29 Kasım 2020 Pazar

Taylan Katak

Taylan Katak

m.taylankatak1986@hotmail.com
22 Ekim 2020 Perşembe 21:33

Devlet Adamı

En kötü devlet, devletsizlikten iyidir, derler. Doğrudur. Devletin olmadığı yerde nizam olmaz. Otorite boşluğu insanları felakete sürükler. Devlet otoritesinin kaybolduğu ülkelerin hali ortada.

Devlet kavramına çoğu ülkelerde kutsallık atfedilir. Bunun nedeni açıktır. Devlet, vatanı ve milleti korumak için vardır. İnsanın kendisini ve üzerinde yaşadığı toprağı koruyan güce kutsiyet atfetmesi doğaldır.

Devletin varlığı toplumun varlığı için önemlidir. Ancak şu da gerçektir ki devletler de hata yapabilir. Çünkü devlet mekanizması da insan aklının ürünüdür. İnsanın olduğu yerde hatanın olması da doğaldır.

Devlet, sonuç itibariyle insanlardan oluşur. Devlet, kurumlardan meydana gelir ve o kurumları insanlar yönetir. Dolayısıyla da insanların hata payı her zaman vardır.

Tarihsel diyalektik içinde incelediğimizde insanların devlete olan sevgisini ve bağlılığını kullanan yöneticilerin varlığına sıklıkla rastlıyoruz. Devletlerin tarihi ve geleneği vardır. Bu miras, devletlere kutsiyet verir. Fakat kimi zamanlarda kimi yöneticilerin kendilerini bu tarih ve geleneklerin üzerinde görerek devlete atfedilen kutsallığı kendi üzerlerine almaya çalıştıklarını görürüz.

Bu tür liderler, zamanla diktatörlük eğilimi gösterirler ve ülkelerinde baskıcı bir rejim inşa ederler. Devletin gücünü ve olanaklarını kendi çıkarları için kullanırlar. Kendileri gibi düşünenleri ihya ederken, muhaliflerini ezerler. Böyle yöneticilerin egemen olduğu devletler, zamanla devlet olma özelliklerini yitirerek ‘’kabile devleti’’ veya ‘’muz cumhuriyeti’’ dediğimiz yapılara dönüşürler.

Geçtiğimiz günlerde bazı dostlarla yaptığımız entelektüel sohbette bu haftaki yazımın içeriğinden biraz bahsettim. Yazımın başında belirttiğim, en kötü devlet, devletsizlikten iyidir, sözüne itiraz edenler oldu. Aslında bu itirazın, sadece o sohbetin içindeki arkadaşların itirazı olmadığını da biliyorum. Toplum içinde de aynı şekilde düşünen pek çok kişi var.

Bazı kesimler, otoriter bir kabile devletinin veya muz cumhuriyetinin devletsizlik kadar kötü olduğunu savunuyor. Zira bu kesimlere göre devletsizliğin yol açtığı kaosla kabile devletlerindeki veya muz cumhuriyetlerindeki istikrarsızlık birbirine çok benziyor.

 Bir devleti devlet yapan en temel unsurlar demokrasi, insan hakları, hukuk, adalet ve eşitliktir. Farklılıklara saygı ve hoşgörüdür. Birlikte yaşama kültürüdür. Yurttaşlarını koruma gücüdür. Bu vasıfları kaybeden bir yapı hiç şüphesiz ki devlet olma vasfını da kaybeder.

Esas olarak yurttaşlarını korumak ve onlara hizmet etmek için var olan devletlerin güçlü kalabilmesi ve varlıklarını sürdürebilmesi için iyi yetişmiş kadrolara ihtiyaç vardır. Bir devleti yöneten kadrolar ne kadar liyakatliyse devlet de o kadar güçlü olur. Bu yüzden, iyi devlet adamı yetiştirmek çok önemlidir.

Devlet adamı, devleti temsil eder. Temsil ettiği görevin önemi nedeniyle de topluma örnek olmak durumundadır. Bu sebeple, devleti yönetecek kadroların ahbap çavuş ilişkileriyle değil, liyakatle belirlenmesi hayati önem taşımaktadır. İyi yetişmiş, liyakat sahibi yöneticiler tarafında yönetilen devletlerin güçlendiği ve geliştiği bilinen bir gerçektir.

 Türkiye’yi ele alacak olursak, köklü bir devlet geleneğine ve güçlü bir tarihsel birikime sahip olduğumuz aşikar. Bu geleneği ve birikimi lehimize kullanarak çok daha güzel bir gelecek inşa edebiliriz. Türkiye, tarih boyunca çok başarılı devlet adamları yetiştirmiştir. Şüphesiz ki liyakatin esas olduğu bir sistemle bundan sonra da yetiştirmeye devam edecektir.

 Recep Yazıcıoğlu gibi, Gaffar Okkan gibi değerli devlet adamları, bize bıraktıkları fikirsel mirasla hep yaşayacaktır.

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR