17 Ocak 2019 Perşembe

Yeşim Akpınar

Yeşim Akpınar

ekinsu1975@hotmail.com
10 Ocak 2019 Perşembe 17:19

Arasana 155’i

Salı sabahı işe gelmek üzere evden çıktım. 
Tam üç durak ileri yürümek zorunda kaldım. 
Geceden kar yağmıştı ama yollar açılmış ve tuzlama yapılmıştı. 
Durakta bekleyen bir komşumla kendi aramızda dolmuşun yukarıya çıkmadığı üzerine konuştuk, dolmuş geldi binip günaydın deyip, yerimize geçtik. 
***
Bindiğimiz dolmuşun da ilerideki duraklara çıkmadığını görünce, şoför bey yukarı çıkmayacak mısınız diye sordum. 
Şoför de gayet nazikçe, abla araçlar kayıyor dedi.
Ben de aslında yol açılmış kaymaması lazım dedim.
Şoför tekrar iki araç kaydı çıkmamaya karar verdik dedi.
Ve kendisi sözünü şöyle tamamladı, abla aslında belediye işini doğru yapsa biz çıkarız da belediye işini doğru yapmıyor.
***
Ve bizim yazı konumuzda bundan sonra başladı. 
Bu yazı asla ve kata yerel seçim öncesi belediye eleştiri yazısı değil baştan belirteyim.
Dolmuş şoförümüzün bu sözü üzerine yanımdaki komşum gayet sakin ve güler yüzlü bir ifadeyle az kaldı az Hürriyet geliyor, her şey çok güzel olacak gibi buna benzer bir şey söyledi.
***
Ve istihbarat çalışanı şoförümüz kendinden emin bir sesle, şahin gözleriyle, dikiz aynasından bize bakıp, CHP’nin iktidar yüzü görmesi için önce içindeki teröristleri temizlemesi lazım dedi. 
Hoppala…
Komşum yine nezaketle o ne demek öyle, ne terörü ne teröristi dedi, kimmiş içindeki terörist diye sordu. 
Ben ne diyecek diye kulak kesildim.  
Bu seferde demez mi mesela İstanbul İl Başkanı.
***
Evet şimdi bu modası geçmeyen yalan ve linç kültürünün bilinen konuşmalarıyla yazıya başlayalım. 
Kardeşim senin bildiğini ülkenin bakanı, polisi, valisi, askeri bilmiyor mu dedik.
Madem terörle bağı var neden Türkiye’nin en büyük ilinin il başkanlığını yapıyor.
***
Neden bir hastanede doktorluk görevini sürdürüyor.
Neden birçok sivil toplum örgütünün çeşitli kademelerinde görev alıyor diye sorduk. 
Sesini çıkaranı,  bir tweet atanı tutup götürüyorlar da, bu kadın neden elini kolunu sallaya sallaya dolaşıyor dedik. 
Ortalık FETÖ’cü dolu, sen onlara bak dedik. 
***
Hatta ne duruyorsun arasana 155'i dedik.
İhbar et, bu ispatlansın seninle birlikte gelip hesap soracağız.  
Bu terör bağlantılı kadın nasıl oluyor da bu kadar işi toplumun gözü önünde yapıyor. 
Şoförümüz o andan sonra tek bir kelime etmedi, ama biz aramızda bu yalanların onlarcasını konuşarak bu algı ve yalanların toplumu sardığını ve aslında yalanın ortaya çıkmasının, gerçekte olanın ispatlanmasının yalan söyleyene bir şey kaybettirmediğini konuştuk. 
***
Toplum kutuplaştırılıp, tahammülsüzleştirilmiş. 
Siyaset dilini nefret, ötekileştirme üzerine kurmuş. 
Yaşananlara sesini çıkaranı, farklı düşüneni terörize ederek itibarsızlaştırıyor. 
Aydın, sanatçı, bilim insanı, gazeteci, politikacı hedefe konuyor, linç ediliyor. 
Ömürlerini FETÖ alçaklarıyla mücadele ederek geçiren insanlar FETÖ’cü bile olabiliyor. 
***
Yalan neden geçerliliğini koruyor diye düşünürken, İnönü asker kaçağı bile denilen seçim kampanyası geldi aklıma ve bu yalanın da Kocaeli’de yaşandığı bilgisine ulaştım.  
Sizlere Mehmet Barlas’ın  Turan Güneş’den bizzat dinlediği ve 15 Ekim 2005 tarihinde Sabah Gazetesi’ndeki köşesinden aynen aktarayım: (Örneği Mehmet Barlas’ın yazısından vermek de çok işime geliyor) 
***
“I950 seçim kampanyasında yerel Demokrat Partililerden Tahsin Marmara kürsüye çıkıp "İsmet Paşa asker kaçağıdır" demiş ve müthiş alkışlanmış. Bizim Yuvacık köyünde ağzı laf yapan ve Demokrat Hasan diye bilinen kişiye kahvede otururken sordum. "Yahu Hasan, koca İsmet Paşa asker kaçağı olur mu be" dedim. 
Oda "Valla Turan Bey, burası Rum çeteleri ve kiliselerle doluydu. Bizi bunlardan İsmet Paşa kurtardı savaşta. Ama bugünkü dünyada İsmet Paşa işimize gelmiyor. Cahil adamım ben. Nasıl anlatacağım CHP'nin eksiğini fazlasını. İstemiyorum manasına ona asker kaçağı diyorum" diye cevap verdi bana. 
***
İşte aslın özeti budur; bu sözlere doğru olduğu için inanılmıyor, işlerine öyle geldiği için inanılıyor. 
Camiye ayakkabıyla girdiler, içki içtiler denildiğinde. hayır öyle olmadı diyen imama değil, dilini düşmanlaştırmak, ötekileştirmek üzerine kurmuş siyasetçiye inanmayı tercih ediyor toplum.
Bu memlekette utançla hatırlanacak tüm vahşet ve linçler aslında böyle bir yalanla başlamıştır.
***
6-7 Eylül olayları, Atatürk’ün evini bombaladılar yalanıyla,
Maraş olayları, solcular cami bombaladı yalanıyla,
Sivas olayları, Aziz Nesin’in dinsiz olduğu kışkırtmasıyla başlamış ve toplum üzerinde derin yarılmalar, travmalar yaratmıştır.
***
Bunu kullanmaktan hiç  korkmayan, birbirini linç etme ihtimali olan bir topluma bu yalanları fütursuzca söyleyenler, kitlesini konsolide etmek, oyunu artırmak, ötekini kötülemek için dün İnönü asker kaçağıdır diyordu, bu gün camileri ahır yaptılar diyor, İnönü ABD Bayrağı sallıyordu diyor, tek partili dönemde 70 kişilik sınıfta okudum diyor.
***
Camiye ayakkabıyla girdiler diyor,
Kabataş da türbanlı bacılarıma saldırdılar, üzerine işediler diyor,
SSK’ yı batırdın diyor,
Arınç’a suikast yapılacak diyor,
Camileri bombalayacaklardı diyor,
Sümeyye’ye suikast yapılacaktı diyor, 
İstanbul İl Başkanı terör örgütü üyesidir diyor, diyor, diyor da diyor…

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR