13 Kasım 2019 Çarşamba

Taylan Katak

Taylan Katak

m.taylankatak1986@hotmail.com
10 Ekim 2019 Perşembe 16:46

Müttefik

ABD gibi dostun varsa düşmana ihtiyacın yok. 
Sadece son birkaç yılda Suriye’de yaşananlar değil, ABD dış politika tarihi de bu sözü teyit ediyor.
Söz konusu Amerikan çıkarlarıysa, ABD müttefik falan dinlemez. 
Tarih, ABD’nin yarı yolda bıraktığı müttefikler ve taşeron örgütlerle dolu.
Türkiye ile ABD’nin uzun yıllara dayanan ve Soğuk Savaş döneminde perçinlenen tarihi bir müttefikliği var. 
Türkiye, zamanında bu müttefiklik uğruna sağdan ve soldan nice genç vatansever fidanı feda etti. 
***

Türk-Amerikan dostluğuna zarar gelmesin diye bu ülkenin anti-emperyalist evlatları darağacına gönderildi.
Amerikan emperyalizmine karşı çıktıkları için ölüme yollanan yurtsever gençlerin vebali geçmişin Amerikancı-Natocu-Natotürkçü kadrolarının üzerindedir.
Sadece yurtsever gençlerin değil, bu vatanın heba edilen onlarca yılının vebali de bu kadrolardadır. 
ABD’ye ve yardakçılarına yıllarca peşkeş çekilen ulusal çıkarlarımızın sorumluluğu dönemin iş birlikçilerindedir. 
***

Bu vatanı Yankeelere peşkeş çekenleri de onlara karşı direnen ‘’Tam Bağımsız Türkiye’’ sevdalılarını da tarih yazmıştır.
Emperyalizmle mücadele geleneğinden gelen Tam Bağımsızlıkçılar yıllardır ABD ile olan müttefikliğimizin Türkiye’nin aleyhine olduğunu savunuyordu. 
Günümüzde neredeyse tüm Türkiye bu konuda mutabık. 
Geçmişte ABD emperyalizmine karşı verdiği mücadele nedeniyle bedel ödeyenlerin savundukları davanın ne kadar haklı olduğu şimdilerde herkes tarafından, geç de olsa, anlaşıldı.
***

İşin garip yanı ise bugünlerde emperyalizme karşı en çok eleştiride bulunan bazı kesimlerin ABD yandaşı siyasi gelenekten geliyor olması. Güçten yana olan fırıldaklar her dönemde dönmeye devam ediyor. Geçmişte Amerikancılık revaçta olduğu için Amerikancıydılar. Şimdilerde emperyalizm karşıtlığı revaçta olduğu için emperyalizme karşılar. 
Biz ise her dönem anti-emperyalistiz!
Gerçek Kemalistlerin, gerçek milliyetçilerin, gerçek vatanseverlerin, gerçek sağcıların ve gerçek solcuların tüm eleştirilerine rağmen Türkiye yıllardır ABD ile müttefik. 
Peki, sonuç ne? 
İhanet!
***

ABD ve Batı yıllardır Türkiye karşıtı terör odaklarını destekliyor. 
Bu PKK’dan önce de böyleydi, PKK’dan sonra da böyle. 
ABD ve Natocu Gladyo yıllarca bir taraftan Türkiye’de Kürt düşmanlığını körüklerken, diğer taraftan da Kürtleri Türkiye’ye karşı kışkırtmaya çalıştı. 
ABD uzun yıllardır müttefiklik ruhuna yakışmayacak politikalar izliyor.
***

Geçmişten günümüze gelecek olursak, ABD son yıllarda Suriye’de yaptıklarıyla Türkiye karşıtı politikalarında adeta doruk noktasına ulaştı. 
PKK’nın Suriye kolu olan YPG’ye verilen aleni destek Kuzey ve Doğu Suriye’de devletleşmelerini sağladı.
YPG’yi kullanarak Suriye’de nüfuz alanları elde eden ABD, Suriye politikasıyla aslında çifte ihanete imza attı. 
ABD, son hamleleriyle çıkarları söz konusu olduğunda hem müttefiklerine hem de taşeron örgütlerine ihanet edebileceğini gösterdi.
***

Suriye’de sırtını ABD’ye yaslayan YPG, ABD’nin Türkiye’ye karşı geri adım atmasıyla, yani diğer bir deyişle YPG’yi satmasıyla, ortada kaldı. ABD, referandum sürecinde Barzani’yi yarı yolda bıraktığı gibi, şimdi de YPG’yi yarı yolda bıraktı. 
Hiç şaşırtıcı değil. 
ABD’nin güvenilir bir küresel aktör olmadığı aşikar.
Esad, YPG’yi bu konuda uyarmıştı. 
ABD’nin uygun bir anlaşma karşılığında YPG’ye ihanet edebileceğini belirten Esad, YPG’yi ABD’ye güvenmeme konusunda uyararak, ellerindeki bölgeleri Suriye Rejimi’ne teslim etmesini istemişti. 
YPG bu teklifi kabul etmedi. 
Durum ortada.
***

Konunun Türkiye ile ilgili kısmına tekrar gelelim. 
ABD bizi çok sevdiği için veya bizim sadık bir müttefikimiz olduğu için Barış Pınarı Harekatı’na yeşil ışık yakmadı. 
Neyin karşılığında bu adımı attı ve Trump’ın atıfta bulunduğu sınırlar neler bilmiyoruz. 
Bildiğimiz şey ABD’nin çıkarı ve bir hareket planı olmadan böyle bir adım atmayacağı. 
Bir diğer bildiğimiz şey ise ABD’nin yıllardır YPG’yi silahlandırdığı ve o silahların askerlerimize karşı kullanılacağı.
***

Bu yüzden Fırat’ın doğusuna yönelik harekatın ciddi riskleri var. Harekatın başarısına yönelik gerek politik gerekse askeri anlamda tuzaklar-kumpaslar olacaktır. 
Türkiye’nin Hava Görev Emri’nden çıkarılması bunun işaretidir.
Harekatın tehlikeleri ve riskleri olmasına rağmen gerekliliği su götürmez bir gerçek. Hiçbir egemen devlet sınırlarında terör örgütlerinin varlığını kabul etmez. 
ABD, YPG’yi destekleyerek bölgede güç haline getirdi. 
İzlediği politikalarla Türkiye’yi Suriye’ye operasyon yapmaya mecbur bıraktı.
***

Yapılan harekat ve bölgedeki varlığımız uzun vadede ne gibi sonuçlar doğurur, iyi analiz etmek lazım. 
Gerçekten çok zor ve kritik bir süreçten geçeceğiz. 
Sadece harekat süreci değil, harekattan sonraki süreç de çok hassas. Her hamlenin titizlikle hesaplanması, her ayrıntının dikkatle düşünülmesi gereken koşulların içindeyiz.
Aziz milletimiz zor zamanlarda birlik olmayı, tek yumruk olmayı iyi bilir.
İçinde bulunduğumuz kritik süreçten alnımızın akıyla çıkabilmemiz için birlik ve beraberliğe her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

YORUMLAR

  • Toplam Yorum

Mahir

11 Ekim 2019 Cuma 17:02

Günün mottosu: Biz her dönem anti-emperyalistiz!!! Kalemin zeval görmesin Taylan Başkan.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR