27 Şubat 2020 Perşembe

Taylan Katak

Taylan Katak

m.taylankatak1986@hotmail.com
16 Ocak 2020 Perşembe 16:48

Edebiyatta distopyanın yükselişi

Herkes güzel bir geleceğin hayalini kurar. İdealize edilmiş bir gelecek paradigması çoğu zaman bilim-kurgu kitaplarının ve filmlerinin de konusu olmuştur. Teknolojinin geliştiği, insan bilincinin sıçrama yaptığı, insanlığı tehdit eden sorunların en aza indirildiği, savaşların olmadığı, insanların birleşerek ortak bir medeniyet inşa ettiği, uzay teknolojisi ile evrenin derinliklerine gidilen; uçan arabaların ve uzay gemilerinin olduğu, yıldızlararası seyahatlerin yapıldığı, ışın kılıçlarının havada uçuştuğu bir gelecekte çok yönlü ilerlemelerin yaşanacağına dair perspektifler çizen kitaplar, filmler ve çeşitli sanat eserlerine sıklıkla rastlıyoruz.
***

Bu tarz bilim-kurgu eserlerinin bilimin gelişmesine olan katkısını yok sayamayız. Çünkü her şey önce hayal etmekle başlar. Bilim-kurgu yazarlarının hayal ettiği bazı şeylerin bilim insanlarının fedakar çalışmaları sonucu hayata geçtiği ıskalanmaması gereken bir gerçek. Ancak geçmişte sadece bilim-kurgu yazarlarının değil, bazı bilim insanlarının da gerçekleşmesini umduğu pek çok gelişme de hayata geçemedi.
***

Ütopik sanat bilime ve insanlığın gelişimine katkı sağlar. Geniş hayal gücüyle gelişimin ufkunu açar. Ütopik sanat, ütopyanın doğası gereği ideal bir geleceği dünyayla paylaşır. Ütopik sanatın gelecek tasviri çoğunlukla olumlu ve güzel bir geleceğe işaret eder. Bu yönüyle yararlı bir işleve sahip olsa da gerçekler çoğu zaman ütopyadan farklıdır.
***

Ütopik sanatı, umut vadeden bir sanatsal dışa vurum olarak kabul edersek eğer hayal ettiğimiz geleceğin çok da kolay bir şekilde hayata geçmeyeceğini de bilmemiz gerekir. Tıpkı Francis Bacon’un dediği gibi, Umut iyi bir kahvaltı, kötü bir akşam yemeğidir. Ütopik bir geleceğin hayalini kurarken distopik bir gelecekle de karşılaşabiliriz. Hayaller ütopya, hayatlar distopya durumu hasıl olabilir.
***

Nitekim dünyadaki son gelişmeler teknolojik ilerlemelere rağmen insani yönden gerilediğimizi açıkça ortaya koyuyor. Bilim-kurgu edebiyatındaki, teknoloji ile paralel ilerleyen insan zihni teması gerçek hayatta karşılık bulmuyor. Teknoloji ilerledikçe insanlık geriliyor. Sosyal yanı zayıflayan insan toplulukları bireycileşiyor. Kapitalist üretim ilişkileriyle perçinlenen bireycilik, bencilliğe evriliyor. Bu durum, eğitim kalitesinin düşmesiyle tetiklenen cehalet sayesinde şovenizme dönüşüyor.
***

Sonuç olarak ortaya kafasını teknolojik aletlerden kaldırmayan, asosyal, bireyci, eğitimsiz, şoven ve popülist liderlerin peşinden körü körüne giden kitleler çıkıyor. Dünyanın bu eğiliminin kaotik bir geleceğe zemin hazırladığını söylemek hiç de abartılı bir ifade olmaz. Zira sanatta yükselen yeni rüzgar da bunu doğrular nitelikte.
Parlak bir geleceği tasvir eden ütopik bilim-kurgu eserlerinin yerini distopik ve post-apokaliptik eserler büyük bir hızla alıyor. İnsanlığın karanlık, kaotik, harap ve yitik geleceğini tasvir eden kitaplar ve filmler büyük ilgi görüyor günümüzde.
***

İnsanların geleceğe dair umutları köreldikçe geleceğe olan bakışları da giderek karamsarlaşıyor. Distopik ve post-apokaliptik kurguların edebiyattaki yükselişi dikkate değer. Bu tarz kitapları genç okuyucuların tercih etmesi de son derece önemli bir nokta.
***

Dürüst olmak gerekirse dünyanın gidişatı ütopyayı değil, distopyayı andırıyor. Distopya kitaplarındaki kadar karanlık bir geleceğimiz olacağını sanmıyorum ancak ütopik bilim-kurgu kitaplarındaki kadar aydınlık bir geleceğimiz olacağını da düşünmüyorum. Bana göre her ikisinin sentezi olan bir geleceğe doğru yol alıyoruz.
Teknolojik ilerlemelerin ve olumlu gelişmelerin olduğu fakat olumsuz pek çok senaryonun da hayata geçtiği karmaşık bir gelecek…

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR