24 Ocak 2022 Pazartesi

Taylan Katak

Taylan Katak

m.taylankatak1986@hotmail.com
13 Ocak 2022 Perşembe 16:41

Beyin Göçü

Bir ülkenin geleceğinin teminatı, gençleridir. Gençliğine yatırım yapmayan bir ülkenin geleceği sağlam temeller üzerine kurulamaz. Devletin en önemli görevlerinden birisi hiç şüphesiz yurttaşlarının, bilhassa gençlerinin gelecek kaygısı olmadan huzur içinde yaşamasını sağlamaktır. Kendi vatanından umutlu olmayan kişiler kurtuluşu başkasının vatanında arar.
 Kapitalist sistemde yetişmiş insanlarda bireycilik ön plandadır. Kapitalist eksenli teknolojinin yükselişiyle insanlığın düşüşü ters orantılıdır. İnsanlık için son derece faydalı sonuçları olan teknolojinin kapitalist yorumu kişileri toplumcu düşünceden, fedakarlık duygusundan, insani erdemlerden ve empatiden gün geçtikçe daha da uzaklaştırıp yerine bireyci, çıkarcı, bencil ve fırsatçı kitleler yaratıyor. Oysa ki teknoloji daha insani bir yöntemle dünyanın pek çok sorununa çözüm üretebilir. 
 Konuyu tarihsel diyalektik içerisinde değerlendirdiğimizde karşımıza ilginç bir veri çıkıyor. İlk çağlarda avcılık ve toplayıcılıkla yaşamını sürdüren, teknolojiden ve tıbbi olanaklardan uzak insanlar yaşam koşullarının zorluğu nedeniyle bizden kısa yaşıyorlardı ama yaşadıkları süre içerisinde bugünün insanlarından daha sağlıklıydılar. Günümüzde bir çok imkana ve konfora rağmen insanlık mutlu değil. Depresyon başta olmak üzere ruhsal ve fiziksel hastalıklarda ciddi artış var. İnsanoğlu, insanlık tarihinde görülmemiş bir çalışma temposuyla yaşıyor. Yukarıda atıfta bulunduğum ilk insanlar bile bu kadar yoğun çalışmıyordu. Bir arkaik insanın avcılık ve toplayıcılık dahil günlük çalışma süresi ortalama üç saatti. Sahip olduğumuz imkanlar açısından geçmiş nesillerin çok önündeyiz, peki onlar kadar mutlu muyuz? Bu tartışmaya açık bir konu. 
 Toplumsal düşüncenin yerini bireycilik aldıkça insanlar mutsuzlaşıyorlar. Kişisel çıkarın her şeyden üstün olduğu bir dünya düzeninde savaşlar, haksızlıklar, yağmalar devam eder gider. Bu düzen orman kanunundan farksızdır. Özellikle genç nesillerin bu tuzağa düşmemesi gerekiyor. Popüler kültür yoluyla bize sürekli enjekte edilmeye çalışılan bencilliği ve çıkarcılığı görmeli, buna karşı koymalıyız. 
 Ülkemiz beyin göçünde son yıllarda dünyada üst sıralarda bulunuyor. Özellikle gençler Avrupa, ABD ya da Kanada’ya gitmenin yollarını arıyor. Nitelikli gençlerimizin yeteneklerini ülkeleri için kullanmamaları ve başka bir ülkeye gitmeyi tercih etmeleri üzerinde durmaya değer bir konu. Ülkelerinin geleceğinden kaygı duyan gençlerimiz çareyi refah seviyesi yüksek olan ülkelere gitmekte buluyor. Okumuş, yetişmiş ve ülkesine faydası olabilecek gençlerin kaybedilmesi ülkemiz açısından büyük bir sorun. Ülkeleri gençlere güven vermiyorsa ve gençler yurtdışına gitmeyi bir seçenek olarak görüyorsa bundaki en büyük sorumluluk siyasilerdedir. Yurttaşlarının geleceğe umutla bakamadığı bir ülkede ciddi sorunlar var demektir ve bu sorunları çözmek en başta ülkeyi yöneten siyasilerin görevidir. 
 Türkiye’den diğer ülkelere yaşanan göçte iyi eğitim almış ve maddi olanakları geniş olan kişiler başı çekiyor. Ülkelerine dair umudu olmayan ve burada kendilerine bir gelecek göremeyen kişilerin başka bir ülkede yeni bir hayat kurmak istemesine saygı duymak gerekir. Ülkenin içinde bulunduğu durumla ilgili kaygılarımız o kişilerin kaygılarıyla örtüşebilir. Ama gitmek çare midir? Kişisel olarak belki, ama toplumsal olarak değil. 
 Hepimizin yaşadığı topluma karşı sorumluluğu var. Herkes işine bakarsa, herkes bir yolunu bulup yırtmaya çalışırsa, herkes kapağı yurtdışına atma amacı güderse bu ülkenin geleceğini kim kurtaracak? Unutmayalım ki dedelerimiz de Milli Mücadele’den kaçabilirdi; bu ülkeden bir şey olmaz ben işime bakayım, diyebilirdi. Ama öyle yapmadılar. Canları pahasına savaştılar ve bize bu vatanı bıraktılar. Kurtuluş Savaşı zamanlarında Avrupa’da çok iyi şartlarda yaşayan, üst düzey meslekleri olan, asilzade ailelerine mensup, ekonomik olarak geniş imkanlara sahip pek çok Türk genci sahip olduğu rahat hayatı bırakarak Milli Mücadele’ye katıldı. Dağlarda, tepelerde, binbir zorlukla mücadele edip vatan için sayısız fedakarlıklarda bulundular. Şimdilerde ise elinde diploması, bankada üç beş kuruşu olan bazı kişiler kapağı yurtdışına atmanın derdinde. Nereden nereye geldik… Kariyeri, parayı ve rahatı bırakıp vatan için çarpışan dedelerimizden kapağı yurtdışına atıp yırtmaya çalışan kardeşlerimize… Toplumcu düşüncenin yerini bireyci düşüncenin almasının sonuçlarını yaşıyoruz belki de.
 Gençlerimiz, ülkemizin yetişmiş kadroları, nitelikli kişiler bilgi ve birikimlerini ülkeleri için kullanmalı; ülkeyi yönetenler de bilimsel, akademik ve teknolojik alanda çalışanlar başta olmak üzere, memlekete faydalı olmak için çalışmalar yapan herkese destek olmalı. Ülkemizi aydınlık yarınlara, güzel günlere ulaştıracak olan şey nitelikli kadroların fedakarlıklarıdır. 

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR