kesiştiği yerde yaşamak her zaman ateş çemberinin ortasında olmak anlamına da gelir. Anadolu coğrafyası tarih boyunca sürekli büyük savaşlara sahne oldu. Kıtalararası geçiş noktası olduğu için dünyadaki her kargaşadan nasibini aldı. 
Böyle bir coğrafyada yaşıyorsanız dünyadaki olaylardan etkilenmemeniz mümkün değildir. Anadolu coğrafyası tarih boyunca sadece savaşlardan veya politik hadiselerden etkilenmedi. Dünyayı esir alan salgınların neredeyse hepsi Anadolu coğrafyasını da yakından etkiledi.
***

İspanyol gribinden tutun da veba salgınına kadar dünyayı etkileyen salgınların büyük kısmı coğrafyamızı da yakından etkiledi. Osmanlı Devleti’nin özellikle İspanyol gribi ve vebaya karşı olan mücadelesi son derece önemlidir. 
Tarihsel gerçekleri, coğrafi gerçekliğimizle birleştirerek ele aldığımızda, Çin’de başlayan koronavirüs salgınının ülkemizi etkilemesinin kaçınılmaz olduğu da açıkça görünüyor. Virüsün ilk ortaya çıktığı günlerde bazı çevreler ‘’Çin nere, bura nere’’ gibi durumu hafife alan söylemlerde bulunuyordu. Durumun ciddiyetini yadsıyan bu tür söylemlerin ne kadar boş ve kof olduğu tüm dünyayı esir alan pandeminin sonuçlarından belli.
***

Türkiye’nin hem coğrafi konumundan dolayı hem evrensel ilişkileri güçlü olan, dünya ile bütünleşmiş bir ülke olmasından dolayı hem de kayda değer turizm potansiyelinden dolayı koronavirüs salgınından etkilenmesi beklenen bir durumdu. 
Başta Bilim Kurulu olmak üzere, gerekli mekanizmalar önlemleri mümkün olduğunca erken bir şekilde almaya gayret ettiler. Bu süreçte özellikle sağlık çalışanlarımız çok büyük fedakarlıklar gösterdi.
***

Son günlerde salgının ülkemizdeki seyriyle ilgili olumlu gelişmeler gözlemliyoruz. Virüsün yayılma hızında bariz bir düşüş var. Normalleşme adımları atılıyor. Yeni normale geçiş için çaba harcıyoruz. Gelişmeler olumlu olsa da en ufak bir gevşeklik ve dikkatsizlik bu kadar emeğin boşa gitmesine neden olabilir.
Yeni normale alışmamız gerekiyor. Eskisi gibi olamayız. Virüs yokmuş gibi davranamayız. Öyle davranırsak ikinci dalganın gelme riski ile karşı karşıya kalabiliriz. Tedbiri elden bırakmamalıyız.
***

Koronavirüse karşı ülke olarak başarılı bir mücadele veriyoruz. Fakat bir pandemi ile karşı karşıyayız. Biz ne kadar başarılı olursak olalım bu salgın dünyada kol gezdiği sürece güvende sayılmayız. 
Rusya’da vaka sayısı gittikçe artıyor, ABD’den sonra salgının yeni merkezi durumuna geldi. Yunanistan nispeten iyi durumda olsa da Romanya ve Bulgaristan’da durum pek iç açıcı değil. İran, Irak ve Suriye’de de süreç kritik bir şekilde devam ediyor. Özellikle Suriye’den sağlıklı bilgiler almak çok kolay değil.
***

Açık olan şu ki komşularımızda ve dünyadaki çoğu ülkede durum son derece kritik ve risk seviyesi yüksek. Bu anlamda ateş çemberinde olduğumuzu söyleyebiliriz. Kendi sınırlarımız içindeki mücadelede başarılı olabiliriz ancak çevremizdeki yangınların bize sıçrama ihtimali hala mevcut. Bu nedenle tedbiri elden bırakmamalı, her zaman dikkatli olmalıyız. 
Sağlık Bakanlığı’nın ve Bilim Kurulu’nun açıklamaları doğrultusunda yeni normale uyum sağlamaya çalışalım. Tedbirlere uyalım. 
Hem devletimiz hem de milletimiz bu süreçte çok emek verdi. Verilen emeklerin karşılığı olarak salgınla mücadelede önemli bir yol katettik. Geldiğimiz noktadan geri dönmeyelim. Tünelin ucundaki ışık göründü. Aydınlığa ulaşmak için tedbirde ısrarcı olalım. 

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR