REKLAMI KAPAT

09 Mayıs 2021 Pazar

Ali Rıza Alçınkaya

Ali Rıza Alçınkaya

alirizaalcinkaya@gmail.com
19 Mart 2021 Cuma 16:50

Nereye geldik?

Her yaz muhakkak kapısını açacağımız bir yazlığımız olmadığı ve her yaz bir tatil planımız da olmadığı için çocukluğum yüzme eylemini sindiremeden geçti. Suda bir yerden bir yere gitmeyi beceriyordum elbet ama bu becerime güvenemiyordum. Hala da güvenmiyorum. Bunun altında kişisel özelliklerim de yatıyor olabilir.

Bu yüzme şekli elbette yıllar içinde iyileşti ama ben hala denizin içinde karadaki kadar kendimi güvende hissetmediğim için, kendimi sağlama alarak dolanmayı tercih ediyorum.

Bu bazen boyu geçen yerlerden çok uzaklaşmayarak olabiliyor. Böyle olmuyorsa yüzmeye başlamadan önce ve yüzme aralarında bir dinlenip nerede olduğumu ve nereye yüzebileceğimi düşünerek oluyor.

Denizin içinde denizden yola çıkarak nerede olduğunu anlamak zor. Bu genellikle bir iskele, bir merdiven, kıyıda bir çanta, bir duba olabiliyor. Koordinatlarını belirledikten sonra rahatlayıp başlıyorsun kulaç atmaya. Çünkü tekrar edersem, beğenmediğim yüzme tekniğime dayanarak bilinmez bir yönde kulaç atmak aptal cesareti gibi geliyor. Her şeyi unutup sonra çok anlamsız bir yerde yorulup kalabilirsin bu şekilde.

Bunu niye anlattım? Anlatacağım mevzuya dair anlamlı bir söz aradım ama hiçbiri beni tatmin etmedi. Belki daha önce söylenmiştir ya da söylenmemiştir: Gençlik denizin ortasında kulaç atmak gibidir. Bir şevkle bir yüzmeye başlarsın, es verdiğin an nerede olduğunu önceden tatmin bile edemezsin. Tabii bu yazının konusu benim gençliğim değil. Kafamı sıfıra vurup, beyazlardan daha beyaz gömleğimi çekip, elimde belki bir dolma kalemle TEDx konuşması girişi yapmıyorum burada. Zaten öyle bir kariyerim de yok. Belki de iyi ki yok.

Dün önüme bir tweet düştü. Bu dönem bizim de gençliğimizi yedi, bitirdi gibi bir cümle kurmuştu, Uğur Mumcu'nun kızı Özge Mumcu. Sanırım aşağı yukarı aynı yaşlardayız. İşte aynı dönem, benim de ilk gençliğimle, gençliğimin sonu arasına denk geliyor.

Gençliğimin başında bir yandan gençliğin getirdiği manasız umutlarım, iyi beklentilerim vardı. Öte yandan Atatürk ve Cumhuriyet'ten yana duygu ve düşünceleri olan bir çocuk olarak evhamlarım. Sanırım evhamlarım, haklılık tavlasını çok kez koltuk altına yerleştirdi umutlarımın.

Şimdi tekniğine güvenmediğim o kulaç atma haliyle epey yüzdükten sonra denizin ortasında bir yerlerdeyim. Tıpkı içinde yaşadığım dünya ve ülke gibi. Benden ziyade ülkenin tam olarak denizin neresinde olduğunu tarif etmeye, denize bakarak açıklamaya çalışırsam, sanırım boğulurum. Nefesim de yetmez.

En iyisi kıyıda bir plaj çantası, suda bir duba, bir kayalık bulmalı, bir diğeriyle karıştırmayacağım. Burada daha önce de defalarca kullanmıştım televizyonu. Televizyon, artık yerini internete bıraksa da şu bulunduğumuz ana kadar bize bir şeyleri tarif eden hayatımız içindeki makinaydı.

Şu an televizyonlarda birbirine benzeyen diziler dönüp dönüp yayınlanmakta. Reklamlarına denk gelince hep bir diğeriyle karıştırmana sebep olacak kadar. Aslında aşağı yukarı çoğunda hikayenin akmasını sağlayan unsurlardan biri, genelde adamın cinsel arzularını dizginleyememesi ve diğeri de kahramanların bütün hak ve adalet işlerini meşru yargı dışında bir yerlerde ve şekilde çözmeleri. Elmacık kemikleri temiz, çizgileri belli kirli sakal adamlar ve muhakkak çatalı belirgin kıyafet giyen kadınlar. Bir müddet sonra bir sucuklu yumurta tavasına baktığınızı hissedebilirsiniz.

İşte o dizilerden birinin adı Yasak Elma... Bu diziye dalıp size uzun uzun açıklamalar ve tahliller sunamayacağım. İşte toplum ve ülke olarak nerede olduğumuza dair plajda çanta sadece. Nereye geldiğimize...

Başrolünde Şevval Sam var. Ne zaman denk gelsem hince sırıtıyor. Galiba ayakta kalmakla ve kazanmakla ilgili bir derdi var ve bunun kuvvetiyle sürekli alengirli işler çeviriyor. Hatta bir keresinde denk geldim kocasının sevgilileriyle beraber plan yapıyor, ortak iş görüyor. Youtube'da bu diziyle ilgili değerlendirmede bulunmuş bir hesaba denk gelmiştim sanırım. Dizi karmaşık ilişkiler yumağından ibaret. Neyse ki dizinin geçtiği plazanın duvarları çok net ve beyaz.

Tamam da buraya nereden geldik kulaç ata ata hadi onu da söyle dediğinizi duyar gibiyim. Hayır elbette duymuyorum. Yalan söylüyorum. Maksat yazıya yön vermek.

Bu dizinin başrolünde oynayan Şevval Sam, ben kulaç atmaya başlarken, yani ilk gençliğimde başka bir dizide oynuyordu. Ki o dizinin hakkını veriyordum her hafta. O dizinin adı da canlandırdığı karakterinin adı gibi Gülbeyaz'dı.

Alengirden anlamaz, düşündüğünü pat diye söyleyen, tekne kullanıp balık tutan biriydi. Bir şey hariç. Muhtemelen sevdiğini söyleyemiyordu bir tek. Sam'ın şimdi canlandırdığı karakterin yaşadığı hayatta ise bir tek sevmiyor insanlar ama en çok sevmeyi söyledikten sonra yapılanı edileni yapmaktalar.

Gülbeyaz çok çabuk somurtuyordu ama sahici neşe kaynağıydı. Ama yeni dizide karakterler gülmeye başladılarsa muhakak bir başkasını eziyor, geçiyor, tehlikeye atıyorlar.

Şevval Sam'ın karşısında oynayan erkek karakterler de farklı tabii. Gülbeyaz'da Nejat İşler yalnızdı ama ruhu çok kalabalıktı. Yasak Elma'da ise Talat Bulut'un canlandırdığı karakterin madden etrafı çok kalabalık.

Gülbeyaz dizisindeki aileler Karadeniz'den göçmüştü, Gülbeyaz balıkçılık yapıyordu. Biraz Türkan Şoray'ın Azize'si tadında.

Gülbeyaz'da hatırlanacak bir başka iş ise dizinin müzikleri. Burada Kazım Koyuncu'yu bir daha analım. O diziden birkaç yıl sonra Karadeniz'e baştan başa asfalttan duvar çekildi. Kazım Koyuncu'nun buna verdiği tepkileri hatırlıyorum biraz. Buna imza atan politikacıların zekasını ve vicdanını sorgulamıştı. Çok erken davranmış.

Ha bu arada, Yasak Elma'daki Talat Bulut, en önemli maddi sıçrayışını o yolun ihalelerinde yapan iş insanlarından biridir belki, mesela... İstanbul'da yükselen plazaların, Karadeniz'de insanıyla denizi arasına çekilen set arasında bir ilişki vardır muhakkak.

Gündemin hızından bazen kaybolup bazen boğulabilirsiniz. Nerede olduğunuzu unutabilirsiniz. Bazen bir çanta, bir merdiven iş görebilir. Aşağı yukarı bir tahminde bulunmanızı sağlayabilir.

Bu yazıda mavi gözlü oyuncu Şevval Sam'ı seçtik, misal. Oynadığı iki ayrı diziyi.

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR