23 Eylül 2019 Pazartesi

Taylan Katak

Taylan Katak

m.taylankatak1986@hotmail.com
15 Ağustos 2019 Perşembe 17:09

Cezire'nin Araplığını koruma planı

Suriye’nin kuzeydoğusunda oluşturulması planlanan güvenli bölgenin bütün sıcaklığıyla gündemde olduğu şu günlerde, söz konusu bölgenin yakın tarihini incelemenin ve sebep-sonuç ilişkisiyle bugüne dair çıkarımlarda bulunmanın faydalı olacağına inanıyorum.

2011 yılından beri devam eden Suriye İç Savaşı henüz sonuçlanmasa da sahadaki mevcut tablo bize gelecekle ilgili bazı ipuçları veriyor. Suriye fiilen en az üçe bölünmüş durumda ve bu bölünmeye İdlib ile güneydeki küçük cepler dahil değil.

******

Ülkenin güney bölgelerindeki Amerikan destekli muhaliflerin uzun süre daha dayanması mümkün görünmüyor.

İdlib meselesi de zorlu bir süreç gerektirse de bir şekilde rejim tarafından çözülecektir.

Rusya-İran destekli rejim güçleri İdlib’i geri almakta kararlı.

Fırat’ın doğusu ve Fırat’ın batısı ile kuzey bölgeler oldukça keskin hatlarla bölünmüş durumda. Suriye’nin toprak bütünlüğünü sağlaması çok zor.

Esad Hanedanı’nın despot yönetimi maalesef Suriye’yi parçalanmaya götürdü.

******

 Fırat’ın batısı Esad Rejimi tarafından Rusya ve İran’a peşkeş çekilmiş durumda.

Rejim kontrolünde olan bölgeler görüntüde Esad yönetiminde olsa da aslında İran ve daha çok Rusya güdümünde. Söz konusu bölgelerde Rusya-İran rekabetinin baş gösterdiğini ve aralarında bazı anlaşmazlıklar olduğunu da belirtmek gerek.

 Fırat’ın doğusu ABD ve Batı destekli Demokratik Suriye Güçleri kontrolünde.

ABD ve müttefikleri yer altı kaynakları bakımından Suriye’nin en zengin bölgesi olan bu bölgedeki kazanımlarından kolay kolay vazgeçmeyecektir.

******

Suriye’nin kuzeyi ise Türkiye tarafından desteklenen Özgür Suriye Ordusu denetiminde.

TSK’nın düzenlediği Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatları neticesinde Suriye’nin kuzeyinde, Fırat’ın batısından İdlib’e kadar uzanan bölge Türkiye’nin kontrolüne geçti. Suriye’deki ılımlı muhalefeti destekleyen Türkiye, ülkedeki ılımlı muhalifleri de memnun edecek bir anayasa oluşmadığı takdirde bu desteği çekecek gibi görünmüyor.

******

Suriye’de halihazırda üç nüfuz bölgesi mevcut. Rusya-Avrasya, ABD-Atlantik ve Türkiye.

Esad Rejimi iktidarını kaybetmemek uğruna topraklarını paramparça etti.

Elindeki bölgelerde de Rusya’ya teslim olmuş durumda. Barışçıl bir biçimde gitseydi Suriye için daha mı iyi oldurdu, muamma.

ABD-Batı etkili bir gidiş ülkeye muhtemelen Batı yanlısı yeni bir rejim getirirdi. Esad, ABD’ye biat etmeyerek iktidarını koruma mücadelesi verdi.

Ama bu mücadele onu Rusya’ya kesin bir şekilde biat etmeye zorladı. Sonuç olarak  Suriye, ABD yörüngesine girmedi fakat Rusya yörüngesine girdi.

Her halükarda bağımsızlığını yitirmiş ve bölünmüş oldu.

******

Bir ülkeye en büyük zararı emperyalist güçler değil, o ülkeyi yöneten adaletsiz rejimler verir.

Esad Hanedanı’nın on yıllar süren baskı rejimi Suriye’yi felakete sürükledi.

Suriye İç Savaşı’nı emperyalist güçler kışkırttı, yaşanan bunca acıda sömürgeci güçlerin rolü çok büyük.

******

Ancak hiçbir emperyalist güç adaletli bir ülkeyi parçalayamaz.

Bir ülkede adaletsizlik varsa, bazı toplumsal kesimlerde huzursuzluk hakimse, işte o zaman emperyalizm bunu kullanır.

Adaletsizliğin, baskının ve zulmün hüküm sürdüğü bölgeler emperyalizmin kışkırtmasına açıktır.

Suriye’de de olan bu.

Hafız Esad, Baas Partisi’nden yoldaşı olan Salah Cedid’i darbe ile devirip iktidarı ele geçirdikten sonra ülkeyi demir yumrukla yönetti. Baba Esad’ın kurduğu ordu-polis-istihbarat rejimi muhalifleri sert bir şekilde hedef aldı.

1982’deki Hama Katliamı bugünlerin habercisi gibiydi. Kanlı Suriye İç Savaşı’nın temelleri böyle atıldı.

Hafız Esad Rejimi ülkedeki tüm muhalifleri hedef alsa da özellikle Kürtlere yönelik, emsali sadece Saddam Rejimi’nde görülmüş bir asimilasyon planı uyguladı.

Kürtlerin demokratik ve kültürel hakları şöyle dursun, Kürtçe’nin düğünler ve cemiyetler de dahil olmak üzere, sosyal hayatta kullanılması yasaklandı.

Binlerce Kürt kimliksiz bırakıldı.

******

Resmi olarak vatandaş sayılmadı.

Asimilasyon politikalarının en ileri boyutu ise Kürtlerin yoğun yaşadığı Cezire(Kuzeydoğu Suriye) bölgesindeki demografik yapıyı değiştirmek amacıyla gerçekleştirilen ‘’Arap Kuşağı’’ projesiydi. ‘’Cezire’nin Araplığını Koruma’’ sloganıyla gerçekleştirilen ırkçı plan neticesinde bölgeye binlerce Arap yerleştirildi.

Birçok Arap köyü kuruldu. Kürtlerin toprakları kamulaştırılarak göçe zorlandı.

Bu Kürtlerden bir kısmı göç ederken, çoğunluk bu karara direnerek göç etmedi.

******

Bugün Türkiye-Suriye sınırındaki Arap köylerinin önemli bir kısmı bölgenin demografik yapısını değiştirme planı çerçevesinde kurulan köylerdir.

Asimilasyon ve demografik yapıyı değiştirme politikaları Kürtler arasında büyük bir kaygıya neden oldu ve oluşan kaygı Kürtlerin bir araya gelerek örgütlenmesini kolaylaştırdı.

Suriye’nin kuzeydoğusunun de facto olarak otonomi ilan etmesinin altyapısı bu şekilde oluştu.

******

 Adil yönetilen bir ülkeyi parçalamak kolay değildir. Ancak adaletsizlikle yönetilen bir ülkeyi parçalamak çok kolaydır. Emperyalistler Suriye’de ötekileştirilen kesimlerin huzursuzluğunu kullandı.

Baas diktatörlüğünün mağdur ettiği kitleleri kışkırtan emperyalist odaklar, iç savaşı körükledi.

 Suriye’de yaşanan trajedi tüm dünya ülkeleri için örnek teşkil etmeli. Hiçbir iktidar, varlığını baskı ve zorbalıkla sürdüremez.

Adalet, devleti ayakta tutan en önemli direktir; o olmadan barış ve huzur katiyen tesis edilemez.

‘’Adalet, Kutup Yıldızı gibi yerinde durur ve geri kalan her şey onun etrafında döner.’’

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

YORUMLAR

  • Toplam Yorum

Adil

16 Ağustos 2019 Cuma 23:10

Barış koridoru bölge halkına huzur ve güven verecek

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR