17 Temmuz 2019 Çarşamba

Taylan Katak

Taylan Katak

m.taylankatak1986@hotmail.com
14 Haziran 2019 Cuma 12:48

Orta Doğu'da ittifaklar ve pazarlıklar

Geçtiğimiz günlerde yayımlanan ‘’İran’a karşı Arap NATO’su: MESA’’ başlıklı köşe yazımın ardından pek çok soru ve yorum aldım. 
Bu konu ile ilgili detaylı bir bilgilendirmenin okurlarımız açısından faydalı olacağını düşünüyorum. 
Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmanın kutsandığı bir süreçte, dış politika gibi hassas bir zeminde, doğru tespitlerin ve analizlerin önemli olduğuna inanıyorum.
***

İkinci Dünya Savaşı’nın ardından kurulan iki kutuplu dünya düzeni Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla yerini tek kutuplu bir düzene bıraktı. 
Rusya ve Çin’in son yıllardaki büyük yükselişi ile birlikte ise tek kutuplu dünya düzeni sona erdi. 
Artık iki kutuplu bir dünya düzeninden söz etmek mümkün.
Bir tarafta ABD, AB ve İsrail’in başı çektiği Atlantik Bloku; diğer tarafta Rusya, Çin ve İran’ın başı çektiği, Kuzey Kore, Küba, Venezuela ve Suriye gibi ülkelerin de içerisinde yer aldığı Avrasya Bloku. 
***

Dünyada yeni bir güç dengesi var.
Atlantik Bloku’nu oluşturan ülkeler için emperyalist tanımlaması yapmak yanlış olmaz. 
Bu ülkeler kapitalist ve emperyalist karakterde olsalar da kendi içlerinde gelişmiş bir demokrasileri var. 
Kendi halklarına karşı duyarlı ve hassaslar.
Avrasya Bloku’ndaki ülkeler ise çoğunlukla kapitalist olmakla birlikte, kendi içlerinde gelişmiş bir demokrasiye sahip değiller. Otoriter rejimler ağırlıkta. 
***

Çin, Kuzey Kore, Küba ve Venezuela gibi sosyalist devletler de kendi içlerinde ya devlet kapitalizmine sahip ya da otoriter rejimlere. 
Çin, devlet kapitalizminin dorukta yaşandığı bir ülke. Gelişmiş bir demokrasiden de söz etmek mümkün değil. 
Otoriter bir rejim.
Rusya, kapitalist-otoriter bir rejime sahip. Kuzey Kore, totaliterleşmiş ve yozlaşmış bir komünizm ile yönetiliyor. 
Güler yüzlü sosyalizmin egemen olduğu Küba, nispeten daha demokratik görünse de ülke yönetiminin ağabeyden kardeşe geçtiğini unutmamak gerekiyor. 
***

Venezuela’da kaos hakim. Bolivarcılık adı altında uygulanan politikalar toplumun belli kesimlerinde büyük bir tepkiye yol açtı. 
Bir süre önce, Venezuela’da yaşanan olaylarla ilgili bir yazı kaleme almıştım. 
Konu ile ilgili bilgi sahibi olmak isteyen okurlar ‘’Bolivarcı Devrim ve Simon Bolivar’’ başlıklı yazımı okuyabilirler.
***

İki kutuplu yeni dünya düzeninin etkisini en yoğun hissettirdiği bölgelerden birisi hiç şüphesiz ki Orta Doğu. 
Suriye İç Savaşı’nda bunu yakından gördük. 
İç savaş, Atlantik ve Avrasya bloklarının çekişmesine sahne oldu. Rusya, Çin ve İran öncülüğündeki Avrasya Bloku Esad Rejimi’ni destekleyerek ayakta kalmasını sağladı. 
Bunun karşılığında da Çin ekonomik kazanımlar elde etti, Rusya Akdeniz’e indi ve bölgede kritik üsler kurdu, İran da Şii Hilali hedefine neredeyse ulaştı.
***

ABD ve AB öncülüğündeki Atlantik Bloku ise DSG’yi destekleyerek Fırat’ın doğusunda kendilerine yeni bir güç alanı yarattı. 
Mevcut tabloya bakıldığında Suriye’de Fırat’ın doğusunda Atlantik Bloku, Fırat’ın batısında ise Avrasya Bloku var.
Suriye özelinden, Orta Doğu geneline kuş bakışı baktığımızda, ABD’nin bölgedeki temel hedeflerinden birinin İran’ı geriletmek olduğunu görüyoruz.
***

ABD bölgedeki Sünni-Şii kutuplaşmasından ciddi şekilde faydalanıyor. 
Rusya ve Çin ile çıkar ittifakı olan İran, arkasında hissettiği bu güçle Irak, Suriye ve Lübnan’da etkisini güçlü bir şekilde arttırdı. Yemen ve Bahreyn’de de bunu amaçlıyor. 
Yemen İç Savaşı ve Bahreyn’deki karışıklıklarda İran’ın önemli oranda etkisi var. 
***

Bölgede giderek artan İran etkisi Sünni ülkeleri kaygılandırıyor. Geçen haftaki yazımda belirttiğim Arap NATO’su MESA da bu kaygının ürünü. 
Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Kuveyt, Katar, Umman, Ürdün ve Mısır’dan oluşması hedeflenen ittifak, uzun yıllardır planlanan bir oluşum. Körfez ülkeleri ile Mısır ve Ürdün’ü İran’a karşı birleştirmek ABD’nin bölgesel çıkarları açısından faydalı. 
***

ABD, İran’ın bölgedeki nüfuzunun artmasıyla birlikte yükseliş gösteren Şii yayılmacılığının, Sünni ülkeleri tedirgin ettiğini biliyor ve bu rahatsızlığı kendi lehine çevirmekten geri kalmıyor.
Arap NATO’su MESA’yı oluşturan ülkeler, Atlantik Bloku’nun Orta Doğu’daki geleneksel müttefikleri. 
Bölgesel ittifakları  şöyle bir incelediğimizde, Avrasya Bloku’nun Şiileri, Atlantik Bloku’nun ise Sünnileri desteklediği açık.
Atlantik ve Avrasya merkezli emperyalistlerce körüklenen Orta Doğu’daki gerginlik gittikçe tehlikeli bir hal alıyor.
***

Türkiye’nin ise mevcut koşullarda nasıl bir tutum izleyeceği belirsiz. Ülkemizin iki blokla da karmaşık ilişkileri var. 
NATO üyesi olarak Atlantik Bloku’nun içerisinde görünüyoruz fakat Suriye’deki çıkmazlar nedeniyle Atlantik Bloku ile sorunlarımız var. 
Rusya ve İran’la gelişmekte olan ilişkilere sahibiz ancak bu ilişkiler iyiye doğru evrildiğinde NATO’nun gölgesini üzerimizde hissediyoruz.
***

S-400 süreci ülkemiz için oldukça kritik. 
Üzerimizde yoğun bir baskı var. 
ABD S-400’leri almamamız için baskı yaparken, Rusya geri adım atmamamız için füzeleri bir an önce göndermek istiyor. S-400’leri alırsak ABD ile sorun yaşayacağız, vazgeçersek ise Rusya ile.
***

Şu aşamaya kadar bir şekilde dengede götürdüğümüz Atlantik-Avrasya ilişkilerinde kırılmalar yaşanabilir. Bu nedenle süreç dikkatli yönetilmeli. 
Dış politikada geçmişte yapılan hataların bedelini şimdi yaşadığımız çıkmazlarla ödüyoruz. 
Gelecekte de yeni çıkmazların içine düşmemek için bugün doğru adımlar atmalıyız.

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

YORUMLAR

  • Toplam Yorum

Şevval

15 Haziran 2019 Cumartesi 21:15

Emperyalistlerle işbirliği yaparak bu toprakları onlara peşkeş çekenleri tarih affetmeyecek.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR