20 Mart 2019 Çarşamba

Ümit Karaduman

Ümit Karaduman

karadumanu@gmail.com
04 Temmuz 2018 Çarşamba 17:01

Bir küçük Eylül meselesi!

Biz istedik. 
Böyle gelmiş böyle gitsin diyen bizdik. 
Milletçe güzelim memleketimizin kendi değerlerini, ahlaki kuralları ve toplumsal alışkanlıkları üzerinde çok ciddi operasyonlar yapılmasına göz yumduk. 
Bugün içinde bulunduğumuz ortam ve koşullar yaşanan gelişmeler bir kaç günlük bir değişim ya da gelişme değil, olamaz da. 
***
Her şeyi siyasete bağlamak doğru bir yaklaşım değil bunun farkındayız fakat toplumdaki yapı bozumuna sebebiyet veren olaylarda gerektiği ölçüde ağırlık koymayan devletin kurumları ve suçluyu hak ettiği ölçüde cezalandırmayan yargı sistemi Türkiye'mizin sahip olduğu manevi değerlerin deforme edilmesine çözüm bulamamaktadır. 
***
Gün geçmiyor ki şiddet, ölüm ve vahşet haberlerine maruz kalmayalım. 
Münevver Karabulut, Özgecan Arslan, Eylül ve Minik Leyla ilk etapta aklımıza gelen kurbanlar. 
Hayatlarının baharında, yolun başında katledildiler. 
İnsan hayatı o kadar ucuz, öyle basite indirgendi ki, ölümün olağanlaşmasının önüne bir türlü geçemiyoruz. 
***

Soma'da madende, Ankara'da şölende, Aladağ'da alevler içinde can verenler de ülkemizin pırıl pırıl gençleri emekçileriydi. 
Tıpkı küçük Eylül ve Leyla gibi. 
Caydırıcı cezalar muhakkak hayata geçirilmeli diğer türlü hukuk boşa çıkmış oluyor. 
Ancak daha da önemlisi ne pahasına olursa olsun toplumu rehabilite etmek gerekmektedir. 
Kadını, çocuğu katletmek, incitmek, yaralamak ve istismar etmek cüretini kendinde görenler yurttaşlarını ayrım gözetmeksizin koruyan hukuk devletinin balyoz gibi inecek yumruğunu her an tepelerinde hissetmelidir. 
***

İdarecilerin öncelikli çözüm yolu olarak hukuku referans göstermeleri gerekmektedir. 
Demeçler, toplumsal hayatı dizayn etmenin tali bir yolu olarak kullanılmamalı. 
Bu bir tercih meselesi, bir zihniyet meselesi. 
Siyasi olmasa da politik bir yönelim. 
Tahakküm kurucu fikirleri kendine yol haritası olarak belirleyenler şu ya da bu şekilde bu şiddet sarmalının bir parçası oluyor. 
***

Çürüme ve bozulma beraberinde yok olmayı getirir. 
Tehlikeli bir sürecin şahitleriyiz. 
Bu noktada endişe etmemek elde değil. 
Bireylerin kontrol edip denetleyebilecekleri ve bu sayede aksayan kısımları düzelterek ortak yaşam ve toplumsal hayata çeki-düzen verebileceği türden bir dönüşüm olmadığı için Devletin soruna eğilmesi kaçınılmaz. 
***

Üzerinde durulan kadın cinayetleri, çocuk istismarı, hayvan katliamları ve iş cinayetleri olsa da cambaz bak cambaza kandırmacası burada da geçerli. 
Sonuçtan önce nedene yönelmedikçe canımız yanmaya devam edecektir. 
Kaynağı kurumayan dere durmaz akar. 
Siz sadece suyun istediğiniz yöne akması için yahut size zarar vermemesi için mücadele edersiniz. 
Su akar! 
Yıkmaya, yok etmeye devam ede ede...

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR