13 Nisan 2021 Salı

Eğitim-İş: Eğitim çalışanları gelecekten ümitsiz

Eğitim-İş: Eğitim çalışanları gelecekten ümitsiz

Eğitim İş Kocaeli Şubesi yaptığı açıklamada: “Eğitim alanında yıllardır yaşanan ve COVID-19 salgını birlikte daha da ağırlaşan sorunların damga vurduğu 2020-2021 Eğitim ve Öğretim Döneminin ilk yarıyılı sona ermiştir” derken eğitim çalışanlarının sorunlarını dile getirdi

22 Ocak 2021 Cuma 15:49 Eğitim

Eğitim İş Kocaeli Şube Başkanı Sabri Mutlu, şube binasında eğitim çalışanlarının sorunlarına dair basın açıklaması gerçekleştirdi. Gerçekleştirilen açıklamaya, Şube Özlük Hukuk Sekreteri Osman Kalyon, Başiskele İlçe Temsilcilik Örgütlenme Sekreteri Fatma Akkurt katıldı. Şube Başkanı Sabri Bulut yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Geride bıraktığımız eğitim döneminde yaşananlara sadece ana başlıklar üzerinden baktığımızda karşımıza çıkan tablo şudur: MEB, 7 milyon 383 bin 213 öğrenci ve 1 milyon 30 bin 516 öğretmenin EBA’dan (Eğitim Bilişim Ağı) faydalandığını; Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, okulların kapalı olduğu dönemde uzaktan eğitime ulaşamayan öğrenci sayısının 1,5 milyon olduğunu açıklamasına rağmen, ülkemizde en az 4 milyon öğrenci uzaktan eğitime ulaşamadı veya eğitim sürecinden tamamen koptu. Yoksul ailelerin çocukları her geçen gün eğitim sürecinden kopmakta ve bu durum giderek okul terkiyle sonuçlanmaktadır.

PANDEMİ SÜRECİNDE EĞİTİMDEKİ EŞİTSİZLİKLER DAHA DA DERİNLEŞTİ!

Pandemi başladığından bu yana eğitimin yüz yüze mi uzaktan mı devam edeceğine bir türlü karar veremeyen MEB, eğitim sistemini tam anlamıyla bir kördüğüme çevirmiştir. Yarıyıl sona ermekteyken, Anadolu'da ve yurdun doğusunda birçok yavrumuz internete ulaşıp uzaktan eğitime katılabilmek için dağ tepe tırmanmaya devam etmekte, 4 milyonu aşkın yavrumuzun uzaktan eğitim için şart olan tablet/telefon ihtiyacı çözümsüz vaziyette ortada durmaktadır. Belli ki aynı Bakanlık, bu yoksul çocukları, ailesi varlıklı kolej çocuklarıyla aynı sınavlara tabi tutup geleceklerini ona göre şekillendirmekten de hiç utanmayacaktır. Var olan eşitsizlikler uzaktan eğitimle daha da derinleşmişken, MEB yönetmelik değişikliği ile uzaktan eğitimde not verme uygulamasını hayata geçirmek istemektedir. Bir taraftan üzerine düşen görevden kaçarak eğitimde fırsat eşitliğini sağlamaya yönelik adımlar atmayan MEB, diğer taraftan öğrenciler arasında haksızlığa ve adaletsizliğe yol açacak uygulamalara imza atmakta ve hatada ısrar etmektedir. Eğitim-İş, söz konusu düzenlemenin iptali için Danıştay’da dava açmıştır.

 EĞİTİMDE DİNSELLEŞME ÇABALARI DEVAM EDİYOR

Din Öğretimi Genel Müdürlüğü’nün, il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerine gönderdiği talimat ile öğrencilerin dini içerikli dersleri seçmeleri konusunda okul müdürlerini yönlendirdiği ortaya çıkmıştır. Seçmeli dersleri belirleme süreci, velinin bilgisi dahilinde, öğrenci tarafından yapılır. Buradaki asıl amaç, öğrencinin kendini keşfetmesi, kendi ilgili olduğu alanda donanımlı hale gelmesidir. Ülkenin geleceğini direkt olarak ilgilendiren bu konu, iki tane partizan müdürün koltuğunu sağlamlaştırmak için yapacağı hamlelere kurban edilemez. Çocukların zihinsel yönelim ve becerilerine göre bir eğitimden geçmelerini sağlayacak sistem" lafını dilinden düşürmeyen Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, başında oturduğu Bakanlıkta kendi söylemiyle bu kadar çelişen bir uygulamanın nasıl olduğunu kamuoyuna açıklamalıdır. Eğer konuşmalarındaki "çağdaşlık" vurgusu "takiyye" değilse, derhal harekete geçmeli, seçmeli dersleri tüm okulları imam hatipleştirmenin bir aracı olarak kullanmaya çalışan bu yöneticilere yönelik idari soruşturma başlatmalıdır.

EĞİTİMİN BÜTÇESİ KISILDI, BİLİMSEL EĞİTİM BİR LÜKS OLDU

Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi, salgın koşullarına rağmen 2021 yılı için 146 milyar 929 milyon TL olarak belirlenmiştir. Bütçeden Milli Eğitim Bakanlığı’na ayrılan bu miktar, eğitimin temel ihtiyaçlarını karşılamaktan, eksiklikleri gidermekten ve uzaktan eğiteme erişimde fırsat eşitliği sağlamaktan oldukça uzaktır. 2002 yılında MEB bütçesinden eğitim yatırımlarına ayrılan pay % 17,18 iken, 2021 yılı itibariyle bu oran yüzde 7,69’a gerilemiştir. 2021 MEB bütçesi, eğitimde yaşanan sorunların ve uzaktan eğitim uygulamalarındaki eşitsizliğin devam edeceğini, eğitimin yükünün yine velilerin sırtına yükleneceğinin göstergesi olmuştur.

ÖĞRENCİLER EĞİTİMDEN KOPARTILDI

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ülkede lise çağındaki gençlerin yüzde 50’ye yakınının eğitimde yer almadığını açıkladı. 15-19 yaş grubundaki 6 milyon gencin, 1 milyon 249 bini ne eğitimde ne istihdamda yer alıyor. 2012 yılında getirilen 4+4+4 sisteminin ardından açık lisede okuyan öğrenci sayısı 940 binden 1 milyon 389 bin'e yükselmişti. Aynı dönemde lise öğrenci sayısındaki artış oranı yüzde 15,8 olurken açık öğretim lisesinde okuyanların artış oranı yüzde 32,4 oldu. Bu durum, eğitime erişimdeki ciddi problemleri göz önüne sermektedir.

EĞİTİM ÇALIŞANLARI GELECEKTEN ÜMİTSİZ

Geçtiğimiz dönem, eğitim emekçileri için de sıkıntılı bir dönem olmuştur. Pandemi sürecinde eğitim emekçisinin, önce canı hiçe sayılmış, "hayat eve sığar" kamu spotları eşliğinde gereksiz organizyonlara katılmak zorunda bırakılmıştır. Ardından gönüllülük esasının işletilmesi gereken koronayla mücadele organizasyonlarında keyfi olarak görevlendirilmiştir. Şimdi ise uzaktan eğitim, öğretmenler için adı konulmamış bir mobbing olarak sürdürülmektedir. Sendikamızın her yıl 24 Kasım Öğretmenler Günü öncesinde yaptığı araştırma, bu yıl her zamankinden daha acı sonuçlar vermiştir. Araştırmaya katılan 5.514 öğretmenin %93’ü öğretmenliğin saygın bir meslek olma özelliğini kaybettiğini, %63’ü çocuklarının gıda ihtiyaçlarını, %73’ü çocuklarının kılık kıyafet ihtiyaçlarını, %47’si çocuklarının eğitim ihtiyaçlarını rahat bir şekilde karşılayamadığını ifade ediyor. Araştırmada ekonomik sorunlar açık ara öne çıkıyor. Buna göre; Öğretmenlerin %44’ü ev kredisi, 23. %30’u araç kredisi, %25’i ise çocuklarının eğitimi için çektiği kredileri ödüyor. Borç batağındaki öğretmenlerin %26’sı ek iş yapıyor. Öğretmenlerin %59’u ise gelecekten ümitli olmadığını ifade ediyor.

ÜNİVERSİTELER BİLİMİN KALESİ OLMAKTAN ÇIKMIŞTIR

FETÖ ile mücadelenin dışında birçok muhalif bilim insanının görevden uzaklaştırıldığı üniversiteler, daha da geri bir noktaya geldi. Tepeden inme getirilen rektör ve dekanlar, çağdaşlığa ve laikliğe aykırı söylemleriyle sık sık gündeme otururken, Cumhurbaşkanı Erdoğan Boğaziçi Üniversite'sine eski bir AKP milletvekili aday adayını 3 Ocak'ta rektör olarak atadı. Bu liyakatsiz atamanın sonucunda kampüste direniş başlarken, öğrenciler polis şiddetine maruz kaldı, onlarca öğrenci ev baskınlarıyla gözaltına alındı. Tepeden inme getirilen üniversite rektörlerinin akademik durumunu ise Üniversite Araştırma Laboratuvarı’nın raporu ile ortaya çıktı. Tüm fakülte türlerinde okuyan 39 bin 386 öğrenci ile görüşülerek hazırlanan raporda, hem araştırma hem de öğretim kalitesi açısından Türk Yükseköğretim Sisteminin can çekiştiği, üniversite yönetimlerinin öğrenci beklenti ve taleplerini karşılayamadığı vurgulandı.

EĞİTİM-İŞ OLARAK MEB'E ÇAĞRIMIZDIR

Eğitimin paydaşlarından göstermelik olarak görüş almak yerine, fikirlerimize ve önerilerimize gerçek anlamda kulak vermelisiniz. Durum ağırlaşmakta, enkaz toparlanamaz hale gelmektedir. Ancak tüm bu karanlık tabloya rağmen, Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk'ün eğitim neferleri, O'nun gelecek nesilleri emanet etmeye layık bulduğu öğretmenler olarak parasız, bilimsel, laik, çağdaş bir eğitim sistemi için işimiz, ekmeğimiz ve çocuklarımızın geleceği için mücadele etmekten onur duyuyoruz.”

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

DİĞER HABERLER

ÇOK OKUNANLAR

SONRAKİ HABER

Gelecek Körfez Deva’yı ağırladı

Gelecek Körfez Deva’yı ağırladı