23 Mart 2019 Cumartesi

Yeşim Akpınar

Yeşim Akpınar

ekinsu1975@hotmail.com
26 Şubat 2019 Salı 17:01

Bizim hiç vaktimiz yok kusura bakmayın!

Gergin, dolambaçlı, kavgalı, gürültülü, ittifaklı, transferli,  bir yerel seçim atmosferini kısmen de olsa geride bıraktık. 
Öncelikle aday belirleme yöntemi ile eleştirilerimiz bir kenara yazalım.
CHP, sosyal demokrat bir parti olarak aday belirleme yönteminde ön seçim yapmayarak yine sınıfta kaldı.
Hoş ön seçim yapılarak aday belirleme işinin de pek başarıldığı söylenemez. 
***
Kadın kotası epey bir yanlış anlaşılmış, bu konuda tüm Türkiye de seçilebilir yerlerden kadınlar aday gösterilmedi ve hatta göstermelik bile olsa kadın kotası uygulanmayan yerler var.
Başkan adayı gösterilmede epey bir budanan kadın adaylar,  meclis listelerinin ilk sıralarında yer bulamamış ve kotaya uyulsun diye seçilemeyecek alt sıralara yazılmış. 
Bu sorunun çözümü, ülkede ve siyasette kadının yerine paralellik gösteriyor.
Görünen o ki aşılması zaman alacak. 
***
Kadınlar daha çok kavga verecek bu belli.
Körfez İlçe’de yaşananlar da şeffaf olmayan yöneticiler, üyelerle Genel Merkezi karşı karşıya getirmiş ve sorun içinden çıkılması zor bir krize dönüştürülmüştür. 
Toparlanması zaman alacak. 
Gelelim adaylar açısından yaşananlara.
***
Kendini Cumhuriyet Halk Partisi’nin 100 yıllık birikimi, kurumsal kimliği ve belediyecilik anlayışının üzerinde gören, egosu yüksek, kendine hayran aday adayları, aday gösterilmeyince soluğu başka partilerde aldı.  
Siyasette siz partinize emek verirsiniz, partiniz de size kariyer verir. Genelde kural bu gibidir ama bunun hiç olmadığı anlar da vardır. 
***
Misal Mustafa Sarıgül; Türkiye’nin en prestijli ilçesinde başkan olmuş, genel başkanlığa aday olmuş, büyükşehir belediye başkanlığına aday olmuş, partiden ihraç olmuş, dava açıp geri dönmüş, parti kurup geri dönmüş v.s.  
Bu seçimde Şişli’yi geri istiyor, daha aday açıklanmamışken de başka bir partiye geçip oradan aday oluyor. 
İşte bu bambaşka bir sarhoşluk halidir. 
Verdiği emeğin karşılığında aldığı kariyer onu bir siyasi külte dönüştürmüştür. 
***
Adını vermeyeceğim, bilen bilir, bir ilimizde AKP kurulduğunda Melih Gökçek’le AKP’ye ilk geçen Anavatan Partili Belediye Başkanı, aday gösterilmeyeceğini anladığında CHP’ye geçmiş, iki kez belediye başkanlığına, bir kez milletvekilliğine  aday gösterilmiş ve kazanamamıştır. 
31 Mart seçimlerinde de  tabi ki belediye başkan aday adayıydı, gösterilmeyince de tabi ki soluğu DSP’de aldı. 
Bazı yerlerde  50-60 oyun sonuç belirleyeceği bu ortamda, bu adamlara diyecek söz çoktur, sözümüzü esirgemeyiz. 
Hakkımız saklı kala. 
***
Eminin ki farklı yerlerde emeği ve birikimi olduğunu düşünenler, hakkettiğine inananlardan da  aday gösterilmeyenler olmuştur.  Bunların yaşandığını da görüyoruz biliyoruz. 
Onlara da haksızlık etmek istemen. 
Eleştirmekte sorunu dillendirmekte sonuna kadar haklılar, 
Ama artık vakit yok, kusura bakmayın !
Kuşatılmış, 13-0 gibi bir hezimetin olduğu bu kentte artık nefes almak istiyoruz. 
Bu kentte artık örnek bir sosyal demokrat belediyecilik görmek istiyoruz.
***
Sadece burada değil tüm ülkede kentler talan ediliyor, doğa katlediliyor, rant kapısı olarak görünen belediyeler yandaşların geçim, iktidarın seçim kapısı. 
Bu kentte efsane başkanların imzası var. 
Artık bir yerlerden tekrar başlamalı bu işe.
Tartışmaları, listede yer alınıp alınmamasını bir kenara bırakıp, sonuç almaya bakmak gerekiyor. 
***
Daha çok iş var. 
Hiçbir başkan adayı, hiçbir meclis üyesi adayı partinin üstünde değil bunu herkes böyle bilsin. 
Zira 1994 seçimlerinin sorumsuzluğunun bedeli çok ağır ödendi.
Ve gerçekten artık hiç vakit yok!
Bana şunu söyleyin Fatsa, Ovacık hiç ilginizi çekti mi? 
Bir projeniz var mı? 
Seçildiğinizde kamu ve vatandaş yararını her şeyin üstünde tutacak mısınız ? 
Bana bunlarla gelin.

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR