23 Mart 2019 Cumartesi

Taylan Katak

Taylan Katak

m.taylankatak1986@hotmail.com
07 Mart 2019 Perşembe 17:24

Bolivarcı Devrim ve Simon Bolivar

Güney Amerika’da ‘’Libertador-Kurtarıcı’’ olarak anılan Venezuelalı devrimci Simon Bolivar’ın yaşamı tam bir mücadele örneği. 
1783 yılında Venezuela’nın başkenti Caracas’ta doğan Bolivar, hayatını kaybettiği 1830 yılına kadar sömürgeciliğe karşı mücadele etti. 
Bask kökenli soylu bir aileden gelen Simon Bolivar, anne ve babasını çok küçükken kaybetti. Dayısı tarafından yetiştirildi. 
İyi bir eğitim aldı.
***
Avrupa’da kaldığı dönemlerde Fransız Devrimi ile gelişen düşünceleri yakından gözlemleme fırsatı buldu. 
Aydınlanma Çağı düşünürlerinin yazılarını okudu. Özellikle Montesquieu, Jean-Jacques Rousseau ve Voltaire’den siyasi ve felsefi olarak etkilendi.
Fransız Devrimi’nin ve Aydınlanma Çağı düşünürlerinin de etkisiyle özgürlükçü ve devrimci bir dünya görüşü kazanan Simon Bolivar, Venezuela’nın bağımsızlığı için mücadele eden gruplara katıldı. 
Bu süreçte Fransa’nın İspanya’yı işgal etmesi nedeniyle İspanya’nın siyasi karışıklıklar içinde olması Güney Amerika’daki bağımsızlık hareketlerinin yaygınlaşmasını sağladı. 
1811 yılında Caracas’ta toplanan Ulusal Kongre’de yaptığı konuşma ile adını geniş kitlelere duyurdu. 
Fransız işgalinin ardından yeniden toparlanmaya başlayan İspanya, Güney Amerika’daki sömürgeler üzerinde denetim sağlamak için ordu gönderdi.
***

Simon Bolivar bu dönemde Puerto Cabello limanının savunulmasıyla görevlendirildi. 

Bugünkü Kolombiya’nın Yeni Granada bölgesindeki Cartagena şehrinde ‘’Cartagena Manifestosu’’ adlı siyasi bildirgesini yayınladı. 6 Ağustos 1813’te Venezuela’nın başkenti Caracas’a girdi. 
Yapılan törenle ‘’Kurtarıcı’’ ilan edildi. Sömürgecilerin yerli iş birlikçilerinin çıkardığı isyan sonucu ülkede iç savaş çıktı.
İsyanı bastırmayı başaramayan Bolivar, Cartagena’ya çekildi. 
Jamaika’ya geçip İngiltere’nin desteğini almaya çalıştı. Burada kaleme aldığı ‘’Jamaika’dan Mektup’’ adlı siyasi yazısında bağımsızlık mücadelesinden vazgeçmeyeceğini ilan etti.

***

Haiti’den para ve silah yardımı alan Simon Bolivar, sömürgeciliğe karşı verdiği mücadeleye devam etti. 

Ordusunda İngiltere ve İrlandalı pek çok profesyonel asker bulunuyordu. Sömürgeci güçlerin çelişkilerinden ve rekabetinden faydalanıyor, İspanyollara karşı İngilizlerden destek alıyordu.
7 Ağustos 1819’da gerçekleşen Boyaca Savaşı’nda İspanyolların ve destekçilerinin yenilmesi sonucu Simon Bolivar, Kolombiya’nın başkenti Bogota’ya girdi.

***

Güney Amerika tarihinde önemli bir dönüm noktası olan bu olayın ardından Büyük Kolombiya Cumhuriyeti’nin kurulduğu ilan edildi. Simon Bolivar, devlet başkanlığına ve başkomutanlığa seçildi. 

 Haziran 1821’de Venezuela’nın başkenti Caracas kurtarıldı. Bir yıl sonra da bugün Ekvador olarak bilinen Quito bölgesi kurtarıldı. 1823’te Peru’nun başkenti Lima’ya giren Bolivar, İspanyolları kesin bir yenilgiye uğrattı. 
Sömürge yanlısı güçlerin denetiminde olan Yukarı Peru bölgesi de 1825 yılında ele geçirildi ve bölgeye Simon Bolivar’ın anısına Bolivya adı verildi.

***
Günümüzün Bolivya devletinin temelleri bu şekilde atılmış oldu. Bu zaferlerle birlikte Bolivar, Karayipler’den And Dağları’na kadar uzanan geniş bir alanı elinde tutuyordu.
Venezuela, Kolombiya, Ekvador, Bolivya ve Peru’nun bağımsızlığa ulaşmasını sağlamıştı. 
Bolivar’ın elinde tuttuğu geniş bölgelerin denetimini sağlamak zordu. Zamanla ülkeler arasında sorunlar çıktı. 
Peru, Ekvador’a saldırdı.

***
Venezuela, Büyük Kolombiya Cumhuriyeti’nden ayrıldığını ilan etti. Bolivar’ın Birleşik Güney Amerika rüyası başarısızlığa uğradı. 
 Başta liberaller olmak üzere, Simon Bolivar’ın yönetim anlayışını benimsemeyenler güçlü bir muhalefet oluşturdu. Çıkan karışıklıklar sonucu ülkeyi yönetemez hale gelen Bolivar, devlet başkanlığından çekilmek zorunda kaldı. 
1830 yılında verem hastalığı nedeniyle hayatını kaybetti.

***
Simon Bolivar, hiç şüphesiz ki sadece Güney Amerika’nın değil, dünya tarihinin en önemli devrimci liderlerinden biri. 
Venezuela’nın üzerine kurulduğu bu anti-sömürgeci mirasın, günümüzde anti-emperyalist Bolivarcı Devrim ile devam ettiğini düşünenler bir hayli fazla. 
Tam adı Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti olan Venezuela’nın resmi ideolojisi, Bolivarcılık. Simon Bolivar’ın bağımsızlıkçı ve sömürge karşıtı düşüncelerinin sosyalizm ile harmanlanması olarak nitelendirebileceğimiz bir ideoloji olan Bolivarcılık, Hugo Chavez’in liderliğinde geniş kitlelere yayıldı. Chavez, 1999 yılında iktidara geldiğinde ülkede Bolivarcı Devrim’in gerçekleştiğini ilan etti. Chavez’in ölümünün ardından iktidara gelen Maduro ile de Bolivarcı yönetim ülkede devam ediyor.

***
Maduro iktidarına karşı Venezuela’da çok ciddi bir muhalefet var. Ülke hem ekonomik hem de siyasi olarak büyük bir krizin içinde. Muhalefet, Maduro iktidarını Simon Bolivar’ın adını ve tarihsel mirasını kullanarak kendi siyasi çıkarlarına alet etmekle suçluyor. Bunun dışında Maduro’ya karşı diktatörlük, hukuksuzluk, yolsuzluk suçlamaları da var. 
Farklı küresel güçler tarafından desteklenen iktidar ve muhalefet arasındaki gerginliğin iç savaşa dönüşme olasılığı halkı tedirgin ediyor. 
Venezuela, zengin bir tarihe ve anti-sömürgeci bir geçmişe sahip. Doğru yönetildiği takdirde halkının refah içinde yaşamasına yetecek kadar kaynağı var. 
Krizin çözümü uzlaşı ve diyalogdan geçiyor. Venezuela iktidarı ve muhalefeti mevcut durumu daha da kötüleştirmeden, halkına daha fazla zarar vermeden bir uzlaşı formülü bulmak zorunda.

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

YORUMLAR

  • Toplam Yorum

Nülgün

08 Mart 2019 Cuma 00:48

Simon Bolivar önemli bir tarihsel kişilikmiş. Bu yazı sayesinde Bolivar gibi büyük bir devrimciyi tanıma şansım oldu. Teşekkürler Taylan Bey

Semra

07 Mart 2019 Perşembe 23:04

bilgilendirici ve faydalı bir yazı olmuş. kaleminize sağlık.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR