22 Ekim 2020 Perşembe

Taylan Katak

Taylan Katak

m.taylankatak1986@hotmail.com
15 Ekim 2020 Perşembe 23:37

Kapsayıcı Dış Politika Konsepti

Türkiye, Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki çatışmalarda açık bir şekilde Azerbaycan’dan yana tavır alarak doğru olanı yaptı. Bunu yaparken ülkemizdeki Ermeni kökenli vatandaşlarımızı ve Ermenistan’daki sivil Ermeni halkı hedef alan söylemlerde bulunmamak; alınan tavrın Ermeni halkına karşı değil, Ermeni hükümeti, işgal güçleri ve radikallerine karşı olduğunu açık bir şekilde ifade etmek önemliydi. Bu da yerinde bir şekilde ifade edildi. 

Ermeni halkını hedef alan açıklamalar özellikle ülkemizdeki Ermeni kökenli vatandaşlarımızı incitebilir, iç barışımızı zedeleyebilirdi. Ancak bu kritik eşik iyi aşıldı. Birkaç kendini bilmez provokatör dışında Ermeni kökenli vatandaşlarımıza yönelik olumsuz hiçbir söylem olmadı.

Yaşanan çatışmalar Azerbaycan ile Ermenistan arasında son yıllarda yaşanan en şiddetli çatışmalar olsa da ilk değil. Yakın zamanlarda pek çok çatışma oldu. Azerbaycan’a çok daha önce güçlü bir şekilde destek verilmeliydi. Geç olsun da güç olmasın, demiş atalarımız. Bu süreçte Azerbaycan’a verilen destek geç de olsa yerinde bir destek. 

Kamuoyunda Azerbaycanlı kardeşlerimize verilen destek bu kadar güçlü bir şekilde dile getirilirken Doğu Türkistanlı kardeşlerimize aynı güçlü desteğin verilmemesi oldukça ilginç. Çin yönetiminin Uygur Türklerine yönelik baskı politikaları tüm dünya tarafından sert bir şekilde eleştiriliyor. Halkımızın büyük bir kısmı, neredeyse tamamı, Uygur Türklerinin maruz kaldığı baskının farkında ve bu konuda Uygur Türkleri ile gönülden dayanışma içinde. Ancak aynı desteğin siyaset mekanizması tarafından güçlü bir kararlılıkla sergilenmediği açık. 

Uygurların maruz kaldığı baskı ne zaman gündeme gelse ülkemizdeki Çin yanlıları bunun emperyalist bir yalan olduğunu söyler. Emperyalist güçlerin Uygurlar üzerinden Çin’i baskı altına almak istedikleri doğru ancak bu Uygur Türklerinin baskı altında olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Bir ülkede mağdur edilen kesimler varsa emperyalistler o kesimleri kullanarak o ülkeye zarar vermeyi hedefler. Bu hep böyledir, emperyalist plan böyle işler. 

Mevcut durumda da emperyalist güçler Uygur Türklerini kullanarak Çin’i sıkıştırmak istiyor, bu doğru ancak Çin yönetimi de bu konuda masum değil. Çin yönetimi, Uygur Türklerine yönelik sistemli bir baskı ve sindirme politikası uyguluyor. Benzer durum Çin’e bağlı Tibet ve Hong Kong özerk bölgeleri için de geçerli olsa da baskının en yoğun hissedildiği yer Doğu Türkistan. Çin yönetiminin amacı özerk yönetimlerin gücünü azaltmak, yetkilerini kısıtlamak ve mümkünse Han(Çin’deki baskın etnik grup) kültürüne asimile etmek. 

Uygur Türklerinin içinde emperyalistler tarafından desteklenen bölücü ve ayrılıkçı kesimlerin olduğu Türkiye’deki Çin yanlıları tarafından sıklıklar dile getirilir. Bunda doğruluk payı olsa bile bu Uygurların baskı altında olduğu gerçeğini değiştirmez. Küçük bir kesimin yöneldiği yanlış ilişkiler masum bir halkı kapsamaz. 

Türkiye, Çin’in toprak bütünlüğüne saygı duyacak bir biçimde, Uygur Türklerine huzur ve refah içinde yaşamaları konusunda destek olabilir. Yapıcı bir diplomasiyle Çin yönetimi ile Uygur Türkleri arasındaki sorunların çözülmesinde rol oynayabilir. 

Buradaki toprak bütünlüğü vurgusu şu açıdan önemli: Biz Çin’in veya başka bir ülkenin toprak bütünlüğüne saygı duyduğumuzu vurgulamazsak kendi toprak bütünlüğümüzü korumak için savunduğumuz argümanlarla çelişiriz. 

Türkiye, bu zamana kadar hep başka ülkelerin toprak bütünlüğüne saygı duydu ve bunu açık bir şekilde dile getirdi. Bundan sonra da şüphesiz öyle olacaktır. 

Ülkemizin dış politikada etkili olabilmesi için gönül coğrafyamızla bağlarımızın güçlü olması gerekiyor. Sadece Azerbaycan Türkleri, Uygur Türkleri veya Kerkük Türklerinin değil; tarihsel ve kültürel bağlarımız olan her halkın, ezilen her masumun hamisi olmalıyız. Ülkemizin vatandaşı olan farklı etnik kökenden insanlarımızın da çevre ülkelerde akrabaları var. Bu akrabalığı, tarihsel ve kültürel bağı etkin kılarak daha güçlü bir dış politika ağı kurabiliriz.

Sadece soydaşlarımızla değil, gönüldaşlarımızla da dayanışmamızı arttırmalıyız. Bu şekilde uygulanacak kapsayıcı bir dış politika konsepti Türkiye’yi çok daha etkili bir güç haline getirecektir.

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR