22 Ocak 2022 Cumartesi

Duygu Tekdemir

Duygu Tekdemir

dtekdemir@gmail.com
24 Aralık 2017 Pazar 18:39

Yeni yıl, yılbaşı, Noel?

Her sene aynı kafa karışıklığını yaşıyoruz toplumca. 
Bütün alışveriş merkezleri süsleniyor, bankalar kampanyalar düzenliyor, çekilişler yapılıyor. 
Peki biz bütün bunları neyi kutlamak için yapıyoruz? 
Her sene bu konuda iki farklı grup karşı karşıya gelip çatışmak zorunda mı? 
***
Şu işin doğrusunu öğrensek ya da karşı tarafı anlamaya çalışsak olmuyor mu? 
Ben kendimi bildim bileli yılbaşı kutlamaları bir kesim tarafından Batı özentiliği ve Hristiyan geleneklerini taklit etmek olarak yaftalanıyor, bu kutlamaları yapanlar da ağır ithamlarla karşı karşıya kalıyorlar. Benim bu konudaki fikrim ise; bırakın isteyen özgür iradesiyle istediğini yapsın. 
İsteyen Mekke’nin fethini kutlasın, isteyen dua ile geçirsin, isteyen dışarıya eğlenmeye çıksın, isteyen evinde portakal yesin. 
***
Mekke’nin fethinin Miladi takvime sabitlenmesi konusuna gelince; bu durumun ideolojik olduğu açıktır. 
Zira; Peygamberimiz Hz. Muhammed’in doğum yıldönümünün de Miladi takvime sabitlenmesinin ( Kutlu Doğum Haftası ) sebeplerini ve sonuçlarını hep beraber ibretle izledik. 
En sonunda, dini özel günlerin Hicri takvim esasına göre kutlanageldiği hatırlandı ve bir takvim yılı içinde iki kere aynı etkinliğin ( Miladi ve Hicri takvime göre ayrı ayrı ) kutlanmasına bu sene son verildi. 
***
Şu anda Hicri değil Miladi takvime göre kutlanan tek dini özel gün olarak Mekke’nin fethi kaldı. 
Ramazan ayı, dini bayramlar, Kandiller, hatta aşure günü Hicri takvime göre belirleniyor ve kutlanıyor. 
Mekke’nin fethinin Miladi 31 Aralık tarihine sabitlenmesinin nedenini tahmin etmek zor değil; amaç aynı gün yapılan yılbaşı kutlamalarına bir alternatif kutlama oluşturmak. 
Diğer İslam ülkelerinde böyle bir kutlama yapılıp yapılmadığı hususu ise araştırılmaya muhtaç.
***
Yılbaşı kutlamalarına gelince, bu kutlamaların Hz. İsa’nın doğum gününü kutlamak amaçlı yapıldığı söylenegelmiştir. 
İşin gerçeğinin bu olmadığını bu iddia sahipleri de gayet iyi bilmekte; ancak tıpkı Black Friday olayında olduğu gibi hem insanları manipüle etmekte hem de bir yanlışı ideolojik amaçlarına öyle uygun düştüğü için senelerdir bile isteye sürdürmektedirler. 
Şu anda kullandığımız takvim, Miladi takvim sistemidir. 
Bu takvim, dünyanın güneşin etrafındaki dönüşünü esas almaktadır. Hicri takvim ise ayın dünyanın etrafındaki hareketine dayalı bir takvim sistemidir ve dünyanın güneş etrafındaki hareketine birebir uymaz.
***
Bu nedenle; bu takvimin kullanımı terk edilerek şu anda dünyada zamanı hatasıza en yakın ölçen takvim sistemi olarak kabul edilen Miladi takvim, Cumhuriyet döneminde kullanılmaya başlanmıştır. 
Bu takvim sistemi de Hz. İsa’nın doğumunu 0 ( SIFIR ) olarak kabul ederek yılları bu olaydan itibaren saymaya başlamıştır. 
Bizim yeni bir yıla geçişimiz olan 31 Aralık-1 Ocak tarihi ile Hz. İsa’nın doğum günü, diğer bir deyişle Noel olarak kutlanan 25 Aralık tarihinin birbirine yakın olmasının TEK nedeni budur. 
Görüldüğü gibi; tarihler yakın olmakla beraber yine denk düşmemekte, Noel 25 Aralık’ta, yılbaşı ise 31 Aralık’ta kutlanmaktadır.
***
Hatta; asıl Noel kutlamaları 24 Aralık’ta Christmas Eve denen akşamda tüm ailenin beraber akşam yemeği yemesi ile başlar. 
Buradan da anlaşılacağı üzere, ne 31 Aralık’ta Noel kutlayan bir Allah’ın kulunu bulabilirsiniz ne de 25 Aralık’ta yeni yıl kutlaması yapanı… 
İşin daha da ilginç tarafı, 24-25 Aralık’ta Noel kutlayan Hristiyanların 31 Aralık’ı 1 Ocak’a bağlayan gece de yeni bir yılın gelişini AYRICA kutlamaları ve meydanlarda toplanmalarıdır. 
Bütün bunlar bize Noel kutlaması ile yeni yılın başlangıcında yapılan kutlamaların birbirinden tamamen farklı olduğunu yeterli netlikte göstermektedir. 
***
Peki bizim kullandığımız takvim neden Hz. İsa’nın doğumunu milat kabul ediyor diye bir soru yöneltebiliriz. 
Buna da hata payı en düşük olan takvimin Batı kültürünün bir ürünü olması nedeniyle cevabını verebiliriz. 
Hicri takvim eğer dünyanın güneşin etrafındaki dönüşünü esas alsaydı ve daha doğru bir tarihleme olanağı sağlasaydı, bugün bütün dünya Hz. Muhammed’in ve diğer Müslümanların Mekke’den Medine’ye göçünün, yani Hicret’in tarihi olan 622’yi 0 ( SIFIR ) olarak kabul edecekti.
***
Şimdi; bütün bu veriler gözümüzün önündeyken hala yılın son gecesinde yeni bir seneye başlamamızın heyecanını hissedenleri Hristiyanların dini bayramını kutlamakla itham edenlerin iyi niyetinden veya konuya vakıf olduklarından söz edebilir miyiz? 
Kaldı ki; İslamiyet’te Hz. İsa da Peygamber olarak kabul edilen, Kur’an’da ismi geçen ve saygı duyulan bir şahsiyettir. 
Bana göre bir Müslüman’ın Kur’an’da ismi geçen bir Peygamberin doğum gününü kutlamasında da bir sakınca yoktur. 
***
Fakat; gerek Antalya Demreli olduğu çoktan ortaya çıkmış hemşehrimiz Noel Baba’ya ve yılbaşı kutlamalarına karşı takınılan şiddeti körükleyici ve nefret söylemi içeren tavır; gerekse bu konuları nedense araştırmaya üşenen halkın her sene aynı dayanaksız manipülasyonlarla yanıltılması ve yılbaşı kutlayanlara karşı kışkırtılması artık kabak tadı vermiştir. 
Toplumun büyük çoğunluğunun ( ben de dahil olmak üzere ) yılbaşı akşamı kutlama namına tek yaptığının milli piyango bileti alıp çekilişi beklemek ve evde televizyon seyredip tombala oynamak olduğu da herkesin malumudur. 
***
Bu davranışların da gelenek, örf ve adetlerimize aykırı bir tarafını göremiyorum ben açıkçası. 
Öyleyse bu hınç neden? 
Bu nefret neden? 
Yeni yıl kutlamasının ve hediyeleşmenin biraz da insanların kışın ortasındaki karanlık günlerde kendilerini iyi hissetmek için bir neşe bahanesi olduğunu, bir rutinden uzaklaşma aracı olduğunu anlayabilmek niçin bu kadar zor? 
Gözlerimizin önündeki kapkara kin perdesini kaldırıp yürek gözüyle görmek neden mümkün olamıyor?
***
Benim yeni yıl anlayışım, önümüzdeki yıl hangi kitapları okuyacağımı düşünmek. 
Benim yeni yıl anlayışım, yepyeni bir başlangıcın heyecanını ve coşkusunu çocukluğumdan beri hiç azalmadan damarlarımda hissedebilmek. 
Benim yeni yıl anlayışım; eskilerde kalmış o nostaljik yılbaşı tebrik kartlarının üzerindeki karlı manzaralar, sokak lambaları ve soğukta üşüyen minicik zavallı serçeler. 
Sizin yeni yıl anlayışınız ne?

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

YORUMLAR

  • Toplam Yorum

Tahir Özcan

25 Aralık 2017 Pazartesi 21:34

Elinize sağlık. Fevkalade net, yalın ve aydınlatıcı olmuş. Ancak okuyanların hemen hepsinin zaten aydınlık zihinli, aynı dünya görüşünden insanlar olduğu gerçeği değişmeyecek. Başarılar dilerim.

Tahir Özcan

25 Aralık 2017 Pazartesi 21:33

Elinize sağlık. Fevkalade net, yalın ve aydınlatıcı olmuş. Ancak okuyanların hemen hepsinin zaten aydınlık zihinli, aynı dünya görüşünden insanlar olduğu gerçeği değişmeyecek. Başarılar dilerim.

nihat namuk

25 Aralık 2017 Pazartesi 14:15

Toplumumuzdaki düşünsel bir yaranın altını çizmişsin. Kimin neye inandığı başkalarını ilgilendirmemeli bence de. Bu güzel düşünceyi ortaya koyduğun için teşekkürler..

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR