26 Temmuz 2021 Pazartesi

Sokak hayvanları konusunda çok geç kaldık

Sokak hayvanları konusunda çok geç kaldık

Son yıllarda sokak hayvanları sayısını çok fazla arttığını belirten Kocaeli Veteriner Hekimler Odası Başkanı Mehmet Bostancı, “Kocaeli olarak düşününce biz geç kalmanın üstüne çıktık biraz. O eşiğin üzerine çıktık. Bir taraftan artık bu bir asayiş sorunudur. Kentin ilgili kurumlarının çatısı altında, ortak akılla herkes üzerine düşeni yerine getirmesi lazım” dedi

16 Haziran 2021 Çarşamba 12:41 Güncel

Mehmet Bey çok kısa odanızı ve kendinizi tanıtır mısınız?

Kocaeli Veteriner Hekimler Odası 1994 yılında kuruldu. Türk Veteriner Hekimler Birliğine bağlı kumu kurumu niteliğinde bir kuruluş. Bizim bir kanunumuz var; 1954 yılında kurulan bir kanunumuz var. Bizim anayasamız odur. Ben de 2020 Eylül ayı itibariyle seçimlerde 13. Dönem yönetim kurulu başkanı olarak görevime başladım. Odamızın şuan 320 üyesi var.
 

SOKAK HAYVANI SAYISI ÇOK ARTTI

Mehmet Bey, Kocaeli’de son 2-3 yıldır sokak hayvanları sayısının çok artığı söyleniyor. Özellikle de köpek sayısının. Siz bu söyleme katılıyor musunuz?

Fazlasıyla katılıyorum. Aslında bu sadece Kocaeli’nin değil Türkiye’nin kanayan yarası. Elimizde bir verimiz yok. Elimizde bir istatistik yok, sayı yok. Bu verileri çıkartamadığınız zaman yol haritası da çizemiyoruz. Bu büyük bir problem. Yeni bir yönetmelik çıktı; kedi ve köpeklerin kimliklendirilmesi, kayıt altına alınmasıyla ilgili. Köpeklerden başladık şu an. Bu görev Tarım ve Orman Bakanlığının. Bakanlık bu yetkiyi bizlere devretti. Yani odalara devretti. Tarım İl Müdürlüğü de çipleme işlemine yakın bir zamanda başlayacak. Bizim  ilimizde başladık. Neden bu çok önemli. Eğer bizim bir kayıt sistemimiz olmazsa, dışardaki hayvan sayısını, evdeki hayvan sayısını bilemeyiz.
 

KOCAELİ’DE 150 BİN SOKAK HAYVANI OLDUĞU ÖNGÖRÜLÜYOR

Kocaeli’de kaç tane sokak hayvanı vardır. Böyle bir veri elinizde var mı?

Şöyle bir öngörü var; bir şehirde yaşayan insanların nüfusunun yüzde 10’u kadarı pet hayvanıdır. Örneğin Kocaeli’de 2 milyon nüfus varsa 200 bin hayvan var demektir. Bunun yüzde 80’i ise sokak hayvanıdır. Yani 150-160 bin civarında bizim Kocaeli’de sokak hayvanı var. Bu öngörülen bir durumdur. Bu dünyada böyledir. Ama bu sayılmış bir durum değil. Haliyle bir veri sistemi olmadığı için net şu kadardır denemez.

Kedi ve köpeklerin kimliklendirilmesinden bahsettiniz. Bu bir zorunluluk mudur?

Sahipli hayvanların kimliklendirilmesi ve kayıt altına alınması yasal düzenlemeyle sağlanıyor. Bu da şunun önünü alıyor. Biliyorsunuz şuan hayvan hakları yasası mecliste. Yani siz elinizdeki hayvanları kayıt altına aldırmak zorundasınız. Bunu yaptırmazsanız cezası var.
 

KISIRLAŞTIRMA YETERSİZ

Sokak hayvanları son yıllarda çok arttı diyoruz. Bunun nedeni nedir?

Sokak hayvanlarının bu kadar çok artmasının arfuhmasının birçok nedeni var. Nedenlerin başında sahiplenilen, ya da alınan ve daha sonra bakılamayıp sokağa bırakılan hayvanlar var. İkincisi şu an kısırlaştırma yapılıyor biliyorsunuz. Büyükşehir Belediyesinin bünyesinde yapılıyor. Kandıra’da, mobil kısırlaştırma ünitesinde, Gebze yerleşkesinde… Ama yetmiyor maalesef. Yani ben kendilerinde bulmuyorum bu suçu, gayet başarılılar. Yanlış hatırlamıyorsam 2020 yılında 7 bin tane hayvanı kısırlaştırmışlardı. Yani eksik ama diğer büyükşehirlere göre çok iyi. Sebebi de şu; iyi yönetilmesi. İyi yönetilmesi derken oradaki veteriner hekim meslektaşlarımızın bu işi layıkıyla yapmaları. Ki sayı çok fazla olsa, veteriner hekim sayısı, daha fazla iş yapılacaktır. Sorun aslında çok fazla. Bizim ilimizde Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin barınağı var, Gebze’de bir yerleşkesi var. Körfez ve Derince Belediyesinin var. Toplam 4 tane bizim barınağımız var. Birkaç ilçede de bunlar yapılmaya başlandı.
 

HAYVANLAR ÇETELEŞİYOR

Kısırlaştırma yetersiz dediniz. Bunu biraz açar mısınız?

Kısırlaştırma şöyle yetersiz; ilimizde 4 tane merkez var. Körfez Belediyesinde, Derince Belediyesinde, Büyükşehir Belediyesine ait Kandıra’da ve Gebze’de. Toplam 4 tane. Gebze’deki de yeni oldu. Şimdi neden eksik olduğunu söyleyeyim; parçaları siz birleştirin. İlimizde 12 ilçe ve Büyükşehir Belediyesinde toplam veteriner hekim sayısı 36. Ve bunun içerisinde hayvanların yakalanması, rehabilitasyonu, kısırlaştırılması, vektörle mücadele, yine pandemi döneminde yapmış oldukları mücadele. Bunların hepsi artı kırsal kalkınma destekleri. 36 tane veteriner hekim bunları yapıyor. Sizce bu mümkün mü? Buda büyük eksiklik. Bunun altını çok büyük çizmek istiyorum. Bütün ilçe belediyelerimizde veteriner hekimliği şube müdürlüğü olması lazım. Yani ayrı bir birim olacak bu işle ilgilenen. Şuan bakıyoruz veteriner işleri şube müdürlüğü; Büyükşehirde var, Gebze ve İzmit Belediyesinde var. Demek istediğim bizim ayrı bir birimimiz olmadan, her belediyenin veteriner işleri şube müdürlüğü olmadan bu iş yürümez. Ve bu şube müdürlüklerinden en az 3 ya da 4 veteriner hekim olması lazım. Büyüklüğüne göre artabilir. Artı veteriner hekim almakla da bitmiyor. Biz kısırlaştırıyoruz, sokağa salıyoruz. Bunları sokağa saldıkça yine bize sokaklarda tehlike arz ediyorlar. Hayvanlar içinde sakıncaları var; çeteleşiyorlar, birbirlerine saldırıyorlar, uyuz oluyorlar, doğal dengeyi bozuyorlar haliyle. Evet bunlar candır; can kapsamında değerlendirilmeli ama halk sağlığı da unutulmamalı. Halk sağlığı şöyle unutulmamalı; konu konuyu açıyor, şimdi saldırıların dışında, yani insanlara saldırıyorlar. Burada bir halk sağlığı sorunu mevcut. Hemen burada bir örnek verelim. Dünyada yılda 60 bin kişi kuduz hastalığından ölüyor. Bunun yaklaşık 20 bini, yani üçte biri Hindistan’da. Çünkü Hindistan’da sokak hayvanlarıyla ilgili bir çalışma yok. Yani saldırıda darbe almanın dışında bir kuduz tehlikesi var. Bunun dışında başka hastalıklar da var. Ciddi hastalıklar bunlar. Tüm bunların dışında konuşulmayan bir şey daha var; gelişigüzel bakım noktaları. Yani bakım noktaları çok iyi yerlerde olmalı. Gelişigüzel bakım noktalarında farelerin salgın hastalıkları taşıma riski var.
 

VETERİNER SAYISI AZ

Belediyeler neden veteriner hekim sayısını artırmıyor?

Belediyelerde işler biraz daha farklı. Yani kadro alınması. Bir Tarım Bakanlığına kadro almak kadar kolay olduğunu düşünmüyorum. Yani bunu belediyelere sormak lazım açıkçası. Ben o konuya pek girmeyeyim.


 

İNGİLTERE’DE ÖTENAZİ SERBEST

Bizim ülkemizin sokak hayvanlarına yaklaşımı nasıl?

Bizim ülkemizin sokak hayvanlarına yaklaşımından önce Avrupa’yı anlatmak istiyorum. Avrupa’nın yaklaşımı da aslında çok iyi değil. Almanya, Çek, İtalya ve Yunanistan. Bu 4 ülke dışında ötenazi serbest. Nasıl serbest? Örneğin İngiltere’de sokaktaki hayvan yakalanıyor. Çipi yoksa, ya da varsa da sahibi bir hafta içinde gelmiyorsa almaya ötenazi uygulanıyor. Bu vahşice bir durum. Yani şöyle vahşice; sonuçta o bir candır. Siz alıp onu öldürüyorsunuz. Avrupa’nın böyle bir eksikliği var ama onlar zamanında bu sorunu azaltmayı bilmişler. Sorunlar dağ gibi olmadan bitirmişler. Bize gelince Avrupa’nın bu vahşi uygulamasını almamamız lazım ama Hindistan gibi de çok geç kalmamamız lazım.
 

GEÇ KALMANIN ÜSTÜNE ÇIKTIK

Sizce Kocaeli olarak biz sokak hayvanları konusunda geç mi kaldık?

Kocaeli olarak düşününce biz geç kalmanın üstüne çıktık biraz. O eşiğin üzerine çıktık. Ama şu da güzel bir uygulama o mikroçip uygulaması, sahipli hayvanlarla başlaması. Belli bir alt yapı oluşturuluyor. O hayvanları koruma yasası çıkınca daha bir sorun tükenecek diye düşünüyorum. Şuan çiplemeler serbest veterinerlerde başladı. Hayvan sahipleri gidip taktırabilirler. Çok pahalı bir uygulama da değil.
 

5-10 YILA ANCAK ÇÖZÜLÜR

Sokak hayvanları konusunda tek yetkili Büyükşehir Belediyesi midir?

Tek yetkili Büyükşehir Belediyesi değil. Aslında şöyle yasa kapsamında bu yetki tüm belediyelere, yani yerel yönetimlere verilmiş. Yerel yönetimlerin biraz öncede dediğim gibi hayvan barınağı sayısını artırması gerekir. Devlet şunu da yapabilir; hayvan severlere destek verebilir. Hollanda veya İsviçre, şimdi tam hatırlayamıyorum, bu işi gönüllüler yapıyor. Gönüllülere de devlet belirli bir para yardımı yapıyor. Sadece işi yerel yönetimlere yıkmamışlar. Tarım ve Orman Bakanlığı, yerel yönetimler artı hayvan severlere kadar bu işi yayabiliriz. Eğer ki sokağa bırakmak istemiyorsak, itlaf da kabul ettiğimiz bir şey değil, bunların sayısını nasıl azaltacağız? Elimizde sihirli bir değnekle Kocaeli’deki 150 bin hayvanların sayısı azaltma gibi bir şeyimiz yok. Bu sorun belki 5 yılda, 10 yılda çözülecek. Ama çözülebileceğine inanıyorum. Yerel yönetimler yeni rehabilitasyon merkezleri açmalı. Belki emlak vergisi, çevre vergisi gibi vergilerden bu sorunun çözülmesi için para aktarılabilir. Şehrin uzak noktalarında barınma alanları oluşturulabilir.
 

BARINMA ALANLARINA GÖTÜRÜLMELİ

Barınma alanlarına götürülmeleri gerekiyor diyorsunuz. Bazı kesimler bu öneriye sıcak bakmıyor?

Çünkü başka alan yok; biraz önce dediğim gibi halk sağlığı sorunu var. Biz bunu halk sağlığını tehdit etmeden sokaklarda çözebiliyorsak çözelim. İnsanlara saldırmayacaklarsa, gelişi güzel beslemeyeceksek böyle çözelim. Yahut o sokak hayvanının sorumlusu, çip takıldıktan sonra onun bir sorumlusu olsun. Bir şey olduğunda o kişi sorumlusu olsun. Eğer biz bu hayvanlara uzak alanlarda bakmak istemiyorsak bu şekilde çözümler üretmeliyiz. Barınma alanları derken, mevzuatın gerektirdiği şekilde ve hayvanları etkilemeyecek şekilde. Yani bir kafes yapıp 10 tane hayvanı dolduralım olmaz. Ona gerçekten sağlıklı yaşam alanı oluşturabilecek bir formatta olmalı. Yani ama en başta bir envanterimiz olmalı. Bu olmadan yol kat edemeyiz. Küpeli olacak, zaten şuan küpeleniyor.
 

BU BİR ASAYİŞ SORUNU OLDU

Şuan aslında belediyelerde sizin formülünüzü uygulamıyor. Yani barınma alanlarında tutmuyor. İyileştirip, ya da kısırlaştırıp sokağa bırakıyor hayvanları?

Evet belediyeler hayvanları kısırlaştırıp sokağa salıyor. Bitiyor onun işi orada.  Şimdi diğer kısımda ise 5199 çok kısıtlı bir durum. Hayvanları koruma yasası mecliste diyoruz ya oradaki sorumluluğu valiliğe de vermemiş. Yerel yönetimlere de vermemiş. Orada hayvan kendini ikame ediyor. Diğer yandan bu bir asayiş sorunudur. Eğer bir insan bir hayvana zarar verirse o insan cezayı almalı. Eğer bir köpeğin sorumluluğu bir kişiye verilmişse, o köpeğin birine zarar vermesi durumunda o köpeğin sorumlusu cezayı almalı. Bu şekilde desteklenmeli. Tekrar sorunuza gelecek olursak belediye bir hayvanı herhangi bir yerde tutamaz. Eğer o hayvanı sahiplendiremezse aldığı yere bırakmak zorunda. Şimdi orada da mevzuat belediyenin elini kolunu bağlıyor. Niye bağlıyor; bir köpek mizacı gereği bir bölgede yaşıyorsa belli bir zaman sonra çeteleşme başlıyor. Siz o köpeği alıp yine aynı yere koyarsanız o çeteleşme devam ediyor. Şimdi hayvan severler burada biraz kızacaklar ama hayvanın alıp aynı yere koyulması çok da mantıklı değil. Bu sebepten dolayı mantıklı değil. Yani o çeteyi dağıtmalısınız.
 

TOKİ HAYVAN BARINAKLARI YAPABİLİR

Çözüm nedir sizce?

Benim de bir önerim var; her gittiğim belediyede dile getiriyorum. Biliyorsunuz bizim ülkemizde TOKİ var. TOKİ kanıyla barınaklar yapılabilir. Şöyle düşünün Türkiye’de toplan 286 tane barınak var. Bu sayıyla sorunu çözmeye çalışıyorsunuz. Bir kere bunun sayısı artırılmalı. Bu sayı artırılmada bu işin çözümü yok. Her belediye veteriner işleri şube müdürlüğünü kurmalı. Veteriner hekimleri almalı. Veteriner hekim sadece kendi işini yapmalı. Şimdi görüyoruz bazı belediyelerde zabıta müdürlüğünün içinde çalışıyor veteriner hekimler. Ayrı bir özerk yapısı olması lazım.
 

HASTALIKLAR YAYILABİLİR

Köpek barınakları bu sorunun çözümünde nasıl rol oynuyor?

Köpek barınağı alanlarını öneriyorum çünkü biz Avrupa’yı örnek almayacağız, Hindistan’ı da örnek almayacağız. Ara formda bir yer bulmalıyız. Dediğim gibi elimizde envanter olursa, yaşam koşullarını bozmadan, refahını bozmadan, aynı zamanda halk sağlığını da bozmadan sorunu nasıl çözeriz? Buna kafa yormalıyız. Alternatifler var aslında. Barınaklar yapabilirsiniz, yaşam alanları oluşturabilirsiniz evlerden uzakta. Her ne kadar hayvan severlerin bir bölümü onu istemese de bu yapılmalı. Yahut kendileri bu işe gönüllü olup oradaki, bölgedeki hayvanlardan sorumlu olmalı. Gelişi güzel bakım olmaması lazım sokaklarda. Gelişi güzel kulübeler yapılmaması lazım. Biraz önce saydım, fare popülasyonu artabilir, veba hastalığı bir tehlike yaratabilir. Ya da kuduz vakası. Yarın bir gün bir köpeğin çocuğa saldırdığı zaman o çocuğun kuduzdan ölme riski var.
 

BİR ÇATI OLUŞTURULMALI

Sokak hayvanları konusunda kimler elini taşın altına sokmalı?

Özetle bir çatı olması lazım; o çatı altında Valilik, Büyükşehir Belediyesi, 12 ilçe belediyemiz, milli parklar, tarım il müdürlüğü, orman bakanlığı, jandarma, emniyet, muhtarlıklar, il sağlık müdürlüğü, tabip odası, veteriner hekimler odası, gerektiğinde çevre mühendisleri odası, köylerde muhtarlıklar. İşte böyle bir çatı altında ortak bir akılla hareket edilmesi gerekiyor. Ortak akılla herkes üzerine düşeni yerine getirmesi lazım. Diyeceksiniz ki asıl iş, asıl görev mevzuat kapsamında belediyelere düşüyor. Ama belediyelerin de tek başına belli bir noktaya kadar bu işi götürme gücü var. Örneğin köpeklerin çocuklara saldırmasını belediye engelleyemez. Ortak bir akılla bence bu işi çözebiliriz. Ama bu iş iki, üç yılda çözülmez. O net. Bizim en az önümüzde 5 yılımız var. Ayın müsilaj sorunu gibi; ona da diyorlar ya hani temizlendikçe yine çıkacak. Müsilaj sorununa paydaşlar bir yerden başladı. Bu konuda da bizim bir yerden başlamamız gerekiyor. Biz veteriner hekimler odası olarak üzerimize düşeni yapmaya hazırız.

Hiçbir proje üretilmezse ve bu iş böyle devam ederse sonuç ne olur?

Hiçbir şey yapılmazsa; bu sayı günden güne artar ve sokaklar hayvanlardan geçilemez olur. Sokaklar hayvanlardan geçilemez olunca saldırı vakaları artar. Haliyle halk sağlığı etkilenir. Halk sağlığı etkilenince kuduz vakaları artar. Başka yüksek riskli hastalıklar var onlar artar. Halk bu hastalıklarla mücadele etmek zorunda kalır. Bu anlamda bir yerden başlamak bir zorunluluktur. Başlanan projelerin de sayısını artırmalıyız.

ERGÜN DEMİR

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

DİĞER HABERLER

ÇOK OKUNANLAR

SONRAKİ HABER

Medar Hastanesi Gölcük kadrosunu güçlendirdi

Medar Hastanesi Gölcük kadrosunu güçlendirdi