11 Ağustos 2020 Salı

Taylan Katak

Taylan Katak

m.taylankatak1986@hotmail.com
02 Temmuz 2020 Perşembe 17:58

Gökyüzünün Avcı Yıldızı

Jenny Moyer, ilk kitabı Işık Tutsakları’nda yarattığı post-apokaliptik dünya ile dikkat çekiyor. Kitabın her sayfası sürükleyici bir filmin merakla beklenen yeni bir sahnesi gibi. 
Radyasyonun yaşanmaz hale getirdiği hastalıklı bir dünyada insanlar yaşam mücadelesi veriyor. Radyasyona maruz kalmış ve kısmen bağışıklık kazanmış Astlar ve radyasyona maruz kalmamış Asliler, bu mücadelenin odağında.  Bir ışın perdesinin ardında yaşamak zorunda kalan Astların, Aslilerin yaşadığı güvenli ALARA şehrinde bir yer kazanmalarının tek yolu, insanları radyasyondan koruyan ciriumu yeterli miktarda bulmak. 
Fakat ciriumu bulmak hiç kolay değil. Çünkü Astların ciriumu bulmak için karanlık madenlere, derin dehlizlere inmesi gerek. Savaşmaları gereken tek şey madenlerin doğasındaki zorluklar da değil üstelik. Radyoaktif partiküllerle değişime uğrayan yaratıklarla da savaşmak zorundalar.
***

Orion, bir maden kaşifi. Yardımcısı Dram ile birlikte madenlere inip onları radyasyondan koruyan maddeyi çıkartıyor. Her solukta ölümü iliklerine kadar hissettikleri dehlizlerde hayatta kalmanın tek yolu birbirlerine güvenmek. 
Orion, yıldızların görünmediği kasvetli bir dünyada, ironik bir şekilde, adını Orion(Avcı) Takımyıldızı’ndan alıyor. Bu durum kasaba halkı için alay konusu olsa da yeni unvanı Maden Kaşifi, herkes tarafından saygı görüyor. Orion, Beşinci Kasaba’nın en iyi madencisi ve bir gün birisi yeterli ciriumu bulup ALARA’ya gidecekse o kişinin Orion olacağı konusunda herkes hemfikir. 
Tabii Asliler sözlerinde durursa.
***

Işık Tutsakları romanı, madenci bir kız ve onun arkadaşlarının özgürlükleri uğruna verdikleri mücadeleyi ustaca anlatıyor. Beşinci Kasaba’nın karanlık madenlerinde başlayan serüven, Maden Kaşifi’ni radyasyon dolu kordonlara, hayatta kalma savaşına ve özgürlük tutkusuna sürüklüyor. 
İnsanların hayatını yalanlarla ve baskıyla kuşatmış despot bir yönetime karşı, inançlı ve kararlı bir avuç idealistin mücadelesi ilham verici. 
Işık Tutsakları, distopik ve post-apokaliptik türde başarılı bir roman. Zor şartlarda yaşamaya çalışan insanların hayatta kalma savaşı fazlasıyla etkileyici.
***

Post-apokaliptik ve distopik kitapların zaman zaman insanların geleceğe dair umutlarını kırdığı söylense de buna katılmak mümkün değil. Gelecek her zaman idealize edilmiş bir mükemmellikte gerçekleşmez. Harika bir geleceğe inanmamızı isteyenler, iktidarlarını korumak için gözümüzü boyayarak sahte bir cennet sunabilirler bazen. 
Güzel olan her şeyin bir bedeli vardır. Bedava peynir sadece fare kapanında olur. İnsanlık gelecekte güzel günler görmek istiyorsa bunun için emek vermeli; bilimsel, zihinsel ve fiziksel olarak. Yattığımız yerden bunu başaramayız. Hak etmeyen kişilere yetki ve güç vererek de…
***

İnsani yönlerimizi geliştirmeye ihtiyacımız var. Eşitlik, adalet, hoşgörü ve dayanışma kültürümüzü geliştirmeliyiz. Distopyalar ve post-apokaliptik kurgular bu açıdan gerçekten faydalı. Gelecekle ilgili farklı perspektifler sunmak kimilerini korkutsa da çoğu zaman öğreticidir. 
Bu tür kitaplardaki karanlık gelecek tasviri insanlık için bir uyarı, bir alarm niteliği taşıyabilir, eğer doğru değerlendirilse. Kitaplardaki uyarıları dikkate almak, insanlığı felakete sürükleme ihtimali olan olaylara karşı önlem almamızı sağlayabilir.
***

Bu bağlamda bilim-kurgu kitaplarının da insanlığın ufkunu açtığını unutmamalıyız. Sadece bilim-kurgu değil, edebiyatın her alanı insanlık için büyük kazanımlar sağlamıştır. Felsefe, sanat ve bilim ayrılmaz bir bütündür. Birbirlerini kusursuz bir şekilde tamamlarlar. Bu değerlerden ne kadar faydalanırsak geleceğe o kadar güvenle bakarız; ne kadar uzaklaşırsak aydınlık yarınlardan da o kadar uzaklaşırız.

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR