14 Nisan 2021 Çarşamba

Taylan Katak

Taylan Katak

m.taylankatak1986@hotmail.com
08 Nisan 2021 Perşembe 17:37

Sosyal erozyon

Dünya değişiyor. Geçmiş dönemlere hiç benzemeyen bambaşka bir çağdayız. Bu çağın iyi tarafları olduğu gibi kötü tarafları da var. 
Teknoloji çok ilerledi ve insanlık tarihinde görülmemiş bir biçimde hayatlarımızın içine girdi. Telefonlarımızdan, tabletlerimizden gözlerimizi alamıyor; garip parmak hareketleriyle dokunmatik ekranlardan dünyayı keşfettiğimizi sanıyoruz.
***

Teknoloji ilerledikçe insani özelliklerimizi kaybediyoruz. Çünkü teknolojinin faydalı taraflarından çok gereksiz ve dahi zararlı taraflarını kullanıyoruz. Oysa sadece faydalı yönlerine odaklansak insanlığa vereceği çok şeyi var aslında teknolojinin. 
İnternetin engin denizlerinde sörf yaparken burnumuzun dibindeki güzellikleri gözümüzden kaçırıyoruz. Bir kuş cıvıltısının, bir dalga sesinin, bir çiçeğin kokusunun vereceği huzurun farkında bile değil çoğumuz.
***

Sosyal medya üzerinden sosyalleşirken sosyal hayatımızın yok oluşunu fark edemiyoruz. Beşeri ilişkiler tarih boyunca olmadığı kadar zayıfladı. Birlik, beraberlik ve dayanışma duyguları örselendi. 
Benmerkezci insan yaratma amacıyla yeni neslin bilinçaltına bencillik pompalayan popüler kültür, amacına büyük ölçüde ulaştı. Halihazırda toplumsallığı değil, bireyciliği önceleyen; çoğunluğun çıkarını değil, kişisel çıkarı önemseyen kişilerin sayısı tarih boyunca olmadığı kadar arttı.
***

Kapitalist ve neo-liberal politikaların sadece ekonomik sonuçları değil, sosyo-politik sonuçları da oldu. Günümüz dünyasında bireyciliği de aşarak giderek bencilleşen kitlelerin artması bunun hazin bir sonucu. 
Yaşanan erozyonu yozlaşma olarak niteleyen pek çok aydın var. Mevcut yozlaşmanın sonucunda kalite algısı da fazlasıyla değişti. Artık başarının kriteri nitelik değil, nicelik.
***

Sokakta görseniz iki dakika düzgün muhabbet edemeyeceğiniz seviyedeki kişilerin sosyal medyada milyonlarca takipçisi var. Ürettiği eserlerle insanlığa katkı sunmaya çalışan nice aydın ise hak ettiği ilgiyi göremiyor. 
Sanatsal değeri olmayan, estetikten uzak, kadın ve erken vücudunu sergileyerek prim yapan, tek numarası erotik danslar olan klipler milyonlarca kişi tarafından izlenirken kalple, ruhla, duyguyla üretilen sanat eserleri yeterli kitlelere ulaşamıyor. 
Entrika, şatafat, gösteriş, şiddet ve cinsellik üzerine kurulu diziler reyting rekorları kırarken gerçekten sağlam ve elle tutulur senaryosu olan yapımlar izlenmediği için yayından kaldırılıyor.
***

Benzer bir durum edebiyat için de geçerli. Kaliteli ve nitelikli eserler değil; edebi değerden yoksun, ticari ürünler okunuyor. 
Eskiden, kitap okuyan insanlar bilgi ve birikimleriyle ışıl ışıl parlarlardı. Bir ortamda konuşmalarıyla ve kişilikleriyle hemen kendilerini fark ettirirlerdi. Artık öyle değil. Onlarca, belki de yüzlerce kitabı yalayıp yutmuş kişileri seviyesiz eylemler ve söylemler içinde görmek mümkün. Kitap okuyanla okumayan arasında kayda değer bir fark kalmadı şimdilerde. Çünkü kitap okuyan kitlenin önemli bir kısmı niteliksiz kitaplar okuyor veya nitelikli kitaplar okusa da günlük hayatta maruz kaldığı popüler kültürün etkisiyle okuduklarını içselleştiremiyor.
***

Konu ile ilgili araştırma yapan çoğu bilim insanına göre sosyal medyada beğeni alma takıntısı sosyal hayattaki başarısızlıktan geliyor. Sosyal hayatında kendisiyle barışık olan kişilerin ise internet ile sosyal medyayı daha sağlıklı ve amacına uygun kullandığı görülüyor. 
Teknoloji, tarih boyunca insanlığa çok şey kattı. Ancak bundan sonra bizden bir şeyler götürmesine izin vermemeliyiz. Özellikle de insani değerlerimizi kaybetmemeliyiz. 
Teknoloji amacına uygun kullanılırsa bu zamana kadar olduğu gibi bundan sonra da bizim için çok yararlı olabilir. İnternet de öyle. Fakat altını çizmekte fayda var: Amacına uygun kullanılırsa… 

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

ÇOK OKUNANLAR