22 Ocak 2022 Cumartesi

Duygu Tekdemir

Duygu Tekdemir

dtekdemir@gmail.com
02 Ocak 2018 Salı 18:57

İyi-kötü üzerine bir deneme

İyi insan nedir?
Bu konu üzerinde zaman zaman düşünürüm. 
Elbette kendimi bir odaya kapatıp başımı ellerimin arasına alarak değil.  
Karşılaştığım birtakım olaylar beni bu konuda düşünmeye iter. 
Hani sosyal medyada gezen bir cümle var ya; "İyi insan aklına hiç kötülük getirmeyen insan değildir, aklına kötülük gelse de bunu yapmamayı tercih eden insandır" diye; ben bu fikri bir adım ileriye taşıyorum: "İyi insan hiç kötülük yapmayan insan değildir". 
Sahi kötülük nedir? 
***
Kötülük, iyilik gibi kavramlar üzerinde kafa patlatmadan iyi insanı tanımlayabilir miyiz? 
Birine çok doğru gelen bir davranış, diğerine yanlış, kötü, hatta iğrenç gelebilir. 
Veya çok iyi olduğunu düşündüğünüz bir insanın aslında baskıcı ve bağnaz düşüncelere sahip olduğunu; insancıl gibi görünürken kendisine benzemeyenlere karşı hiç merhametinin olmadığını, size fazlasıyla ters gelebilecek cezalandırma yöntemlerini savunabildiğini, hoşgörüsünün sınırlarının sizin sandığınız kadar geniş olmadığını keşfedebilirsiniz. 
***
Bunları fark etmemeyi seçip onu hala yerlere göklere sığdıramamayı da tercih edebilirsiniz tabi. 
Ya da "kötü" diye kategorize ettiğiniz bir insan değme iyilerin yapmayacağı bir özveri örneği sergilese bile ona karşı yaftalamanızı değiştirme gereği duymayabilirsiniz. 
Bu, insanoğlunun kolaycılığı ve şekilciliğidir. 
Bazen bir şeyi illa adlandırma veya sınıflandırma ihtiyacı hissetmesinin ve bunun ne kadar yüzeysel sonuçları olabileceğini fark edememesinin neticesidir. 
***
Tıpkı bir öğretmenin sınıfındaki öğrencilere çalışkan-tembel diye sığ yakıştırmalar yapması gibi. 
Belki şimdilerde değişmiştir. 
Ama bizim zamanımızda sınıftaki öğrenciler çalışkanlar ve tembeller diye iki gruba ayrılırdı. 
Biz bu durumu hiç yadırgamaz, çalışkanlar grubunda yer alabilmek için canımızı dişimize takardık. 
***
Öğrencilerin farklı farklı yetenekleri olabileceği göz ardı edilir, herkesin kendine has nitelikleri ön plana çıkartılmazdı. 
İşte insanları iyiler-kötüler diye iki kümeye sığdırmaya çalışmamız tam da bu olaya benziyor. 
İyi ve kötü kavramları üzerinde hiç düşünmeden, aslında bize göre doğruları yapanları iyi, bize göre yanlış hareket edenleri ise kötü diye isimlendiriyoruz. 
***
Peki bizim doğrularımızın gerçekten iyi olduğu ne malum? 
Burada evrensel ahlak kavramı giriyor devreye. 
Evrensel ahlakın temel prensipleri nelerdir ve kaynağını nerden alır? Dinler, güçlü birer ahlak kaynağı oluşturmakla beraber; günümüzde kendisini "dindar" olarak tanımlayanların mensubu oldukları dinin emredici yasaklarından uzak kalmadıklarını ve " dindar" sıfatını taşımaya devam ettiklerini görüyoruz. 
***
Demek ki; aslında dinlerin de üstünde bir evrensel ahlak kavramına ve " iyi " tanımına ihtiyacımız var. 
Bunun sebebi dinlerdeki ahlaki kavramların yetersizliği değil; Allah'ın öbür dünyada vadettiği cehennem azabının bile ahlaksızlar için caydırıcılığının olmaması. 
Demek ki bize dışardan bir yönlendirme değil, bir iç motivasyon lazım. Demek ki bize içimizde yaşayan bir ahlak bekçisi lazım: VİCDAN. 
İşte benim size tavsiyem, insanları iyi veya kötü diye değerlendirirken "vicdan" kriterini asla atlamayın. 
Hatta bu, baş kriteriniz olsun. 
Ve bu vicdanın istisnaları olmasın. 
Yoksa o gerçek vicdan değildir. 
***
Mesela insanları bağrına basarken hayvanları ezmesin veya hayvanları sahiplenirken ağaçlarla ilgili de aynı duyarlılığı göstersin. 
Toplumda dışlanan gruplardan ötekileştirerek bahsetmesin. Merhametinin, insafının sınırı olmasın. Hacı Bektaş-ı Veli'nin "İncinsen de incitme" düsturunu kendisine rehber edinmiş olsun.  
Öyle ki; en küçük bir canı, canlıyı incitmemek için kendisi incinmeyi bile göze alabilsin. 
***
Ben böyle insanlarla çok sık karşılaşmıyorum. 
Siz de muhtemelen karşılaşmayacaksınız. 
Ama karşılaşırsanız sakın bırakmayın. 
Tereddütsüz  " iyi " insan budur işte. 
Taklitlerinden sakının.

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR