17 Ocak 2019 Perşembe

Ümit Karaduman

Ümit Karaduman

karadumanu@gmail.com
14 Aralık 2018 Cuma 22:55

Nefret, hayal gücünün yetmediği yerde başlar

16 Nisan referandumuna giderken çoğu kimsenin dillendirdiği bir şey vardı; acaba çalışmıyor denen sistemin yerine getirilmek istenen düzen-ek ne kadar işlevsel olacaktı? 
Parlamenter rejimin kötü yüzünü gösterip çok partili sistem, hizmete odaklanmayı olumsuz etkiliyor demek işin kolay kısmıydı. Demokratikleşme sürecini tamamlamamış bir ülke olarak Türkiye’nin bu yolda atması gereken pek çok adım varken yerinde zıplamayı tercih etti. 
***
Demokrasiye inanan ve bu uğurda mücadele eden milyonların beklentisi şeffaflığın ve geniş tabanlı yönetim anlayışının hayata geçirilmesiydi. 
Ve en ivedi talep bazen milyonları bulan seçmen sayısı ile demokrasinin önünde adeta aşılmaz bir duvar gibi duran %10 seçim barajının kaldırılmasıydı. 
Bugüne kadar gücü elinde tutan iktidar partileri buna yanaşmak istemedi. 
Eğer yeter sayıda seçmen bir kurumun temsilcisini vekil olarak mecliste görmek istiyorsa bu hayata geçmeliydi. 
Daha adaletli bir temsil modeli şüphesiz inşa edilebilirdi.
***
Bugüne geldiğimizde “iki kutuplu politika özlemi” kuranlar bu düşüncelerinin pratiğe dökülmesi noktasında bir takım aksaklıklarla karşılaştı. 
Koalisyonlar son bulacak, kaos dönemleri kapandı vaadi daha ilk seçimde duvara tosladı. 
Kazanmak için 50+1 gerektiren bu sistem büyükler gözetiminde irili ufaklı siyasi partilerin siyaset arenasında çok da hoş olmayan yöntemlerle varlık göstermesine ön ayak oldu. 
Daha demokratik, daha katılımcı bir sistem önerilmese de meclise temsilci gönderen parti sayısı artış gösterdi. 
2002 yılında parlamento yalnızca AK Parti ve CHP gruplarından oluşuyordu. Bugüne geldiğimizde; AK Parti, CHP, HDP, MHP, İYİ Parti, TİP, SP, DP ve BBP olmak üzere 9 siyasi parti millet meclisi çatısı altında milletimizi temsil ediyor. 
Üstelik yalnızca 4 parti aldığı oylar ile yüzde 10 barajını aşabildi. Böylece koalisyon bitti İttifak başladı. 
***
Kutup siyaseti yaparken, herkes söner gider biz Polaris (Kutup Yıldızı) yahut diğer adıyla Demirkazık gibi yerimizde sabit kalırız diyenler yakın tarihi şöyle bir göz önüne almalıdır. 
Kimsenin düşündüğü, yaşadığı, hissettiği, konuştuğu ve inandığı değerler ve duygular üzerinden ayrım görmeyeceği bir yaşam alanı oluşturulabilmeli. 
***
Yeni sistemin zorunlu hale getirdiği siyasi partiler arasındaki ittifakları ayrıştırıcı bir dil ile yaftalamak beklentiler dâhilinde yapılan hamlelerden yalnızca biridir. 
Milyonların temsile değer gördüğü ideoloji ve politikacıları hedef tahtasına oturtmak en basit ifadeyle milli iradeye saygısızlıktır.
Graham Greene’in “Güç ve Zafer” romanında yazdığı gibi; “Nefret hayal gücünün yetmediği yerde başlar.”

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR