24 Ekim 2019 Perşembe

Taylan Katak

Taylan Katak

m.taylankatak1986@hotmail.com
11 Temmuz 2019 Perşembe 17:53

Avrasya’nın Türkiye’ye bakışı

Türkiye, iki kutuplu yeni dünya düzeninde hem avantajlara hem de dezavantajlara sahip. Dış politikada önemli sorunlarla karşı karşıya kaldığımız zorlu bir süreçten geçerken, yeni dünya düzeninin faydalarını da görüyoruz, sebep olduğu sıkıntıları da yaşıyoruz. 
Tek kutuplu dünya, ABD ve müttefikleri dışında kimsenin çıkarına hizmet etmiyordu. Dünyaya savaş, işgal ve sömürüden başka hiçbir şey vermedi. İki kutuplu dünya düzeni insanlığın temel sorunlarına çözüm üretmekten fersah fersah uzak olsa da, iki kutup tek kutuptan her zaman daha iyidir. 
***

İki kutuplu yeni dünya düzeninde küresel bir denge var. Artık ABD ve müttefikleri dünyada dilediği gibi oyun kuramıyor. Hiçbir büyük güç kafasına estiği gibi saldırı ve işgal gerçekleştiremiyor. Kafasına estiği gibi gerçekleştirememesi, hiç gerçekleştiremediği sonucu çıkarmasın tabii. Artık işgal ve sömürü iki kutup arasındaki paylaşım anlaşmalarına göre gerçekleşiyor. Suriye’de Fırat’ın doğusunun ABD ve müttefiklerinin korumasında, Fırat’ın batısının ise Rusya ve müttefiklerinin himayesinde olması gibi. Bu paylaşım planı neticesinde Suriye fiilen ikiye bölündü. Fırat’ın doğusunda ABD destekli özerk bir bölge var. Fırat’ın batısında ise Rusya destekli, devletin kontrolünde olan bölge mevcut. 
Suriye bu haliyle emperyalizme yenilmiş ve teslim olmuş durumda. Suriye’nin bir kısmı fiilen bölündü, Esad Rejimi denetiminde olan bölünmeyen kısmı ise Rusya’nın güdümünde. Esad Rejimi, Rusya’nın himayesinde. Varlığını Rusya’ya borçlu. Bu nedenle de Rusya’nın iradesine teslim olmuş durumda.
***

Suriye meselesi Türkiye için çok önemli. Tarihsel olarak ABD ve Atlantik Bloku ile müttefik görünsek de artık çıkarlarımız tamamen çelişiyor. Türkiye’nin ulusal güvenlik politikaları, dış politikası ve Orta Doğu’ya bakışı ile ABD, NATO ve Atlantik Bloku’nun duruşu çok farklı. Bu şartlarda Türkiye ile Atlantik Bloku’nun ortak paydada buluşması oldukça zor. 
Türkiye ile Atlantik Bloku arasındaki bu hassas süreci yakından takip eden Rusya; dış politikada ‘’ilişkileri zehirlemek’’ diye tabir edilen bir strateji izleyerek, Türkiye-ABD ilişkilerini daha da germeye çalıştı. Suriye’de Türkiye lehine attığı adımlarla hem Türkiye’yi Avrasya Bloku’na yaklaştırdı hem de dış politika jargonuyla Türkiye-ABD ilişkilerini zehirledi. 
***

Son dönemde Türkiye, ABD ve Rusya arasında denge politikası izleyerek ulusal çıkarlarını korumaya çalışıyor. İki kutuplu dünya düzeni ülkemize dış politikada manevra alanı yarattı. ABD’nin oldubittilerine karşı sessiz kalmamamızı sağladı. Fakat bu denge politikası, küresel siyasi güçlerin gözünde Türkiye hakkında mevcut ittifaklarını ve pozisyonunu stabil tutamayan, istikrarsız politikalar izleyen bir ülke algısı yarattı.
İki büyük güç arasında denge politikası izlemek zor ve risklidir. Türkiye, şartlarında zorlamasıyla bu politikayı bugüne kadar sürdürebildi. Ülkemiz ekonomik, askeri, siyasi, jeopolitik ve jeostratejik açıdan çok önemli bir ülke. İki taraf da Türkiye’yi kaybetmek istemiyor. Her iki blok da Türkiye’yi kendi tarafında istiyor. Büyük güçlerin bu yaklaşımı Türkiye açısından bir koz. Türkiye’nin denge politikası izlemesini kolaylaştırıyor. Ancak bu politika sürdürülürken, uzun vadeli planlamalar da ihmal edilmemeli.
***

Atlantik Bloku’nun Türkiye’ye bakışı belli. Kaybetmek istemiyorlar ama kendi çıkarları doğrultusunda bizimle ortaklık kurmayı amaçlıyorlar. DSG-YPG üzerinden kurdukları planlardan geri adım atmıyorlar. Türkiye ile DSG-YPG’yi asgari müşterekte buluşturarak, Türkiye’yi Orta Doğu’daki planlarına entegre etmeye çalışıyorlar. Bu kesinlikle Türkiye’nin kabul edebileceği bir durum değil.
 Avrasya Bloku’nun Türkiye’ya bakışı stratejik ve pragmatist. Rusya ve İran, Türkiye’yi ABD ve NATO’dan uzaklaştırarak ABD ve NATO’ya darbe vurmak istiyor. Bunun için de Türkiye’nin güvenlik kaygılarını kullanıyor. Avrasya Bloku; Rusya, İran ve Suriye arasındaki bölgesel ittifaka Türkiye’yi dahil etmek için kendi politikaları açısından çok yapıcı adımlar attı. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatlarına yakılan yeşil ışık ile İdlib’deki çatışmasızlık bölgeleri bu adımların en somutları.
***

Avrasya Bloku ülkeleri ulusal çıkarları gereği Türkiye ile dostane ilişkiler kursa da kendi ülkelerindeki Türklere karşı tutumları hiç de iç açıcı değil. Rusya’daki özerk Türk cumhuriyetlerinin statüsü gittikçe geriliyor, hakları kısıtlanıyor. Rusya’da özellikle Türkler, Çeçenler ve Çerkesler üzerindeki asimilasyon faaliyetleri giderek yoğunlaşıyor. İran’da durum daha da sıkıntılı. Fars milliyetçiliği üzerine kurulu olan İran devlet yapısı, Azerbaycan Türklerini yıllarca asimilasyon politikalarıyla yok saymaya çalıştı. Azerbaycan Türklerini Türkçe konuşan Fars olarak niteledi. Farslaştırmak için faaliyetlerde bulundu. Devlet televizyonunda Türklere hakarete varan ifadeler kullanıldı. Fakat yapılan bu uygulamalar Azerbaycan Türklerinde Türklük bilincinin gerilemesine değil, aksine güçlenmesine neden oldu. İran’da Farslardan sonra en kalabalık grup Türkler. Bu nedenle de İran Rejimi için Türklerin asimile edilmesi önem taşıyor. 
***

Avrasya Bloku’nun öncü ülkelerinden biri olan Çin’in Uygur Türklerine yaptığı zulüm sık sık ülkemizde gündeme geliyor. Asimilasyonun ve kültürel imhanın tehlikeli boyutlarda olduğu Doğu Türkistan’dan sağlıklı bilgiler almak mümkün değil çünkü tek parti rejiminin egemen olduğu Çin, ekonomik olarak dışa açık olda da politik anlamda son derece kapalı bir ülke.
Rusya, Çin ve İran’ın ülkelerindeki Türklere karşı olan tutumu tarihsel bir husumetten mi kaynaklanıyor yoksa ulusal güvenlik politikalarının gereği mi orası tartışmaya açık bir konu. Ancak gerçek olan şu ki bu ülkelerde ciddi bir demokrasi sorunu var. 
***

Ülkemizdeki Avrasyacı kesime göre Rusya, Çin ve İran ülkelerindeki Türklere karşı herhangi bir kötü muamelede bulunmuyor; çıkan haberler emperyalist ülkelerin manipülasyonu. Bu da bir görüş elbette ancak hak ihlalleri ve asimilasyonlar ile ilgili haberlerin yanında söz konusu ülkelerdeki yasalar, yasalardaki değişiklikler ve somut uygulamalar da ortada. 
Dış politikada duygular değil, çıkarlar vardır. Türkiye de çıkarları doğrultusunda ABD ile de Rusya ile de, Atlantik Bloku ile de Avrasya Bloku ile de iyi ilişkilere sahip olmalıdır. Sağlam ittifakların içinde yer almalı, güçlü ilişkiler ağı kurmalıdır. Ancak Atlantikçi veya Avrasyacı olmak, bir blokun güdümüne girmek doğru değildir. Türkiye’nin yolu ne ABD’nin yoludur ne de Rusya’nın yoludur. Bizim yolumuz Atatürk’ün izinde tam bağımsız Türkiye yoludur!

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

YORUMLAR

  • Toplam Yorum

Çetin

12 Temmuz 2019 Cuma 13:38

Yolumuz Atatürkün izinde Tam Bağımsız Türkiye yoludur. İşte budur!

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR