19 Ekim 2021 Salı

Uyarmıştık ama nafile... Önce kuruttular, sonra kestiler!

Uyarmıştık ama nafile... Önce kuruttular, sonra kestiler!

Önceki gün Mimar Sinan Üstgeçidinden geçerken ıhlamur ağaçlarından birisinin kesildiğini fark ettim. Ağacın gövdesi halen daha kafenin içinde kurumuş bir halde duruyor.

28 Eylül 2021 Salı 16:37 Güncel

Gazetecilik farklı bir meslek gerçekten…
Ama gerçek gazetecilik…
Hakkını vererek yapmak lazım bu işi…
Şimdilerde herkes “Gazeteci” oldu maalesef…
Kimseyi küçümsemek için söylemiyorum ama bir gecede gazeteci olunmaz.
Bu bizim mesleğimize en büyük hakarettir.

***

Ben bir gecede karar verip nasıl terzi olamıyorsam, bir terzi de bir gecede gazeteci olamamalı.
Ama ne yazık ki böyle olmuyor.
Adam bir site açıyor, ya da birkaç finansör bulup yazılı basına bile girebiliyor.
Üzülmekten başka bir şey gelmiyor elimden.
Bu da bizim açmazımız diyelim.

***

Zaman zaman kendi kendime düşünürüm…
Eyvallah bu işi yapıyorsun ama ne işe yarıyorsun diye…
Elbette çok şeyler başaramadık ama başardığımız ufak tefek şeyler de oldu.
Bunlar işte beni motive ediyor.
Birkaç tane beni etkileyen ve ilk elden aklıma gelenleri sizlerle paylaşmak istiyorum.

***

Mesela Maşukiye’de güzelim ormanların içinde açılması düşünülen taş ocağını engellemek için çok haber yaptım.
Birçok gazetecinin emeği vardır elbette ama benim de bir nebze katkım olmuştur.
O taş ocağı açılamadı.
Mesela Pazacılar Odası Başkanı Ahmet Serim’im ta Ege Bölgesine gidip kesmek için getirdiği devenin hayatını kurtardık.
O deve daha sonra Ormanya’ya götürüldü ve özgür bir şekilde yaşıyor.

***

Hüseyin abinin de (Hüseyin Erol) çok emeği oldu bu işte.
Mesela Kandıra Babaköy’de çok önemli tarihi eserlerin olduğu bölgede taş ocağını engellemek için çok uğraştım.
Sonunda orayı SİT alanı ilan ettirdik.
Mesela yine Kandıra’da yapılması düşünülen çöp fabrikası bölgesine gidip bölgenin yeraltı su kaynaklarıyla dolu olduğunu, köylerin içinden çıkan kaynak sularının dereye dönüştüğünü yazdım.
Buradaki Akçakese ve Pirceler köylerinin biteceğini yazdım.
Oysaki bize burada kaynak suları olmadığı söylenmişti.
Çok tepki geldi, köylüler isyan etti.

***

Mesela İsmail Devrim’in çocuğuna pantolon alamadığı için intihar etmesini yazdım ve bir sosyal yaraya parmak bastım.
İşçileri, sendikaları zaten hep yazıyorum, emek mücadelelerine destek veriyorum.
Vs. Vs.
İrili ufaklı bir şeyler yapmışız, insanlara, kente faydamız az da olsa olmuş.
İşte beni motive eden, var eden şeyler bunlar…
Birçok gazeteci arkadaşım da aynıdır.
Şunu da söylemek lazım; başaramadığım şeyler elbette başardıklarımdan çok fazladır.
Size bugün buna da bir örnek vermek istiyorum.
İçimi acıtan bir örnek bu…

***

2019 yılının Mart ayında İzmit Yenicuma bölgesinde faaliyet gösteren Tramvay Kafe'nin ön tarafında yapılan bölümün içine hapsedilen ıhlamur ağaçlarının kurumaya terk edildiğini yazmıştım.
Ağaçların adeta kafenin içine hapsedilmesine belediyenin nasıl izin verdiğini sormuştum.
Bilmeyenler için söyleyeyim, bu kafe Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin mülkiyetinde.

***

Ve yine yakın bir zamanda görevden alınan MHP İl Başkanı Aydın Ünlü tarafından işletiliyor.
Halen daha işletiliyor.
Hatırlarım o kafe oraya yapılmadan önce, zaman zaman Kocaeli Büyükşehir Belediyesi o bölgedeki ıhlamur ağaçlarının haberini yapıp gönderirdi.

***

Vatandaşların ıhlamur toplama görüntülerini servis ederdi.
Konuyu dağıtmayalım; ıhlamur ağaçlarının kafelerin içine hapsedilmesinin sonucunda ne olabileceğini yüksek ziraat mühendisi bir abime sormuştum.

***

O da bana “İçeriden kalan ağacın taçlarıyla dışarıdaki ağacın taçlarına bir bakın. Ne kadar büyük bir fark olduğunu göreceksiniz. Ağacın üzerine yağan yağmur suları köklere kadar inemiyor. Ayrıca içeride kalan bölümde yapılan budama da standartların dışında. Belediyenin buna izin vermemesi gerekirdi. Bir süre sonra bu ağaçların kuruma olasılığı var” demişti.

Ve maalesef ki haklı çıktı.
Ne Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ne de Aydın Ünlü bizi kale almadı.
Önceki gün Mimar Sinan Üst geçidinden geçerken ıhlamur ağaçlarından birisinin kesildiğini fark ettim.
Ağacın gövdesi halen daha kafenin içinde kurumuş bir halde duruyor.

Başka kuruyan, kesilen ıhlamur ağacı var mı bilemiyorum.
İşte içime acıtan örnek buydu.
Şehrin göbeğindeki o ıhlamur ağacını kurtaramadım.
Benim içim acıdı gerçekten.
Bilmem birileri utanır mı?


Ergün DEMİR
 

19 Mart 2019 tarihli haberimiz için fotoğrafı tıklayınız

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

DİĞER HABERLER

ÇOK OKUNANLAR

SONRAKİ HABER

Kalp krizi geçirdi kurtarılamadı

Kalp krizi geçirdi kurtarılamadı