18 Ağustos 2019 Pazar

Ümit Karaduman

Ümit Karaduman

karadumanu@gmail.com
23 Haziran 2018 Cumartesi 16:58

Adil ve şeffaf bir seçim olsun; millet kazansın!

Ülke ekonomisinin sürekli kötüye gidişi, Türk lirasının Euro ve Dolar karşısında sürekli değer kaybetmesi ve AKP iktidarına duyulan güvenin halk nezdinde zedelenmesi bir erken seçime kapı araladı. 
Her ne kadar koşullar elverişli olmasa da erken hatta muhalefete göre baskın seçim kararı alındı. 
Bir büyük mutabakat ile ortak akıl ürünü olarak algılanmasın bu alınan karar. 
***
Başkanlık sisteminin elle tutulur yanının olmadığını 16 nisan referandumundan sonra acı bir şekilde deneyimledik. 
15 temmuz hain darbe teşebbüsünün ardından tüm yurtta ilan edilen olağan üstü hal uygulamasının verdiği geniş yetki ve büyük kolaylığa rağmen ülke yönetmek Erdoğan ve AKP için pek kolay olmadı. 
Elbette sınır ötesi operasyonlar ve terörle mücadele gibi ciddi konular da sevk ve idareyi her geçen gün daha da zor hale getirdi. 
***
2002 den bu yana gözler hep Türk ordusunun üzerinde oldu. 
Önce 1 mart tezkeresi sonra Irak'ın işgali, Afganistan’a asker gönderilmesi (AKP için açılan kapatma davası) askerlerimizin başına çuval geçirilme olayı, e-muhtıra, Poyraz köy, toprağa gönülü halde bulunan bombalar ve silahlar, 12 Eylül ile hesaplaşma, askeri casusluk, balyoz ve Ergenekon davaları, Genel Kurmay Başkanı’na terörist yaftası yapıştırılması, Arap baharı, Libya'ya asker gönderilmesi ve buna benzer sayısız gelişme neticesinde 15 Temmuz hain darbe girişimi ile TSK bir kez daha ülkenin bir numaralı gündemi oldu. 
***
Türk ordusu içine yuvalanan darbecilerin temizlenmesiyle Afrin'e sınır ötesi operasyon gerçekleştiren ordumuza kaybettiği itibar halkımız tarafından kısmen de olsa iade edildi. 
Güven arttı. 
3 kasım 2002 den bu yana tun yurtta büyük acılar yaşandı. 
Ekonomik, sosyal sebeplerden ötürü çok can yandı. 
Ayrışma ve ötekileştirme sistematik bir düzenek olarak kalıcılaştı ve en kötüsü halkımız tarafından kanıksandı. 
Bütün bu ayrı kalışlar ciddi ideolojik hesaplaşmaların ve politik kutuplaşmanın ürünü değildi. 
***
Ortaya çıkan bu sonuç politikacıların tercihlerinden ibaretti.
Siyasetin ana argümanı "güdüleme" olması sebebiyle siyasi parti mensupları ve doğal olarak Erdoğan destekçilerini motive etmek ve bağlılıklarını olağan ve bununla birlikte reddedilemez tarihi gerekçelerle perçinlemek istedi. 
Bu istek gün geçtikçe arttı. 
***
Bugün artık hemen herkesin dediği gibi ifade ettikleri açısından son derece ehemmiyetli bir seçimin arifesindeyiz. 
Yorulduk. 
Ülke olarak halk olarak bu süreçten yorulduk. 
Erdoğan ve AKP Türkiye'ye yeni bir nefes alma imkanı tanımalı. Meydanlar da sanıyorum benimle aynı düşüncede. 
Elbette son kararı halk verecek. 
Dilerim şaibesiz, gölgesiz ve millet iradesinin doğrudan sonuca yansıdığı bir seçim olur. 
Kazanan milletimiz olsun, kazanan Türkiye olsun.

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR